

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri «Sadaka-i fıtır» bahsinde tahrîc etmiştir. Müslim’in Muhammed b. Rafi' tarîkına Dârakutni istidrâkde bulunmuş; ve: «Saîd b. Mesleme bu hadisde Ma'mer'e muhalefet ederek onu İsmâil b. Ümeyye'den, o da Haris b. Abdirrahmân b. Ebî Zûbâb'dan o da Iyâz'dan naklen rivayet etmiştir. Hâlbuki hadîs Hâris'den mahfuzdur.» demişse de, Nevevi bu istidrâki yersiz bulmuştur. Çünkü îsmâîl b. Ümeyye'nin Iyâz'dan işittiği sahih ve sabittir. Hadis-i şerif merfû hükmündedir. Çünkü yapılan iş Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanına izafe edilmiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) verilen sadaka-i fıtri duymuş ve takrir buyurmuştur. Bahusus bâzı rivayetlerde sadakanın onun emri ile toplanarak, onun huzuruna getirildiği tasrîh edilmiştir. Sadakanın toplanıp dağıtılmasını emreden bizzat kendisidir. Hattâbî: «Burada taamdan murâd: Buğday'dır. Bu isim ona mahsûstur. Mutlak olarak söylenildiği zaman buğday mânâsında kullanılır. Meselâ birisine (Git pazardan taam al!) denilse, o kimse bundan buğdayı anlar. Örfen ekseriyetle bir mânâda kullanılan söze, o mânâ verilir.» demiştir. Fakat İbni Münzir, Hattâbi’nin hatâ ettiğini söylemiştir. Çünkü Hz. Ebû Said evvelâ (taam) kelimesini mücmel bırakmış, sonra tefsir etmiştir. Hattâ Hafs b. Meysera'nın Zeyd'den, onun da İyâz'dan naklettiği rivayette: «O zaman bizim taamımız arpa, kuru üzüm, kuru süt ve kuru hurmadan ibaretti.» diyerek sözünü te'kîd etmiştir. İbni Huzeyme' nin Fudayl tarîki ile Hz. İbni Ömer'den naklettiği rivayet de bunu te'yîd eder. Mezkûr rivayette îbni Ömer (Radiyallahu anh): «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında bu sadaka ancak kuru hurma, kuru üzüm ve arpadan verilirdi, buğday yoktu.» demiştir. İbni Münzir; «Buğday hakkında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve SeIlem,)'den İtimâda şâyân bir haber bilmiyoruz, o zaman Medine'de pek az buğday bulunurdu; sahabe zamânında buğday çoğalınca yarım sâ' buğdayı bir sâ' arpaya muadil tuttular. Bu zevat dîn imamlarıdır. Binaenaleyh onların kavilleri değiştirilemez. Meğer ki kendileri gibi zevatın başka bir kavli ola.» demiş, sonra isnâdları ile Hz. Osman, Alî, Ebû Hureyre, Cabir, İbni Abbâs, îbni Zübeyr, Esma binti Ebî Bekir (Radiyallahu anhum) hazerâtmdan sahih hadîsler rivayet etmiştir. Bu hadîslerin her biri sadaka-i fıtrin buğdaydan yarım sâ' verileceğini bildirmektedir. Ulemâdan bâzıları buna itiraz ederek; «Lâkin Ebû Saîd hadisi bizzat Hz. Ebû Said'in yarım sâ' buğday'a muvafakat etmediğini göstermektedir. îbni Ömer (Radiyallahu anh) dahî aynı fikirdedir. Binâenaleyh Tahâvi'nin icmâ' iddiası doğru değildir: bu mes'elede icmâ' yoktur.» demişlerdir. Fakat Aynî bu iddiayı reddetmiş ve Tahâvi'nin Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ashabından ve onlardan sonra gelen Tâbiin'den sadaka-i fıtırın buğdaydan yarım sâ', geri kalan şeylerden bir sâ' verileceğini bildiren bir çok hadîsler rivayet ettiğini söylemiştir. Tahâvi: «Biz, bu hususta ne Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından, ne de Tabiîn' den bir hilaf rivayet olunduğunu bilmiyoruz. Şu hâlde bu mes'elede hiç bir kimsenin muhalefette bulunması doğru değildir. Zîrâ mes'ele hakkında Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Alî (Radiyallahu anh) zamanlarında icmâ' mün'akid olmuştur...» demiştir. Bu mes'elede icmâ' bulunmadığını iddia edenlerin delili Hz. Ebû Saîd ile îbni Ömer (Radiyallahu anhüma)'nın muvafakat göstermemeleridir. Ayni diyor ki: «Ebû Saîd sadaka-i fıtır hakkında kuru hurma, arpa, kuru süt ve kuru üzümden başkasının caiz olduğunu bilmiyordu. Buna delil: ondan rivayet olunan şu hadîstir: (Biz), Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında sadaka-i fıtri kuru hurmadan bir sâ' yahut arpadan bir sâ'... olarak veriyorduk, bunlardan başka hiç bir şeyden sadaka vermiyorduk.» Vakıa hadisin bir rivayetinde Hz. Ebû Said-. «Biz, sadaka-i fıtri taâm'dan bir sâ' olarak veriyorduk.» demiştir. Fakat Aynî buna, şu cevâbı vermiştir: «Evvelce de beyân ettiğim vecîhle yenilen ve nafaka olarak kullanılan her şey'e taam denilir. Şu hâlde bu kelime Hz. Ebû Saîd'in hadisinde zikrettiği yiyecek nev'ilerinin hepsine şâmildir. İkinci bir cevap da şudur: Hz. Ebû Sald in, Muaviye (Radiyallahu anh)'a îtirâz etmesi buğdaydan sadaka-i fıtır verildiğini bilmediği içindir, ibni Ömer'den nakledilen rivayet dahi bu mânâya hamledilir. Şöyle de cevap verilebilir. Hz. Ebu Said'in verdiği bir sâ'ın yarısı tetavvu' yâni sevâbınadır. Hads-i şerif kölenin sadaka-ı fıtri sahibine vâcib olduğuna delildir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.