

Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Hamza şöyle demiştir: Bu hadisten birçok sonuç çıkmaktadır. 1 - Gafil bir kimseye özellikte kişinin yakını ve arkadaşıysa hatırlatmakta bulunmak meşrudur. Çünkü gaflet insanın yapısından kaynaklanan bir şeydir. Dolayısıyla kişinin kendi nefsini ve sevdiklerini hayrı hatırlatarak ve bu konuda yardımcı olarak denetlemesi uygun olur.
2- Hikmetin eseriyle itiraza kudretin eseriyle cevap vermek uygun düşmez. Bir alim vacip olmayan herhangi bir meselede hikmet gereği konuştuğunda hitap ettiği kişi ona karşı delil sunarken, kudretle yetinmelidir. Birinci prensip, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dizine vurmasından, ikincisi açıkça sözlü olarak tepki göstermemesinden anlaşılmaktadır. Şeyh şöyle der: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ali'ye "Tartışmaya en düşkün varlık insandır" cümlesi ile hitap etmedi. Çünkü biliyordu ki Ali, kudretle cevap vermenin hikmetten olmadığından habersiz değildi.
3- Bir kimse başkasına ait bir hususta kendi kendine konuşabilir. 4- insan hayret ettiğinde veya üzüldüğünde vücudunda bazı organlarına vurabilir. 5- Kulluğun gereği, insanın şer'ı bir gereklilik varken ona mazeret aramaması, ancak ihmalkar olduğunu itiraf edip, tövbe ve istiğfara sarılmasıdır. 6- Bu hadisten Hz. Ali'nin apaçık bir fazileti anlaşılmaktadır.
Çünkü o çok alçak gönüllü bir şahsiyettir. Zira bu hadisi değerini bilmeyen bir kimse nezdinde son derece azarlanmasını gerektiren bir üslupla rivayet etmektedir. Ancak o bu duruma aldırmamış ve olayı içindeki dini sonuçlarla birlikte rivayet etmiştir. "Beytü'l-M,idras." Bunun ne demek olduğu. ikrah Bölümünde geçmişti. Hz. Nebi s.a.v.'in cümlenin sonunda "Ben ancak bunu istiyorum" cümlesinin manası şudur: Ben ancak tebliğ ettiğimi ikrar etmenizi istiyorum. Çünkü bana emredilen tebliğ etmektir.
Mühelleb şöyle demiştir: imam Buhari, bunun başlığın ikinci kısmıyla alakalı olduğunu belirttikten sonra şöyle açıklamış oldu: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Yahudilere tebliğde bulunup, onları islama ve bu din e sarılmaya davet etmiş, onlar da "tebliğ ettin" demişler ve ona itaata boyun eğmemişlerdir. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara tebliğde ileri gitmiş, bunu tekrarlamıştır. işte bu en güzel şekilde yapılan mücadeledir. O bu açıklamasıyla Mücahid'in "Ayet Yahudilerden iman etmeyen ve Müslümanlarla anlaşması olan kimseler hakkında inmiştir" şeklindeki görüşüne katılmış olmaktadır. Haberi Taberi nakletmiştir. Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem şöyle demiştir: "Mimmen zaleme minhum" ifadesinden maksat, bulunduğu inanç üzere devam eden kimseler demektir. Katade, bu ayetin kılıç ayetiyle mensuh olduğunu söylemiştir. Taberl'nin sahih bir isnadla nakline göre Mücahid, "Onlar kötü söylerse, siz iyi söyleyin. Ancak içlerinden zulmedenler hariçtir. Onlardan hmcınızı alımz" demiştir.
Taberi "Maksat cizye vermekten kaçınandır" diyen görüşü tercih etmiştir. Taberi şöyle demiştir: Cizye veren de küfründe ısrarlı olduğu için kendi nefsine zulmeden bir kişi olarak buna dahildir. Fakat bu ayetten maksat Müslümanlara zulmedip, onlarla çarpışan ve Müslüman olmaktan kaçınan kimselerdir ya da cizye verenlerdir. Ayette nesh olduğu iddiası bunun delilsiz sabit olmayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Taberi'nin tercih ettiği görüşe göre Yüce Allah açıklamada bulunarak, inat edenlere insaflı bir şekilde delil getirerek ehl-i kitabla mücadele etmeyi emretmektedir. Ayetten anlaşılan, ehl-i kitabla en güzel yol dışında da mücadele etmenin caizliğidir ki bu kılıçla mücadele etmektir .

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.