

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gadaba geldiğini bildiren Ebu Mes'ud hadîsini Buhârî «İlim», «Namaz» ve «Edeb» bahislerinde; Nesaî «İlim» bahsinde; İbni Mâce dahî aynı bahisde muhtelif râvîlerden, biraz lâfız değişiklikleriyle Ebu Hureyre hadîsini dahi Buhâri «Ezan» bahsinde tahrîc ettiği gibi Ebu Dâvud ile ibn-i Mâce de ayrı ayrı râvîlerden rivayet etmişlerdir. Gerek bu hadîsler, gerekse babımızın bunlardan sonra gelecek hadîsleri imamın namazı vâcib ve sünnetlerini haleldar etmemek şartıyla hafif kıldırması gerektiğini; yalnız kıldığı zaman ise uzatmaya tahammülü bulunan kıraat, rüku, sücud ve teşehhüd gibi rükünleri istediği kadar uzatmakta serbest olduğunu bildirmektedirler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyete gelen zâtın kim olduğu bildirilmediği gibi, kimden şikâyet ettiği dahi beyân edilmemiştir. Şikâyet edilen Hz. Ubey b. Kâb 'tır. Bâzıları şikâyet edenin Hazm b. Übeyy b. Kâ'b; şikâyet edilenin de Hz. Muâz olduğunu söylemişlerse de o kıssa bu değildir. Buharî'de Hz. Ebu Useyd, Mâlik b. Rabîâ'nın oğluna: «Yavrucuğum namazı bize uzun tuttun!» dediği, talik suretiyle rivayet olunmuştur. Aynı taliki İbni Ebü Şeybe dahî rivayet etmiş ve oğlunun Münzir olduğunu tasrîh etmiştir. Bu rivayette Münzir: «Babam benim arkamda namaz kılar ve bazan bana: Yavrucuğum bugün bize «Sâffât» suresini okumakla namazı uzun tuttun» derdi.» demiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hassaten namazı uzun tutan zâta hitâb etmeyip bütün cemaata: «İçinizde namazdan nefret ettirenler var!» buyurması onun kemal-i nezâketine ve lütfü keremine delildir. Cemâat içersinde bir kimseyi utandırmamak için âdetleri dâima bu idi. Yalnız kılan kimse namazını istediği kadar uzatabilir. Çünkü herkes kendinin takat derecesini daha iyi bilir. Teala hastalığı özürlerden saymıştır. Binaenaleyh imam’ın, namazın rükünlerine halel getirmemek şartıyla namazı hafif kıldırması îcabeder. Ashabı kiramdan Enes b. Malik (R.A.), Zübeyr b. Avvâm, Ammâr b. Yâsir ve Ebu Hureyre hazerâtı namaza hafif kıldırırlarmış. Hz. Sad b. Ebî Vakkâs namazı mescidde kıldırdığı vakit rüku ve sücudu hafif tutar; Evinde kıldığı zaman bunları ve bütün namazı uzatırmış. Kendisine niçin böyle yaptığı sorulunca: «Biz, cemâaatın bize uydukları imamlarız.» cevâbını vermiş. Hz. Zübeyr'e dahî: «Siz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı olduğunuz halde neden herkesten ziyâde namazı hafif kıldırıyorsunuz?» diye sorulunca: «Biz şu vesveseci şeytandan önce davranıyoruz demiştir. Hz. Ammâr'ın da: «Bu namazı şeytan vesvese vermeden üzerinizden atın!» dediği rivayet olunur. Hz. Ömer yaralandığı zaman mihraba Abdurrahman b. Avf geçerek en kısa surelerden «Kevser» ile «Nasr» ı okumuştur. Namazın hafif kıldırılması hususunda Ebu Vâkıd-i-Leysî, îbni Mes'ud, Abdullah b. Ömer, Osman b. Ebil-Âs ve Enes (R.A.) hazerâtından da hadîsler rivayet edilmiştir. Ebü Vâkıd hadîsini imam Şâfiî «Müsned» inde tahrîc etmiştir. Bu hadîsde: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı cemaata en hafif şekilde kıldırır, yalnız kılarken en ziyâde uzun tutan o olurdu.» denilmektedir. İbni Mes'ud hadîsini Taberânî El-Evsatında tahrîc etmiştir. Mezkur hadîste: «Hanginiz cemaata İmam olursa namazı hafif kıldırsın Çünkü içlerinde zayıf, yaşlı ve ihtiyaç sahibi olanlar vardır.» buyurulmuştur. îbni Ömer hadîsini sahih bir senetle Nesaî tahrîc etmiştir. Bu hadîste de: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namazı hafif kıldırmamızı emreder ve imam olurdu!» denilmektedir. Hz. Osman ile Enes (R.A.) hadîsleri az sonra görülecektir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.