

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Görülüyor ki, babımızın buraya kadar olan hadîsleri hep Hz. Âişe (Radiyallahû anha) 'dan rivayet olunmuşdur. Bunların bâzılarını Buhârî «Kitâbü't-Teheccüd» de, bâzılarını da «Kitâbü Taksîri's-Salât» da; Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî dahî «Kitâbü's-Salât» da muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Babımızın, birinci hadîsinde Âişe (Radiyallahû anha) 'ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ne kadar nafile namaz kıldığı sorulmakda; o dâ öğleden evvel dört, öğleden sonra iki, akşam namazından sonra iki; yatsı namazından sonra dahî iki rek'ât olmak üzere on rek'ât sünnet namaz kıldığını ve ayrıca geceleyin dokuz rek'ât namaz daha kıldığını, vitrin de bunlarda dâhil olduğunu bildirmektedir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'in, gece namazı hakkında muhtelif rivayetler vardır. Buhârî 'nin bir rivayetinde geceleyin onbir rek'ât namaz kıldığı; Âişe'den, Ebû Davud'un tahrîc ettiği bir rivayette onüç rek'ât; yine Âişe (Radiyallahû anha) 'dan, bir rivayete göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in son zamanlarında vitr'i, dokuz rek'ât kıldığı anlaşılmaktadır. Hz. Aişe'nin muhtelif rivayetlerinden anlaşılıyor ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vaktiyle gece namazını onüç rek'ât kılarmış; sonra yaşlanarak biraz da et tuttuktan sonra dokuz kılmağa başlamış. Yalanız Aişe r.a., bu namazların hepsine birden vitir demişdir. Hâlbuki vitir namazı, onların yalnız üç rek'âtidır. Buradaki hadîslerde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaşlandığını ifâde için «Kebire, hatame, beddene» gibi kelimeler kullanılmişdır. Esâs itibari iie Kebire: Yaşlandı; hatame: kırdı; beddene: Semizledi, etlendi; mânâlarına gelirlerse de, burada hepsi yaşının ilerlemesi, vücûdunun ağırlaşması mânâsında kullanılmışlardır. Hz. Abdullah b. Şakik'in bahsettiği Fâris'den murâd: Acemistan'dır. Bâzıları Hz. Âişe'nin, Acemistan'a gitmediğinden bahsederek, bu kelimenin yalnışlıkla hadîse geçtiğini, doğrusunun Fâris değil; Nekaaris olduğunu iddia etmişlerdir. Nekaaris, ayak mafsallarına arız olan bir nev'î hastalıkdır. Fakat Kaadı İyâz, bu kelime hakkında; Yanlışlık iddia edenlerin yanıldıklarını söylemiş ve: «Hz. Abdullah'ın, bu suâli Âişe (Radiyallahu anha)'ya Acemistan'da sormuş olması lâzım gelmez. O, suâlini Acemistan'dan döndükten sonra Medine'de sormuşdur. Hadîsin zahiri, bunu göstermektedir.» demişdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, nafile namazını oturarak kıldığını Tabiîn 'den bir cemâat da Âişe (Radiyallahu anha) 'dan rivayet etmişlerdir. Bunlardan Esved b. Yezîd rivayetini Nesâî, Alkametü'bnü Vakkâs rivayetini babımızda Müslim, Amra rivayetini Müslim, Nesâî ve İbni Mâce ,tahrîc etmişlerdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.