

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

Mina günleri bayramın ilk günü ile bunu takip eden üç gündür. İmam Buhârînin başlıkta ifade ettiği Arafat'a gidiş günü Zilhİcce'nin dokuzuncu günü sabahıdır. Hattâbî bu günlerde tekbir getirmenin hikmetiyle ilgili olarak şu açıklamaları yapmıştır: keserlerdi. İşte kurbanın sadece Allah için ve Allah'ın adı anılarak kesilmesi gerektiğine İşaret etmek maksadıyla bu günlerde tekbir getirilmesi emredilmiştir.
Hadisten Çıkan Sonuçlar Bu günlerde namazların ardından ve diğer durumlarda tekbir getirmek vaciptir. Fakat bu hükmün ayrıntılarında farklı görüş ve yorumlar bulunmaktadır: Bazı âlimlere göre tekbirler sadece namazların ardından getirilir, bazılarına göre nafilelerden değil sadece farz namazlardan sonra tekbir getirilir. Bazı âlimler İse tekbir getirme görevinin kadınlara değil erkeklere ait olduğunu, tek olarak değil cemaatle getirileceğini, kaza namazlarda değil, vaktinde kılınan namazlardan sonra okunacağını, yolcuya değil mukîm olana ve köyde yaşayanlara değil şehirde İkamet edenlere gerektiğini savunmuşlardır. Fakat İmam Buhârî'nin ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla tekbir getirme görevi herkesi kapsamına alır. Zaten nakletmiş olduğu rivayetler de onu desteklemektedir.
Tekbirin hangi sözlerle getirileceği konusunda nakledilen en sahih rivayet Abdürrezzâk'ın Selmân'dan naklettiği rivayettir: "Allah'ı diyerek yüceltin!" Konuyla ilgili olarak; "Kişi iki defa dedikten sonra der" şeklinde bir görüş de nakledilmiştir. Hz. Ömer'den nakledilen rivayet budur. Abdullah İbn Mesud'tan nakledilen rivayet de buna yakındır. Ahmed İbn Hanbel ile İshâk İbn Râhuye'nin görüşleri de bu doğrultudadır.
KİTABU’L-İYDEYN EK SAYFA – 521-2 باب: الصلاة إلى الحربة يوم العيد. 13. Bayram Gününde Kıble Tarafına Dikilen Mızrağa Doğru Namaz Kılmak حدثنا محمد بن بشار قال: حدثنا عبد الوهاب قال: حدثنا عبيد الله، عن نافع، عن ابن عمر: أن النبي صلى الله عليه وسلم كان تركز الحربة قدامه، يوم الفطر والنحر، ثم يصلي. İmam Buhari burada İbn Ömer hadisinin başka bir varyantını nakletmiştir. Bunu ayrı bir başlık altında ele almasının sebebi ise buradaki hüküm ile 13. başlıkta belirtilen hükmün birbirinden farklı olduğunu vurgulamaktır. Çünkü 13. başlıkta geçen rivayet, sütrenîn namaz kılan kişinin vücudunu tam olarak örtmesinin şart olmadığını göstermektedir. Halbuki bu rivayet bir kimsenin imamın önünden elinde silah olduğu halde geçmesinin meşru olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu rivayetin daha önce zikredilen bayram günlerinde silah taşımamakla ilgili rivayetlerle çeliştiğini söylemek mümkün değildir. Çünkü yerinde de açıklandığı gibi bayram günlerinde silah taşıma yasağı başkalarına zarar vermekle bağlantılıdır.
KİTABU’L-İYDEYN EK SAYFA – 521-3 باب: خروج النساء والحيض إلى المصلى. 15. Hayızlı Olsun Ya Da Olmasın Kadınların Bayram Günlerinde Musallaya Çıkmaları حدثنا عبد الله بن عبد الوهاب قال: حدثناحماد، عن أيوب، عن محمد، عن أم عطية قالت: أمرنا أن نخرج العواتق وذوات الخدور.وعن أيوب، عن حفصة بنحوه، وزاد في حديث حفصة: قال، أو قالت: العواتق وذوات الخدور، ويعتزل الحيض المصلى. Bu rivayet sahâbîlerin bayram namazları için çıkılan musalla alanının belirlemek üzere bir işaret (taş, kütük vs.) kullandıklarını göstermektedir.
İbn Abbâs "Olan biteni göremeyecektim" derken Resûlullah (s.a.v.)'in kadınlara öğüt vermesini kasdetmektedir. Zira yetişkinlerin aksine, çocukların kadınların bulunduğu yerlerde bulunmasına müsaade edilmiştir. İbn Battal şöyle demiştir: "Oyuna dalmayan, şımarıp ortalığı karıştırmayan, namazın önemini kavrayan ve namazı bozacak işlerden uzak duran çocukların musallaya çıkmasına müsaade edilir. Burada İbn Abbâs'ın yaşananları nasıl ayrıntılarıyla hatırlayıp aktardığına dikkat buyurun."
