

Tahric: Buhari, 128; Tuhfetu'l-Eşraf, 1363
NEVEVİ ŞERHİ İÇİN TIKLA AÇIKLAMA: Hadis müttefekun aleyhtir. Buharı onu ilim bahsinde zikretmiştir. Hz. Muaz'ın şu hareketi gösteriyor ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hadisi başkalarına haber vermekten kendisini tahrimen men etmemiş, zira tahrimen men etse idi onu ebediyyen kimseye söylemezdi. Kaadi iyad şöyle diyor: «İhtimal ki Muaz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den nehî ma'nasını anlamamıştır. Lakin Ebu Hureyre 'nin rivayet ettiği: (Allah'dan başka ilah olmadığına kalbi kanarak şehadet getiren kime rastlarsan onu hemen cennetle müjdele...» hadisinin delaletiyle ashaba yapmak istediği tebşirden burada azmi kırılmıştır. Yahud hadisin ma'nası şudur: İhtimal Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Hz. Ebu Hüreyre'ye emir verdiğini Muaz (Radiyallahu anh) bu hadiseden sonra duymuş da bildiği bir ilmi gizlemiş ve bu sebeple günaha girmiş olmaktan korkmuştur. Yahud Muaz (Radiyallahu anh) nehyi: (herkese, yaymamak) ma'nasına hamletmiştir.» Ebu Amr İbni Salah bu son ihtimali ihtiyar etmiş ve şunu söylemiştir: .«Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu haberi bilgisi ve tecrübesi olmayan bazı toy kimseler duyar da aldanarak, buna i'timad eder ve ameli bırakırlar endişesiyle Muaz (Radiyallahu anh) 'a umumi müjdeyi men'etmiş, fakat aldanmayacaklarından ve i'timad edip ibadetleri bırakmayacaklarından emin olduğu ehl-i marifetten bazı zevata hususî olarak haber vermiştir. Onu Muaz'a da haber vermiş; o da ayni yolu tutarak bu haberi ehil gördüğü hususî zevata haber vermiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ebu Hüreyre hadisinde emrettiği tebşir ictihad değişmesindendir. Filvaki' Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ictihad hem caizdi; hem de muhakkikin ulemaya göre vaki'di. Onun diğer müctehidler üzerine meziyyeti vardır. O içtihadında hata ederse, hatası ürerine bırakılmaz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e içtihadı caiz görmeyen ve: «Ona dinî hususatta vahiyden başka suretle konuşmak caiz değildir...» diyenlere göre ise Ömer (Radiyallahu anh) iîe konuşurken ona cevap verdiği şekilde vahiy inerek sabık vahyi neshetmiş olması mümkündür...» Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in içtihadı meselesi etrafında tafsilat vardır. Dünyevî hususlara dair ictihadda bulunmasının caiz olduğunda bütün ulema müttefiktirler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bilfiil bu guna ictihadlarda bulunmuştur. Dinî hususlarda dahi ekseri-i ulemaya göre ictihad edebilir. Zira ictihad Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den başkalarına caiz olunca Ona caiz olması evleviyyette kalır. Cübbai ile oğluna ve İmamiyye taifesine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dinî ahkam hususunda ictihad caiz dağildir. çünkü o yakînen bilmeye muktedirdir. Bazıları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkında yalnız harplerde içtihadı caiz görürler, sair umurda İçtihadının caiz olmadığına kaildirler. Bir takımları da hangi hususa aid olursa olsun ictihad etmesinin caiz olup olmadığına dair bir şey söyleyemeyip tevakkuf etmişlerdir, İmamul Haremeyn bunlardandır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in ictihad etmesini caiz gören cumhur da bilfiil ictihad edip etmediğinde ihtilafa düşmüşlerdir. Ekseriyete göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ictihad etmiştir. Bazıları ictihad etmediğine kail olmuş; bir takımları da tevakkuf etmişlerdir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'e içtihadın caiz olduğuna ve bilfiil ictihad ettiğine kail olan- ekser-i ulema dahî içtihadında hata etmek caiz midir değil midir meselesinde ihtilaf etmişlerdir. Muhakkik ulemaya göre caiz değildir. Bir çok ulemaya göre caiz ise de hatası üzerine ikrar edilmez; bilakis hatası kendisine tenbih olunur.
