

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhari, Ebu Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve îbni Mâce «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Hadîs-i şerîf bütün rivayetleri ile tatbikin, yâni rükû'da iki elin avuçlarını birbirine kapayarak dizlerin arasına sıkıştırmanın nesih edildiğine delildir. Gerçi rivayetlerde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi veSellem) 'in bu bâbda sarih bir emri yokdur. Fakat sahâbî'nin «Me'mûr olduk, Nehiy edildik» gibi sözleri emir ve nehiyin kendilerine Allah ve Resûlu tarafından geldiğine hamledilmişdir. Bu gibi sıygalarla rivayet edilen hadîslerin hükmü ulemâ arasında ihtilaflı ise de râcih olan kavle göre merfû' hükmündedirler. Ulemâdan Sevrî, İbni Sîrin, Hasan-ı Basrî, Ebu Hanîfe, İmam Mâlik, İmam Şafiî ve îmam Ahmed ile bu mezheplerin ulemâsı bu hadîsle istidlal ederek namaz kılan bir kimsenin rükû' hâlinde ellerini biribirine kapayıp dizleri arasına sıkıştırmayıp diz kapaklarının üzerine, adetâ onları tutar gibi koyması ve parmaklarının arasını açması gerektiğini söylemişlerdir. Onlar bu husûsda babımız hadîslerinden başka Tahâvî'nin, Ebu Dâvûd'un Tirmizî ve başkalarının rivayet ettikleri hadîslerle de istidlal ederler. Hattâ İbnü'l-Münzir'in, Abdullah b. Ömer (R.A.)'dan kavî bir isnâdla rivayet ettiği bir hadîs'e göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükû'da tatbiki yalnız bir defa yapmışdır. İbni Mes'ûd (Radiyallahu anh) ile İbrahim Nehaî, Alkame, Esved ve Ebî Ubeyde rükû'da ellerin tatbik yapılacağına kail olmuşlardır. Bâzıları yukarıda da işaret ettiğimiz vecihle de Hz. İbni Mes'ûd'un tatbik hadîsinin nesih edildiğini duymadığına kail olmuşlarsa da bu kavil söz götürür. Çünkü İbni Mes'ûd (R.A.) öteden beri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin hizmetinde bulunmuş, ayakkabılarını giydirmiş çıkarmış, vefatına kadar ondan ayrılmamışdır. Binaenaleyh Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in sonraları rükû'da ellerini dizlerinin üzerine koyduğunu onun duymaması ihtimalden uzakdır. Abdürrezzâk'ın Âlkame ile Esved'den rivayet ettiği bir hadîsde: «Biz Abdullah b. Mes'ûd ile namaz kıldık, rükû'da ellerini birbiri üzerine kapayarak dizleri arasına aldı. Sonra Ömer'e tesadüf ederek onunla da namaz kıldık ve ellerimizi birbiri üzerine kapayarak dizlerimizin arasına sıkıştırdık. Ömer (Radiyallahû anh) namazdan çıkınca: Bu vaktiyle bizim yaptığımız bîr işdi sonra terk olundu; dedi; namazı yeniden kılmamızı emretmedi.» denilmekledir. Bu rivayete göre yâ tatbikin nehiy buyurulması kerâhat-ı tenzihiyye içindir yahut namaz kılan muhayyerdir. Nitekim İbni Ebî Şeybe 'nin «Musannef» inde bu hususa dâir Hz. Alî (Radiyallahû anh) 'dan rivayet vardır. Ma'mâfih bâzı rivayetlerde Hz. Âişe'ye tatbikin niçin bırakıldığı sorulduğu; cevaben: «Bu nu yahudiler yaptığı için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan nehiy olundu. dediği bildirilmişdir. Yine bu gibi rivayetlerden anlaşılıyor ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir mes'ele hakkında kendisine vahy gelmediği zaman o mes'eleyi Ehl-i Kitab'ın dinlerine göre halletmeyi tercih buyururmuş. Sonraları, Ehl-i Kitâb'a muhalefet etmesi emir buyurulmuş. Bundan anlaşılıyor ki tatbiki terk etmek tahyîrden yine de evlâdır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.