

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Babımız hadîslerinin îbni Mes'ûd rivayetini Buhari «Namaz» ve «Nuzûr» bahislerinde; Ebu Dâvûd, Nesâi ve. îbni Mâce dahî «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Kılınan namazın öğle mi yoksa ikindi mi olduğu ve keza yapılan yanlışlığın ziyâdemi, noksanını kılmak suretiyle meydana geldiği İhtilaflıdır Bu husûsda şüphe eden râvî îbrâhîm Nehaîdir. Bu zât fakîh îbrâhîm b. Yezîd En-Nehaî değil, İbrahim b. Süveyd El-A'ver En-Nehaî'dır. Hz. Alkame'nin şaşı gözlü diye çattığı zât budur. Taberânî'nin, Talhatü'bnü Musarrif tarikinden tahrîc ettiği rivâyetde kılınan namazın ikindi olduğu ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in dördüncü rek'âtda oturmayıp beşinciye kalktığı onu bitirdikten sonra oturduğu beyân ediliyor. Şû'be'nin, Hammâd'dan onun da îbrâhîm Nehaî'den rivayet ettiği tarîkde ise namazın Öğle olduğu ve beş rek'ât kılındığı beyân edilmektedir. Fahr-i Alem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaptığı hatânın farkına varmamış olmalı ki «Ne o?» diye sormuş. Ortada birşey olup olmadığını anlamak istemişdir. Namazda hatâ ettiği kendisine ihbar edilince hemen kıbleye karşı teşehhüd hey'etinde oturmuş ve iki secde-i sehiv yapmışdır. Namazdan sonra ashâb-ı kirâmına dönerek kısa bir hitabede bulunmuş ezcümle; «Namaz hakkında bir değişme vuku bulsa elbetde ben onu size haber veririm. Lâkin ben de sizin gibi insanım. Sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum; Unuttuğum zaman bana hatırlatın, ilâ ahir...» şeklinde tâlimâtda bulunarak namaz hususunda bir değişiklik olmadığına, ancak kendisinin yanıldığına işaret buyurmuş; sonra secde-i sehiv yapmışdır. Unuttuğu zaman ona hatırlatmak bittabi tesbîh veya benzeri bir şey ile olacakdır. Namazda konuşmak, namazı bozduğu hâlde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in konuştukdan sonra secde-i sehiv yapması namazda konuşmak haram kılınmazdan önceki zamanlara yâni islâmın ilk devirlerine hâmlolunmuşdur. Şekk: Lûgatda yakînin zıddıdır. Istılâhda ise bilinen ve bilinmeyen tarafları müsâvî olan şeydir. Yâni şekk ilimle cehlin arasında olup hiç birine meyletmeme hâlidir. Bir taraf kuvvetli gelirde diğerine tercih edilirse ona zann derler. Kalp iki tarafdan birine iyice yatışır da diğerinden vazgeçerse ona da ekber-i zann ve reyi gâlib derler.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.