

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu Hadisi Buhâri «Kitâbul-Vudu'» ve « Kitâbu'l-Libas »da, Ebû Dâvud «Kitbu'l-Hace» da, Tirmizî «Şemail» de, Nesaî «Kitâbul-Tahâra»da muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Rüknü Yemâni: Kabe'nin köşelerinden Hacer-i Esved'in bulunduğu köşedir. Bu köşe Irak tarafına baktığı için ona «Rükn-ü Irâki» dahi derler. Bâzılarına göre Rüknü Yemânı, Hacer-i Esved'in bulunduğu köşeden evvelki köşedir. Yemen tarafına baktığı için ona «Rükn.ü Yemâni» denilmiştir. Bu iki köşeye Yemâniyyan» derler. Geri kalan iki köşeye de «Şamiyyan» denilmiştir. Ulemânın beyanına göre «Yemâni» denilen köşeler Hz. îbrahim (Aleyhisselâm)'ın attığı temel üzerinde kalmışlardır. Şami denilenlerin yeri değiştirilmiştir. Bundan dolayıdır ki, «Rükn-ü Şâmi» denilen iki köşeye istilâm yapılmaz. İstilâm Yemâni denilen köşelere yapılır. İstilâm: Hacer-i Esved'e elle dokunmak yahut öpmekdir. Bunları yapamayanlar sopa gibi bir şeyle dokunarak, dokundukları şeyi öperler. Septiyye denilen ayakkabılarından murâd: Tabaklanmış sığır derisinden yapılan ayakkabıdır. Bâzılarına göre septiyye: Derisi üzerinde kıl bulunmayan ayakkabıdır. Arapların âdeti deriyi tabaklamadan kılları ile ayakkabı yapmakmış. Tabaklanmış deriler Tâif gibi yerlerde yapılır, bunlardan yapılan ayakkabıları zenginler giyermiş. Hadîs-i Şerîf'deki sarıya boyanma tâbiri ile elbisenin boyanması ifâde olunmuştur. Ayakkabılarıyla abdest almakdan murâd: Abdest aldıktan sonra onları yaş ayakla giymektir. Terviye: Zi'I- Hicce'nin 8. günüdür. Bu güne ne için «Terviye» denildiği ihtilaflıdır. Bâzılarına göre Mina ile Arafat'da su bulunmadığından o gün insanlar zemzemden kana kana su içtikleri ve su tedarik ettikleri için bu isim verilmiştir. İkinci bir kavle göre: Âdem (Aleyhisselâm), Hz. Havva'yı o gün gördüğü için, başka bir kavle göre Cibril (Aleyhisselâm) hacc ibâdetlerinin nasıl yapılacağını Hz. İbrahim'e o gün gösterdiği için terviye denilmiştir. İbni Abbâs (Radiyallahu anh)'dan rivayet olunan bir hadîs'e göre İbrahim (Aleyhisselâm)'a oğlunu kesmesi iğin uyku Iıâlinde iken vahy gelmiş, ertesi gün bu rüyanın şeytâni mi, yoksa rahmani mi olduğunu düşündüğü için o güne terviye denilmiştir. Hz. İbrahim ertesi akşam rûyâyı tekrar görünce rahmânî olduğunu anlamış, bu sebeple ertesi güne de «Arafe» denilmiştir. İbni Abbas (Radiyallahu anh) hadîsini Beyhakî «Fedail-i Evkaat» bahsinde rivayet etmiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.