Fakat İbn Battâl'ın bu görüşleri tartışmaya açıktır. Çünkü çocukların musallaya çıkarılmasının amacı onların da bu günün bereketinden istifade etmelerini sağlamak ve İslâm'ın en önemli nişanlarından biri olan bayram gününde mümkün olduğu kadar çok insan toplamaktır. Zaten bu yüzden ileride de açıklanacağı gibi hayızlı kadınların bile musalla’ya gelmelerine müsaade edilmiştir. Bu da göstermektedir ki, namaz kılabilecek durumda olan veya olmayan herkes musallaya gelecektir. Bu durumda ister namaz kılsınlar ister kılmasınlar çocukların oyuna ve eğlenceye dalıp namazın huzurunu kaçırmalarını önleyecek kimseler bulunmalıdır. Ayrıca İbn Abbâs'ın o gün yaşananları çok iyi bir şekilde hatırlaması mutlak olarak yaşının biraz ilerlediğini göstermez; çok zeki olduğu için bunları hatırlıyor olması da mümkündür.
İbn Abbas'ın "hanımlara yöneldi" şeklindeki ifadesi kadınların erkeklerden ayrı olarak bir yerde toplandıklarını göstermektedir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kadınların tarafına giderken yanına Bilali de alması edeptendir. Zira kadınlara öğüt verilirken ve uyarılarda bulunulurken sadece ihtiyaç duyulan kimseler getirilir. Zaten Bilâl de Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in hizmetini gören ve sadakaları toplayan bir görevlidir. Bu anlamda onun orada bulunmasında bir sakınca yoktur. İbn Abbâs ise yaşı küçük olduğu için oraya gidebilmiştir.
KİTABU’L-İYDEYN EK SAYFA – 521-5 باب: موعظة الإمام النساء يوم العيد. 19. İmam'ın Bayram Gününde Kadınlara Öğüt Vermesi حدثني إسحق بن إبراهيم بن نصر قال: حدثنا عبد الرزاق قال: حدثنا ابن جريج قال: أخبرني عطاء، عن جابر بن عبد الله قال: سمعته يقول: قام النبي صلى الله عليه وسلم يوم الفطر فصلى، فبدأ بالصلاة، ثم خطب، فلما فرغ نزل فأتى النساء، فذكرهن، وهو يتوكأ على يد بلال، وبلال باسط ثوبه، يلقي فيه النساء الصدقة.
قلت لعطاء: زكاة يوم الفطر؟ قال: لا، ولكن صدقة يتصدقن حينئذ، تلقي فتخها، ويلقين. قلت: أترى حقا على الإمام ذلك يأتهن ويذكرهن؟ قال: إنه لحق عليهم، وما لهم لا يفعلونه؟ İmamın kadınlara öğüt vermesi, kadınların erkeklerle birlikte hutbeyi dinleyemediği durumlar için söz konusudur. Ata'nın: "Tabiî ki, bu şekilde kadınlara öğüt vermek imamın/ilgili görevlinin boynunun borcudur" şeklindeki sözü, bu görevin Atâ'ya göre imamların vazgeçilmez görevi olduğunu göstermektedir. Zaten bunu fark eden Kâdî Iyâz şöyle demiştir: "Atâ'dan başka bu görüşü savunan kimse yoktur." İmam Nevevî'nin görüşü ise bu görevin müstehap olduğu yönündedir; buna göre herhangi bir mefsedet/kötülük ortaya çıkmayacaksa kadınlara öğüt vermekte bir sakınca olmaz.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) cemaatteki erkeklere oturmalarını işaret etmiştir. Nitekim İmam Müslim'in naklettiği rivayete göre: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem erkeklere oturun anlamında eliyle İşaret etmiştir." Anlaşıldığı kadarıyla Resul-i Ekrem (s.a.v.) hutbe okuduğu yerden başka tarafa yönelince ashâb-ı kiram da kalkmaya yeltenmiş, fakat Resûlullah (s.a.v.) onlara işaret ederek oturmalarını istemiştir. Maksadı ise işini tam olarak bitirince hep birlikte geri dönmektir. Veya sahâbîler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ikalkmca onu takip etmek istemişler fakat Resûlullah (s.a.v.) onlara mgel olmuştur.
Hadisten Çıkan Sonuçlar 1. Kadınlara öğüt vermek, İslâm'ın hükümlerini ve kurallarını öğretmek ve kadınlara vacip olan görevleri hatırlatmak müstehaptır. 2. Kadınları sadaka vermeye teşvik etmek ve bunun için sırf onların bulun-iuğu bir toplantı düzenlemek müstehaptır. Ancak bunun için fitneden ve yanlış anlaşılmalardan uzak, güvenli bir ortam oluşturmak gerekir.
