

Tahric: Buhari, 15; Nesai, 5028; İbn Mace, 67; Tuhfetu'l-Eşraf, 1249
NEVEVİ ŞERHİ İÇİN TIKLA A.DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Hattabî diyor ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hadîsi ile tabiî sevgiyi değil, ihtiyarî sevgiyi kasdetmiştir. Çünkü insanın kendini sevmesi bir tabiattır; onu ters çevirmeye imkan yoktur. Hadîsin ma'nası şudur: «Bana taat uğrunda nefsini telef etmedikçe ve benim rızamı helakin pahasına da olsa kendi heva ve hevesine tercih eylemedikçe beni sevme davasında doğruyu söylemiş olmazsın...» Yani iman-ı kamil sahibi bir mü'minin üzerinde Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in hakkı, babasının, oğlunun ve bütün insanların hakkından daha büyüktür. Çünkü biz ebedi cehennemden ancak onun sayesinde kurtulmuş; hidayete onun sayesinde ermişizdir...» Acaba bu hadîsde insanın canı niçin zikredilmemiştir? Halbuki ALLAH Teala: «Nebi mü'minlere kendi nefislerinden daha Heridir...» buyurmuştur. Binaenaleyh Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i canından daha çok sevmek her mü'minin borcudur? Bu sualin cevabı şudur: Bir kimsenin nazarında Allah'ın yarattığı en kıymetli hatta çok defa canından bile kıymetli varlık baba ile çocuk olduğundan hadîs-i şerifde temsil suretiyle onlar zikredilmişlerdir. Ma'na şudur: «Ben kendisine en sevdiği şeylerden daha sevgili olmadıkça bir kimsenin imanı kamil olamaz.» En sevdiği şeylerin içinde bittabi' can da vardır. Sevdiği şeylerin hükmü bu olunca sevmediği şeylerin hükmü kendiliğinden anlaşılır. Yahud mü slümanm Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i canından daha çok sevmesi icabettiği başka delillerden ma'lum olduğu için burada can zikredilmemiştir. Hadîs-i şerifde baba ile çocuk zikredilmiş; anne ile kız zikredilmemişse de çocuk kelimesi hem oğlana hem kıza şamildir. Annenin zikredilmemesi ya babanın zikrinden anlaşılacağı yahud onun hükmü başka delilden ma'lum olduğu İçindir. Babanın çocuktan evvel zikredilmesi dahi ekseriyete nazarandır. Yani babalar sayı itibariyle çokturlar. Çünkü her çocuğun babası vardır; Fakat her babanın çocuğu yoktur. Babayı ta'zim cihetine bakarak evvel zikretmiş de olabilir. Çocuğun evvel zikredildiği yerlerde ise şefkat ve merhamet ciheti nazar-ı itibar alınmıştır.
166, 167 NOLU HADİSLER İÇİN "Hiçbir kul ... ailesinden, malından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe" diğer rivayette ise "çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan" buyruğu ile ilgili olarak İmam Ebu Süleyman el-Hattabi şöyle diyor: Bununla tabiat gereği sevgiyi kastetmemiştir. Aksine bununla ihtiyar (irade ve seçim) ile ortaya çıkan sevgiyi kastetmiştir. Çünkü insanın kendisini sevmesi tabiatının bir gereğidir. Bu hususta onun kalbini etkilemenin yolu yoktur. Buna göre buyruğun manası şudur: Sen kendi nefsini bana itaat uğrunda yok etmedikçe benim rızamı -bu uğurda ölecek dahi olsan- kendi arzuna tercih etmedikçe beni sevmek iddian doğru değildir. Hattabi'nin ifadeleri bunlardır. İbn Battal, Kadı lyaz ve başkaları -Allah' ın rahmeti onlara olsun- şöyle demişlerdir: Muhabbet (sevgi) üç kısımdır. Büyük görmek ve tazim etmek sevgisi -babayı sevmek gibi-, şefkat ve merhamet sevgisi -çocuk sevgisi gibi-, benzerlik ve güzel bulmak sevgisi -diğer insanları sevmek gibi-o Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise kendi sevgisinde bütün sevgi türlerini toplamıştır. İbn Battal (rahimehullah) dedi ki: (2/15) Hadisin anlamı şudur: İmanını kemale erdirmiş olan bir kimse Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kendi üzerindeki hakkının babasının, oğlunun ve bütün insanların hakkından daha ileri olduğunu bilir. Çünkü biz onun vesilesiyle ateşten kurtulduk ve onunla sapıklıktan hidayet bulduk. Kadı Iyaz (rahimehullah) dedi ki: Onun sünnetini desteklemek, şeriatını korumak, o hayatta iken ben de onun uğrunda malımı, canımı feda etseydim diye temenni etmek onu sevmekten ileri gelir. Sözünü ettiğimiz bu husus açıkça anlaşılırsa hakiki imanın ancak bununla tamam olabileceği ve Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in değerini ve konumunu, babadan, evlattan, iyilik yapandan ve üstün tutulandan gerçek manada yüksek tutmadıkça imanın sahih olamayacağı da açıklık kazanmış olur. Buna inanmayarak bunun dışında bir inanca sahip olan bir kimse ise mümin değildir. Kadı Iyaz (rahimehullah)'ın ifadeleri bunlardır. Allah en iyi bilendir. Bu hadisin isnadına gelince, Müslim (rahimehullah) dedi ki: "Bize Şeyban b. Ebu Şeybe de tahdis etti ... Enes'ten" Yine Müslim (diğer senette): "Bize Muhammed b. el-Müsenna ile İbn Beşşar da tahdis etti. .. Enes'ten." Bu iki isnadın ravilerinin tamamı Basralıdır. Burada anılan Şeyban b. Ebu Şeybe, Müslim'in kendisinden çok yerde rivayet nakletmiş olduğu Şeyban b. Ferruh'tur. Doğruyu en iyi bilen Allah'tır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.