

"Hibeden dönme ve şuf'a'yı düşürme konusunda hile" Yani hibe ve şuf'aya birlikte veya ayrı ayrı hilenin nasıl karıştığı. "Birileri şöyle demiştir: Bir kimse bin dirhem veya daha fazla bir meblağı birisine bağışlasa ve bu para onun yanında yıllarca kalsa, sonra hileye başvurarak. .. " Yani hibe de bulunduğu kişi ile bu konuda anlaşsa demektir. Aksi takdirde hibe ancak onu teslim almakla tamam olur. Karşı taraf hibe edilen malı teslim aldığı takdirde onda tasarruf etmekte muhayyerdir. Hibe yapan kimsenin tas arruftan sonra bundan dönmesi mümkün değildir. Şu halde hilenin işlemesi için hibe edilen malda onun tasarruf etmeyeceğine dair tarafların anlaşması şarttır.
" ... Hibesinden geri dönse her ikisine de zekat yoktur. Bu görüşü ileri süren kişi, hibe konusunda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e muhalefet etmiş ve zekatı düşürmüştür." İbn Battal şöyle der: Kendisine hibe yapılan kimse, malı teslim aldığında ona malik olur. Kendi yanında iken üzerinden bir yıl geçince bütün bilginlere göre zekatını vermesi farz olur. Hibeden dönmeye gelince, çoğunluk nezdinde ancak bir kimse kendi çocuğuna hibede bulunmuşsa bundan dönebilir. Baba, verdiği hibenin üzerinden bir yıl geçtikten sonra bundan dönecek olursa oğlunun zekatını vermesi farz olur. Biz de şunu ekleyelim: Bir yıl dolmadan dönecek olursa dönmesi sahihtir ve zekata esas olan yıl, yeniden başlar. Baba bunu zekatı düşürmek maksadıyla yapacak olursa zekat düşer ancak o günahkar olur. Hilelerin mutlak olarak geçersiz olduğunu söyleyenlerin metoduna göre bir kimsenin hibesinden dönmesi sahih değildir. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hibeden dönmeyi yasaklamıştır. Özellikle buna zekatı düşürme amaçlı bir hile eklenmişse.
"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e muhalefet etmiş ... " yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hadisinin zahirine muhalif olmuştur ki bu, hibeden dönmeyi yasak eden bir ifadedir. İbn Abbas hadisinin açıklaması Hibe bölümünde geçmişti. Şuf'a hakkındaki Cabir hadisi ise Şuf'a bölümünde geçmişti. "Birileri (Hanefiler) "Şuf'a komşuluktan doğar" demiştir. Bunun manası, ortak için nasıl şuf'a hakkı getirilmişse, komşu için de aynı şekilde getirilmiştir demektir.
"Sonra koyduğu bu kaideye yönelerek onu iptal edip ... " yani sözünü ettiği meselede komşu için şuf'a yoktur diyerek koyduğu kaideyi iptal etmiştir. İbn Battal şöyle der: Bu meselenin aslı şudur: Bir kimse bir başkasının bahçeli konağını (dar) satın almak ister ve burayı şuf'a yoluyla komşusunun almasından korkar. Sözkonusu şuf'a'yı düşürme konusunda hilenin nasılolacağını gelip Ebu Hanıfe'ye sorar. Ebu Hanife ona şöyle cevap verir: "O konağın yüzde bir hissesini satın ai. Böylece onun malikine ortak olmuş olursun. Sonra ondan konağın kalanını satın ai. Böylece sen şuf'aya komşudan daha öncelikli hale gelirsin. Çünkü bir malda yüzde şu kadar şeklinde ortak olan kimse o malın şuf'a hakkına komşusundan daha önceliklidir. İmam Ebu Hanife'nin o malın yüzde bir hissesini satın almasını emretmesi, komşunun o yüzde biri -değersiz olduğu ve yararının az olması nedeniyle- satın alma isteği duymayacağından dolayıdır.
