

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

Bu konu başlığı daha önce geçen "Bayram Gününde Mızrak ve Kalkanla Oynamak I Halay Çekmek" şeklindeki konu başlığı ile ilk bakışta çelişiyor görünebilir. Çünkü oyun ile ilgili bu başlık silah taşımanın mubah veya mendup olduğunu gösterirken bu başlık mekruh veya haram olduğunu göstermektedir. Çünkü Abdullah İbn Ömer'in sözünde: "Silah taşınması helal olmayan bir günde..."
ifadesi geçmektedir. Bu farklı rivayetleri şu şekilde uzlaştırmak (cem' etmek) mümkündür: "Birinci durum silah konusunda eğitimli olan ve başkalarına zarar vermesi söz konusu olmayan kişilerle ilgili olduğu halde, ikinci durum silahı gösteriş yapmak, büyüklük taslamak maksadıyla taşıyan veya silah taşırken dikkatli hareket etmeyen ve insanlara zarar verebilecek kişilerle ilgilidir. Özellikle kalabalık yerlerde ve dar sokaklarda bu söz konusu olabilir."
Haccâc İbni Yûsuf es-Sakafî o dönemde Hicaz emîridir. Onun emîr oluşu Abdullah İbnü'z-Zübeyr'in şehid edilmesinden sonradır. "Mızrağı ayağıma saplayan sensin!" Bu söz herhangi bir emre dayanılarak gerçekleştirilen fiilden doğan sonucun bu emri veren kimseye nispet edilebileceğini gösterir. Emri veren kimsenin maksadı bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak olmasa bile hüküm böyledir. Zübeyr'in el-Ensâb’da anlattığına göre: "Abdülmelik, Haccâc'a İbn Ömer'e muhalif uygulamalardan uzak durmasına dair talimat gönderince Haccâc bu durumdan pek hoşlanmadı. Bunun üzerine Abdullah İbn Ömer'i öldürmesi için bir adam görevlendirdi. Adam zehirli bir mızrağı Ibn Ömer'in ayağına sapladı. İşte İbn Ömer birkaç gün bu yüzden hasta yattı ve sonunda öldü. Öldüğünde tarih hicrî 74 yılını gösteriyordu."
Silah taşınması helal olmayan bir günde silahların taşınması emrini kim verdiyse o yaraladı" sözü Haccâc'a îmâ yollu bir kınamadır. Zaten Saîd İbn Cübeyr'in sözü burada kasdedilen kişinin Haccâc olduğunu açıkça göstermektedir. Bununla birlikte benzeri bir olayın veya sorunun birden fazla olması da İhtimal dahilindedir. Belki de İbn Ömer ilk önce îmâ ile Haccâc'a göndermede bulunmuş, Haccâc ikinci defa mızrağı kimin sapladığını sorunca da açıkça mızrağı saplayan sensin demiştir.
KİTABU’L-İYDEYN EK SAYFA – 519-3 باب التبكير إلى العيد. 10. Bayram Namazlarına Erkenden Gitmek -وقال عبد الله بن بسر: إن كنا فرغنا في هذه الساعة، وذلك حين التسبيح. Abdullah İbn Büsr (namaz kılmak mekruh olan vakit çıktıktan sonra kılınan tesbih namazı vaktini kasdederek namazı ağırdan alan imama) şöyle demiştir: "Biz şimdiye kadar bayram namazını çoktan kılmış olurduk."
حدثنا سليمان بن حرب قال: حدثنا شعبة، عن زبيد، عن الشعبي، عن البراء قال: خطبنا النبي صلى الله عليه وسلم يوم النحر قال: (إن أول ما نبدأ به يومنا هذا أن نصلي، ثم نرجع فننحر، فمن فعل ذلك فقد أصاب سنتنا، ومن ذبح قبل أن يصلي فإنما هو لحم عجله لأهله، ليس من النسك في شيء). فقام خالي أبو بردة بن نيار، فقال: يارسول الله، أنا ذبحت قبل أن أصلي، وعندي جذعة خير من مسنة، قال: (اجعلها مكانها، أو قال: أذبحها، ولن تجزي جذعة عن أحد بعدك).
İbn Battal şöyle demiştir: "İslam Hukuku bilginleri (fakîhler) bayram namazlarının güneş doğmadan önce ve güneş doğarken kılınamayacağı konusunda görüş birliği halindedir (icmâ). Bayram namazının kılınacağı vakit, nafile namazın kılınmasının artık caiz olduğu vakittir." Fakat "Bayram namazının ilk vakti güneşin doğduğu andır" diye beyan edilen görüş bu icma İddiasını zedelemektedir.
Bayram namazı vaktinin güneşin tam tepe noktasından batıya doğru yöneldiği an’a (zeval) kadar devam edip etmediği konusu tartışmalıdır. İbn Battal yukarıda zikredilen Abdullah İbn Büsr hadisine dayanarak vaktin zeval anına kadar devam etmeyeceğini söylemiştir. Ancak bu hadisin İbn Battal tarafından işaret edilen bu hükme delaleti açık değildir. İmam Buhârî'nin el-Berâ'dan naklettiği hadiste geçen "Bizim bu günde yapacağımız ilk şey namaz kılmak olacaktır" sözü bayram gününde namaza hazırlanmak ve musallaya gitmek üzere yola çıkmak dışında hiçbir şeyle ilgile-nilmemesİ gerektiğini göstermektedir. Buna bağlı olarak ortaya çıkan sonuç ise şudur: "Namazdan önce namaz dışında hiçbir şey yapmamak. Bu da zorunlu olarak namazı erkenden kılmayı gerektirir."