

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

imam Buhârî'nin bir rekatta iki sureyi birlikte okumak, surelerin sonunu okumak, okuduğu sureden önceki sureyi okumak, surenin baş kısmını okumak şeklinde kullandığı bâb başlığında dört ayrı konu ele alınmaktadır: Bir rekatta iki surenin okunması konusu İbn Mesud ile Enes hadislerinde rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Surelerin sonunu okumak ise surelerin baş kısmını okumak kapsamında değerlendirilmiştir. Zira her iki durumda da surenin bir kısmı okunmaktadır. Bununla birlikte Hz. Ömer'in kıldırdığı bir namazın ilk rekatında Bakara suresinden yüz yirmi âyet okuduğunu belirten rivayet ile Katâde'nin 'bunun hiçbir sakıncası olmaz, hepsi Allah'ın kitabıdır' şeklindeki görüşü surelerin son kısmının okunabileceğini gösteren deliller olabilir.
Kur'ân'ın sure sıralamasına riayet etmeksizin okunmuş olan sureden önceki sureyi okumak Enes hadisi ile Ahnefin Hz. Ömer'den naklettiği rivayetten çıkarılmış bir sonuçtur. Surenin baş kısmını okumak konusuna ise Abdullah İbnü's-Sâib ile Abdullah İbn Mesud hadisleri işaret etmektedir. İmam Nevevî şöyle demiştir: "Bu hadis, namazda okunmakta olan surenin kesilebileceğini ve surenin sadece bir kısmının okunabileceğini göstermektedir. Fakat İmam Mâlik bunun mekruh olduğu görüşündedir."
İmam Nevevî daha sonra şu açıklamalara yer vermiştir. "İmam Mâlik'in mekruh gördüğü durum bilinçli olarak ve herhangi bir zorunluluk bulunmadığı halde surenin bir kısmını okumakla yetinmektir. Bunun mekruh olduğunu söyleyenler Resulullah'ın öksürük tuttuğu için zorunlu olarak sureyi kesmek durumunda kaldığını ileri sürmüşler ve görüşlerini bu şekilde güçlendirmişlerdir.
Fakat herhangi bir hususa mekruh hükmünü verebilmek için bir delilin sabit olması gerekir. Haddizatında bunun mekruh olduğunu değil, caiz olduğunu gösteren pek çok delil bulunmaktadır. Abdürrezzâk'ın sahih bir sened ile naklettiğine göre Hz. Ebu Bekir ashâb-ı kirama kıldırdığı bir sabah namazında Bakara suresini okumuş ve İki rekatta bu surenin tamamını bitirmiştir. Ashâb-ı kiramın bu konuda aksi görüş beyan etmemesi onların görüş birliği içinde olduğunu (icma) gösterir.
Dârekutnî'nin sağlam (kavî) bir senedle naklettiğine göre Abdullah İbn Abbas kıldırdığı bir namazın her rekatında Fatiha suresi İle birlikte Bakara suresinden birer âyet okumuştur. "Resulullah'ı öksürük tuttu." Resulullah'ın öksürüğe tutulmasına rağmen namazı bozmaması öksürüğün namazı bozmayacağını göstermektedir. Ayrıca öksürük ve benzeri sebeplerle Kur'an okumayı kesip rükuya gitmek, bu şekilde kıraate devam etmekten daha iyidir. Hatta kıraati uzatmanın müstehap olduğu yerlerde kişiyi Öksürük veya gıcık tutarsa okumayı kesip rükuya gitmesi daha evlâdır.
Her rekatta zammi sureden önce İhlas suresini okuyan sahâbî İle cemaatin konuşmak istemesinin sebebi anlaşıldığı kadarıyla şuydu; Onlar, bu sahâbînin Resulullah'tan gördükleri ve öğrendikleri namazdan farklı bir namaz kıldırdığını görmüşlerdi. "Her rekatta İhlas suresini okuyan sahâbî dışında birisinin imam olmasını istememeleri rivayette belirtildiği gibi onun aralarındaki en faziletli insan olduğunu bilmelerinden kaynaklanmış olabileceği gibi Resulullah'ın onu imam olarak tayin etmiş olmasından da kaynaklanabilir.
Nâsirüddin İbnü'l-Müneyyİr bu rivayete dayanarak şöyle demiştir: "Bir kimse Kur'an'dan hoşuna giden ve kendisini cezbeden kısımları özellikle seçebilir ve bunları çokça tekrar edebilir. Bu durum Kur'ân'ın diğer kısımlarını terk edip kenarda bırakmak anlamına gelmez." "Mufassal sureleri okudum" ifadesinde geçen mufassal (ayırılmış) sureler tabiri Kâf suresinden başlayıp Kur'ân'ın sonuna kadar olan sureleri kapsamına alır. Bu surelere mufassal denmesinin sebebi, surelerin sık sık besmele ile birbirinden ayırılmış olmasıdır.
Abdullah Ibn Mesud'un kendisine gelen kişiye "Öyleyse şiir okur gibi acele acele okudun!" demesi Kur'an okurken çok aceleci bir şekilde hareket etmenin uygun olmadığını ve hoş karşılanmadığını göstermektedir. Çünkü bu durum Kur'an okumanın ruhuna aykırıdır. Zira Kur'an okumaktan maksat, okunan âyetlerin anlamını düşünmek ve bunlardan dersler çıkarmaktır. Haddizatında anlamını düşünmeden Kur'an okunmuş olsa bile namazın geçerli olacağı konusunda herhangi bir ihtilaf yoktur. Fakat düşünerek, tefekkür ederek Kur'an okumanın mükâfatı ve ecri daha büyük olur.
Bu rivayete göre sonradan kılınan rekat, önce kılınan rekata göre daha uzun olabilir.