İbn Battal şöyle der: Bunda sünnete muhalif herhangi bir taraf yoktur. İmam Buharl'nin maksadı onların çelişkiye düştüklerini vurgulamaktır. Zira Hanefiler komşunun şuf'a hakkı olduğunu "Komşu komşuya en öncelikli şefidir" hadisine dayandırmaktadırlar. Sonra da bunu düşürmek için hile yoluna başvurarak komşu olmayanın şuf'aya komşudan daha öncelikli olmasını gerektiren bir yol izlemektedirler. Hanefilerde meşhur olan görüşe göre sözkonusu hlle Ebu Yusuf' a aittir. Muhammed b. el-Hasen ise şöyle demiştir: Bu ağır bir mekruhluktur. Çünkü şuf' a, şuf' a hakkı doğan kimseye gelecek zararı gidermek için getirilmiştir. Bu hakkı hile ile düşürmeye çalışan kimse başkasına kasten zarar veren mesabesindedir. Bu da mekruhtur. Özellikle müşteri ile şefi arasında bir düşmanlık varsa ve onun ortaklarından zarar görecekse.
Öte yandan bunun yeri şuf' a hakkı doğmadan önce hileye başvuran kimse hakkındadır. Bu hak doğduktan sonra -mal sahibi şefie "Bu malı ai. Benden şuf'a hakkı talep etme" dese ve o kişi de buna razı olsa ve malı alsa şuf'a hakkı doğmamış olur- Böyle bir kimsenin şuf'ası bilginlerin ittifakıyla batıl olur. "Ya parça parça ya da taksit taksit olabilir." Bu şüphe raviden kaynaklanmaktadır. Bundan maksat, ayrı ayrı ödemeler şeklinde taksitlere bölünmüş halde demektir. Çünkü Arapçada "en-necm" muayyen vakit demektir. ' "Evi müşteriye devreder. Müşteri de ona mesela bin dirhem bedel verir.
Böylece şefii için evde bir şuf'a hakkı kalmaz." Sözkonusu bedelin şart koşulmamış olması gerekir. Şefl o evi kıymeti ile alsa bu durumda şuf'a hakkı düşer. Çünkü hibe sırf muavaza akdi (bedelli akİtı değildir. Dolayısıyla o, mirasa benzer. İbnü't-TIn şöyle der: İmam Buhari, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in komşuya verdiği hakkı kendisinin iptal etmesinin helalolmadığını açıklamak istemektedir.
"Birileri şöyle demiştir: Müşteri, evin bir hissesini satın alsa ve şuf'a'yı ortadan kaldırmak istese o hisseyi küçük çocuğuna hibe eder ve ona da yemin verilmez." Çünkü hibeyi ergenlik çağına gelmiş birisine yapsaydı, ona yemin vermek gerekeeekti. Dolayısıyla bu kimse şuf'a hakkını düşürmek için hlleye başvurmuş ve hibeyi küçük çocuğa yapmıştır. İbn Battal şöyle der: Onun böyle söylemesi şundandır. Oğluna bir şey bağışlayan kimse, kendisine mubah olan bir harekette bulunmuş olur. Ergenlik yaşına gelmemiş oğula yapılan hibeyi oğlu adına kendisinden kabul eder. Yeminle şuna işaret edilmektedir: Bir kimse bir yabancıya hibe de bulunsa şefl o yabancıya yapılan hibenin hakiki olduğuna ve şartlarına göre cereyan ettiğine dair yemin verebilir. Ergenlik yaşına gelmemiş çocuk ise yemin etmez. Fakat Malikilere göre çocuk adına hibeyi kabul eden babası bu yemini eder. Yabancıya yapılan hibe ise böyle değildir. İmam Malik'ten nakledilen bir görüşe göre hibe edilen malda mutlak olarak şuf'a cereyan etmez. el-Müdevvene'de böyle kayıtlıdır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.