

"Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in 'Güzelokumakta maharetli olan e'kiramu'l-berere ile beraberdij' sözü." Hadiste geçen "el-mahir" maharetli, işinin ehli demektir. Burada maksat güzel ezberle birlikte güzel tilavettir. "Mea sefereti'l-kirami'l-berere." Ebu Zerr'in rivayeti böyledir. Ancak elKüşmıhenı hadisi "mea's-sefera" şeklinde nakletmiştir. Çoğunluk muhaddislerin rivayetinde de nakil böyledir. Birincisi mevsufun sıfatına izafeti kabilindendir. "Sefera" den maksat katiplerdir.
Kelimenin tekili katip örneğinde olduğu gibi "safir"dir. Kelime gerek vezin, gerek mana itibariyle katip iiI' aynı manayadır. Burada "el-Kiramu'l-berere"den maksat, kuran'ı levh-i mahfuzdan nakledenlerdir. Onlar "el-kiram" yani Allah katında değerli, şerefli olarak nitelenmişlerdir. "el-Berera" günahlardan arınmış, itaatkarlar demektir. "kuran'! seslerinizle zfnetlendiriniz." Buharl'nin maksadı, "tilavet"in "kulun fiili" olduğunu ispat etmektir.
Çünkü kul, tilavetle süsleme, güzelleştirme ve coşturma katmaktadır. Bazen bunların zıtlı da vaki olmaktadır. Bütün bunlar, Buhari'nin maksadını göstermektedir. İbnü'l-Müneyyir buna işaret ederek şöyle demiştir: Hadisi şerh eden, İmam Buharl'nin maksadının kuran'ı güzel sesle okumanın caiz olduğunu vurgulamak olduğunu zannetmiştir. Oysa gerçek böyle değildir. Onun asıl maksadı, tilavetin güzelleştirme, terd', sesi alçaltma, yükseltme ve -Aişe r.anha'nın "Ben adet halinde iken başı kucağımda olduğu halde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kuran okurdu" ifadesinde olduğu gibi- beşeri durumlarla birlikte bulunmak gibi daha önce geçen vasıflarına işaret etmektir. Bütün bunlar, tilavetin okuyan kimsenin fiili olduğunu ve onun, fiillerin nitelendiği şeylerle nitelEmdiğini zaman ve mekan zarflarıyla ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır .
باب: قول الله تعالى: {فاقرؤوا ما تيسَّر منه} /المزمل: 20/. 53. YÜCE ALLAH'IN "O HALDE kuran'DAN KOLAYINIZA GELENİ OKUYUN"(Müzzemmil 20) EMRİ حدثنا يحيى بن بُكَير: حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب: حدثني عروة: أن المسور بن مخرمة وعبد الرحمن بن عبدٍ القاري حدثاه: أنهما سمعا عمر بن الخطاب يقول: سمعت هشام بن حكيم يقرأ سورة الفرقان في حياة رسول الله صلى الله عليه وسلم، فاستمعت لقراءته، فإذا هو يقرأ على حروف كثيرة لم يقرئنيها رسول الله صلى الله عليه وسلم، فكدت أساوره في الصلاة، فتصبَّرت حتى سلَّم، فلبَّبته بردائه، فقلت: من أقرأك هذه السورة التي سمعتك تقرأ؟ قال: أقرأنيها رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقلت: كذبت، أقرأنيها على غير ما قرأت، فانطلقت به أقوده إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقلت: إني سمعت هذا يقرأ سورة الفرقان على حروف لم تقرئنيها، فقال: (أرسله، اقرأ يا هشام).
فقرأ القراءة التي سمعته، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (كذلك أنزلت). ثم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (اقرأ يا عمر). فقرأت التي أقرأني، فقال: (كذلك أنزلت، إن هذا القرآن أنزل على سبعة أحرف، فاقرؤوا ما تيسَّر منه). "Yüce Allah'ın 'O halde kuran'dan kolayınıza geleni okuyun' emri." Burada "kıraat"tan maksat "namaz kılmak" tır. Çünkü kıraat, namazın rükünlerinden biridir. İmam Buhari bu konuda Hz. Ömer'in, Hişam b. Hakım ile, el-Furkan suresinin kıraati konusunda düştükleri ihtilafa yer vermiştir. Bu hadisin geniş açıklaması sayfa 1766 hadis no: 4992 de geçmişti. Bu başlığın ve hadisinin bundan önceki bablarla olan ilişkisi, keyfiyetteki farklılık ve kıraatin onu okuyana nispet edilmesinin caizliği açısındandır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.