147 NOLU HADİS İÇİN Müslim (rahimehullah) dedi ki: "Bana İshak b. Mansur tahdis etti. .. Bize Enes b. Malik (r.a.) tahdis etti." Bu senetteki ravilerin -İshak dışındatamamı Basralıdır, o ise Neysaburludur. Bu durumda benimle Muaz b. Hişam arasında senette yer alanlar Neysaburlu, geri kalanları ise Basralı demektir. "Muaz ölümüne yakın günahtan kurtulmak için bunu haber verdi." Dilciler der ki: Bir kimse günahtan kendisiyle kurtulacağı bir iş yapacak olursa bunu anlatmak için "teesseme" fiili kullanılır. "Teharrece" fiili ise üzerinden hareci (vebali, zorluğu) izale etti. Tehannese ise üzerinden günahı izale etti, demektir. "Muaz günahtan kurtulmak için" ifadesinin anlamı da şudur: (1/240) Kendisi ölümü ile elden kaçırılacağından ve kaybolacağından korktuğu bir bilgi bellemiş idi. İlmi gizleyen ve sünnetini tebliğ hususunda Hasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrine uymayan bir kişi olacağından ve buna bağlı olarak günaha gireceğinden korktu. Bundan dolayı ihtiyatlı davranarak günaha girmek korkusuyla bu sünneti haber verdi, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kendisine bunu haber vermesini yasaklamasının haram anlamında olmadığını da bilerek bunu yaptı. Kadı Iyaz (rahimehullah) dedi ki: Muhtemelen Muaz, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bunu bildirmeyi yasakladığı anlamını çıkarmamışlır. Aksine bu yasağı ile onun kendilerine müjde vermek şeklindeki kararlılığını kırmak istediği manasını çıkarmıştır. Buna delil de Ebu Hureyre (r.a.)'ın rivayet ettiği hadisteki: "Kalbinden kesin inanarak Allah 'tan başka hiçbir ilah olmadığına şaMdet getiren kiminle karşılaşırsan ona cenneti müjdele" ifadeleridir. (Kadı Iyaz devamla) dedi ki: Ya da bunun anlamı şudur: Bundan sonra kendisine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Ebu Hureyre'ye verdiği emir ulaşınca bildiği bir bilgiyi gizlemekten ve böylelikle günaha girmekten korktu. Yahut yasağı bunu etrafa yaygınlaştırmak hakkında yorumlamış da olabilir. Bu güçlü bir açıklama şeklidir. Şeyh Ebu Amr b. es-Salah (rahimehullah) bunu tercih ederek şöyle demiştir: Onu genelolarak herkese müjde vermekten alıkoyan bu sözü bilgisi ve doğru anlayışı bulunmayan kimselerin duyup buna aldanarak bel bağlayacağından korkması alıkoydu. Fakat bu hususta aldanmayacağından ve buna bel bağlamayacağından emin olduğu bilgi sahibi kimselere de özelolarak bunu haber verdi. Böylelikle o bunu Muaz'a haber verdi, Muaz da bu yolu izledi, buna ehil gördüğü özel kimselere bunu haber verdi. (Devamla) dedi ki: Ebu Hureyre (r.a.)'ın rivayet ettiği hadiste Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ona müjdelemesini emretmesi ise, içtihadın değişmesi türünden bir tutumdur. Muhakkiklere göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in içtihad etmesi caizdi ve fiilen de içtihad etmiştir. Onun diğer müçtehitlerden içtihadında hata üzere bırakılmaması gibi bir ayrıcalığı bulunmaktadır. Bunu kabul ermeyip, O'nun dini hususlarda vahye dayalı olmadan söz söylemesi caiz değildir diyenlerin kanaatine gelince, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Ömer (r.a.) ile muhatap olduğu esnada ilk olarak söylediklerini kendisine bildiren vahyi nesheden, ona verdiği cevabı teşkil eden bir başka vahiy inmiş demektir. Şeyh İbnu's-Salah'ın açıklaması bunlardır. Bu mesele -yani onun (sallallahu aIeyhi ve sellem) içtihad ermesi meselesi- ile ilgili bilinen etraflı açıklamalar vardır. Dünya ile ilgili hususlara gelince ilim adamları (Allah onlardan razı olsun) bu hususlarda O'nun içtihad ermesinin caiz olduğu ve fiilen de içtihad ettiği üzerinde ittifak ermişlerdir. Din ile ilgili hükümlere gelince, ilim adamları çoğunlukla O'nun (saIlallahu aleyhi ve sellem) içtihad ermesinin caiz olduğunu kabul ermişlerdir çünkü içtihad başkası için caiz olduğuna göre onun için öncelikle caizdir. Bir topluluk ise: O kesin bir bilgi sahibi olabilecek durumda olduğundan ötürü içtihad onun için caiz değildir, demişlerdir. Bazıları da: Yalnız savaşlarda içtihad ermesi caizdir, başka hususlarda değildir demiştir. Diğer başkaları ise bu hususta herhangi bir kanaat belirrmekten kaçınmıştır. İçtihad ermesinin caiz olduğunu kabul eden cumhur ise bunun fiilen gerçekleşip, gerçekleşmediği hususunda farklı kanaatlere sahiptir. Bunu kabul edenlerin çoğunluğu bu fiilen olmuştur derken, diğerleri olmamıştır demiş, bir kısmı da herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Caiz olup, fiilen gerçekleştiğini söyleyen çoğunluk da ayrıca O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hata etmesi caiz miydi, değil miydi, diye ihtilaf ermişlerdir. Muhakkikler O' nun hata ermesinin caiz olmadığı kanaatindedirler. Çoğunluk ise caiz (mümkün) olduğu ama başkasından farklı olarak hata üzere bırakılmadığı kanaatindedirler. (1/241) Burası ise bu meselenin etraflı bir şekilde ele alınacağı yer değildir. Allah en iyi bilendir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.