3. Kadınların bayram namazının kılındığı açık alana (musalla) çıkmaları caizdir. 4. Bir kimsenin insanları gayrete getirmek için "Anam - babam sana feda demesinde herhangi bir sakınca yoktur. 5. Sadaka toplamakla görevli olan kişinin sadaka veren kimselere çok yumuşak davranması, iltifat etmesi gerekir. 6. Kadın kendisine ait malı kocasının izni olmaksızın sadaka olarak verebilir.
7. Sadaka vermek azaba engel olur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem önce kadınlara sadaka vermelerini emretmiş ve ardından bunun gerekçesi olarak kocalarının sağladığı nimete karşı nankörlük ettikleri için cehennemdekilerin çoğunun kadınlar olduğunu söylemiştir. 8. Halka nasihat etmek önemli bir görevdir. Nasihat edenin durumuna göre bazen sert İfadeler kullanılabilir. Nasihatin daha etkili olması için konuya uygun olan âyetler okumak gerekebilir. Nitekim Resûlullah (s.a.v.) özellikle kadmlarla İlgili hükümler içeren Mümtehine sûresini okumuştur.
9. İhtiyaç sahiplerine ve yoksullara dağıtmak üzere zenginlerden sadaka istenebilir. Sadaka isteyen kişinin yoksul olup olmaması önemli değildir. 10. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem emri üzerine kadınlar hiç duraksamadan sahip oldukları ve kendilerine göre çok değerli olan takıları sadaka olarak vermişlerdir. Kendi ihtiyaçlarına rağmen Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in emrine hemen uymaları onların makam ve derecelerinin çok yüksek olduğunu, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emirlerine uymak konusunda asla gevşeklik göstermediklerini açıkça ortaya koymaktadır. Allah onların hepsinden razı olsun.
باب: إذا لم يكن لها جلباب في العيد. 20. Kadının Bayramda Üstüne Giyeceği Genişçe Bir Giysisi (Cilbâb) Yoksa حدثنا أبو معمر قال: حدثنا عبد الوارث قال: حدثنا أيوب، عن حفصة بنت سيرين قالت: كنا نمنع جوارينا أن يخرجن يوم العيد، فجاءت امرأة، فنزلت قصر بني خلف، فأتيتها، فحدثت أن زوج أختها غزا مع النبي صلى الله عليه وسلم اثنتي عشرة غزوة، فكانت أختها معه في ست غزوات، فقالت: فكنا نقوم على المرضى ونداوي الكلمى، فقالت: يا رسول الله، على إحدانا بأس إذا لم يكن لها جلبات أن لاتخرج؟ فقال: (لتلبسها صاحبيها من جلبابها، فليشهدن الخير ودعوة المؤمنين).
قالت حفصة: فلما قدمت أم عطية أتيتها فسألتها: أسمعت في كذا وكذا؟ قالت: نعم بأبي، وقلما ذكرت النبي صلى الله عليه وسلم إلا قالت بأبي، قال: (ليخرجن العواتق ذوات الخدور، أو قال: العواتق وذوات الخدور - شك أيوب - والحيض، ويعتزل الحيض المصلى، وليشهدن الخير ودعوة المؤمنين). قالت: فقلت لها: آلحيض؟ قالت: نعم، أليس الحائض تشهد عرفات، وتشهد كذا وتشهد كذا. Bu Hadisten Çıkan Sonuçlar 1. Kadınlar yabancı erkeklerin tedavisi ile ilgilenebilirler. Bu durumda ilacı hazırlayıp getirmek ve doğrudan erkeğe dokunmadan yaralarını sarmak gibi görevleri üstlenebilirler. Fakat ihtiyaç durumunda fitneye de yol açmamak kaydıyla doğrudan müdahalede bulunulabilir.
2. Evlilik çağı yaklaşmış genç kızlar, kendilerine dinin izin verdiği durumlar dışında, dışarıya çıkmamalıdır. 3. Kadınların üstlerine giymek üzere cilbâb hazırlamaları iyi bir davranıştır. 4. Elbisenin ödünç verilmesi mümkündür. 5. Genç olsun ihtiyar olsun bütün kadınların bayram namazlarını görmek için musallaya gitmeleri müstehaptır. Fakat bu konuda selef alimlerinin farklı görüş ve yorumları bulunmaktadır. Kâdî îyâz Hz. Ebu Bekir, Ali ve İbn Ömer'e göre bunun farz olduğunu nakletmiştir. İbn Ebu Şeybe'nin naklettiği rivayete göre Ebu Bekir ile Ali "Akıl sahibi olan herkesin bayram namazları için musallaya çıkması boyunlarının borcudur" demiştir. İşte bu sözde geçen "boyunlarının borcudur" ifadesi bunun farz olduğunu ve başka bir yoruma göre de müstehap hükmünün çok güçlü olduğunu göstermektedir.