

Tahric: Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 4010, 12535 AHMED D.
AÇIKLAMA: Tebuk, Şam ile Medine arasında yarı yolda bulunan bir şehirdir. Medine'den on dört konak uzaktadır. Bir rivayete göre Tebuk gazasına yahudilerden bir cemaat sebeb olmuştur. Bunlar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek «Ya Ebe'l-Kaasim, eğer Nebilik iddiasında doğruyu söylüyorsan, hemen Şam'a git, çünkü Şam Nebiler ve mahşer diyarıdır.» demişler; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de buna inanarak ordusu ile yola çıkmıştı. Maksadı yalnız Şam'a gitmekti. Fakat Tebuk'a vardığı zaman Allah'u Teala: «Az daha seni bu yerden çıkarmak için İz'ac edeceklerdi...» ayet-i kerimesini indirdi ve yahudilerin su-i kasd yapmak istedikleri anlaşıldı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye döndü. O sene Hicaz'da müdhiş bir sıcak ve açlık vardı. Diğer bir rivayete göre bu gazaya sebeb: Bizanslıların büyük bir ordu ile müslümanların üzerine hareket halinde oldukları şaiyasıdır. Bu haberin tahkikine imkan bulunamadığı için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) derhal hazırlanarak yola çıkmıştı. cümlesinin asıl ma'nası: «Ya Resulullah! Bize izin versen de su taşıdığımız develerimizi boğazlasak ve onları hem yesek hem yağlansak » demektir. Ancak buradaki yağlanma ta'birinden maksad araplarca ma'ruf olan yağlanma değil, iç yağlarından istifade etmektir. «Bize izin verirsen», «Müsaade buyurursan» gibi sözler büyüklere karşı gösterilecek en güzel terbiye ve nezaket örnekleridir. Büyüklere emir sîgası kullanarak: «Şunu yap» dememelidir. Deriden yapılan yaygı ma'nasma. gelen nita' kelimesi: nata', nat' ve nif şekillerinde de okunabilir. NEVEVİ ŞERHİ: "Tebuk gazvesi günü ... " Bu şekilde "Tebuk gazvesi günü" diye zaptettik. Burada "gün"den maksat vakit ve zamandır. Yoksa tan yerinin ağarması ile güneş batımı arasındaki süre değildir. Usullerin çoğunda ya da çoğunluğunda burada "gün" den söz edilmemiştir. "Gazve" lafzı bazen "gazat" diye de telaffuz edilir. Tebuk ise Şam topraklarının (Arap yarım adasına) en yakın olan yerlerindendir. O gün insanlar ileri derecede aç kalmışlardı (el-meca'e). (11224) "Ey Allah'ın Resulü, bize ... izin versen ... " Hadiste geçen "nevadıh" su taşıyan develer demektir. Ebu Ubeyd bunların tekil erkeğine "nadıh" dişiline ise "nadıha" denir demiştir. et-Tahrir sahibi der ki: "Yağından sürünsek" ifadesinden kasıt bilinen yağ sürmek değildir. Bu, onların iç yağlarından yağ çıkartalım, demektir. "Bize izin versen" ibaresi ise, büyüklere hitapta uyulması gereken en güzel edep ve onlardan en terbiyeli bir şekilde dilekte bulunmak ifadesidir. Keşke şunu yapsan yahut böyle bir emir versen, keşke buna izin versen, buna işaret buyursan, denilir. Yani böyle bir şey yaparsan hayırlı olur, doğru olur, sağlam bir görüş olur, açık bir faydası olur ve benzeri anlamlar ifade eder. Bu, Arapların bÜyüklere şunu yap diye emir kipi kullanmalarından daha güzel bir ifade şeklidir. Bundan anlaşıldığı üzere Gazaya katılan askerlerin savaşta kendileri için destek olan bineklerini imam'ın izni olmadan telef etmemeleri gerektiği ve -açık bir masıahat görmesi yahut bir kötülükten korkması hali dışında- kendilerine istedikleri izni vermemesi gerektiği anlaşılmaktadır. "Ömer gelip ... binekler azalır, dedi." Bu ifadeden imamlara ve başkanlara görüş belirtmenin caiz olduğu, fazileti daha az olanın eğer kendisince bir masiahat görülecek olursa, onların gördüklerinden farklı kanaatini kendilerine açıklayabileceği ve onlara yapılmasını emrettikleri bir işi iptal etmesini ona teklif etmesinin caiz olduğu anlaşılmaktadır. Burada "ez-zahr (sırt)"den maksat, binek hayvanlarıdır. Onlara bu adın veriliş sebebi sırtlarına binilmesi yahut yolculukta onların yardımının ve desteğinin alınmasıdır. "Sonra onlar için ... dua et. Belki Allah bunda yaratır, takdir eder." Gördüğümüz asıl nüshalarda bu şekildedir. Bunda şu takdirde hazfedilmiş bir ifade vardır: Olur ki Allah bunda bir bereket yahut bir hayır -ya da buna benzer bir takdir- yaratır demektir. "Bereket"in asıl anlamı hayrın çokluğu ve sabit olmasıdır. "Tebarekallah" ise hayır onun nezdinde sabittir demektir, başka şekilde de açıklanmıştır. (11225)

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.