

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhârî «Taksîr-i salât» bahsinde; Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbni Mâce «namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. «Tesbîhde bulunuyorlar.» tâbirinden murâd, revâtip denilen nâfilelef yâni vakit namazlarının sünnetleridir. Bu hadîslerde geçen tesbîh'den murâd, hep bu namazlardır. Hz. Abdullah b. Ömer'in: «Ben tesbîh yapacak olsam mutlaka namazımı tamamlardım!» sözünün mânâsı: «Ben nafile kılacak olsam farz namazı dört rek'ât olarak tamamlardım. Bu benim için daha makbul olurdu. Lâkin ben bunların ikisine de kaail değilim. Seferde sünnet vech üzere namaz, dört rek'âtlı farzları iki kılmak; nafileleri de terk etmekle olur.» demekdir. İbni Ömer (Radiyallahû anh) buradaki nafileden de beş vaktin sünnetlerini kasdetmişdir. Yoksa onlardan başka nafileleri seferde kendisi de kılardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dahî bu gûnâ nafileleri kıldığı rivayet olunmuşdur. Ulemâ beş vaktin sünnetlerinden başka nafile namazların seferde kılınabileceğine ittifak etmişlerdir. İhtilâf beş vakit namazın sünnetleri hakkındadır. Hz. Abdullah b. Ömer ile diğer bâzı ulemâya göre seferde vakit sünnetlerini kılmak mekruhdur. Ashâb-ı kiramdan bâzıları seferde sünnet namazların kılınacağına kaail olmuşlardır. Ebû Hanîfe, imam Ahmed, Şafiî ve ekseri ulemânın mezhepleri de budur. Hanefîler 'den Serahsî'nin «EI-Melbsût» nâmındaki eseri ile «El-Hidâye» de: «Sünnetlerde kısaltma yokdur. Ulemâ efdal olan hakkında söz etmiş; bâzıları ruhsatla amel ederek, sünnetleri terk etmenin efdal olduğunu; bir takımları da Allah'a tekarrub için onları kılmanın efdal olacağını söylemişlerdir.» denilmektedir. Yine Hanefîler 'den Hindîvâhi'nin beyânına göre, bir yerde mola verildiği zaman sünnetleri kılmak efdal; yürüyüş hâlinde ise terk etmek efdaldır. Hişâm: «İmam Muhammed'i seferde namaz kılarken çok gördüm. Öğle'den evvel ve sonra sünnet kılmıyor; Fakat sabah ile akşam namazının ikişer rek'ât sünnetini hiç bırakmıyordu. İkindi ile yatsı'dan önce nafile kıldığını görmedim. Yatsıyı kılar; sonra vitr'e geçerdi.» demişdir. Nevevî diyor ki: «İhtimâl Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetleri konakladığı yerde kılar da İbni Ömer görmezdi. Zîra nafileyi evde kılmak efdaldır. Yahut sünnetlerin bazen terk edilebileceğine tenbîh için onları bâzı vakitlerde kılmamışdır.» Sünnetlerin terk edileceğine kaail olanların istidlal makamında: «Sünnetler meşru olmuş olsa farzı dört olarak tamamlamak daha yerinde bir iş olurdu.» sözlerine karşı, Nevevî şu cevâbı vermektedir: «Farz kesin olarak meşrudur. Şayet tam olarak dört rek'ât üzerinden kılınması meşru olsa seferde bütün farz namazların tam olarak kılınması icâb ederdi. Nafile ise mükellefin re'yine bırakılmışdir. Bu bâb'da rifku mülâyemet. onun meşru olmasını gerektirir. Mükellef isterse kılar ve sevap kazanır; isterse kılmaz ve kılmadığından dolayı ona hiç bir şey lâzım gelmez.»

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.