

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Mekke'nin evlerine «Uruş» denilmesi: Dikili ağaçlardan yapıldığı ve iğlerinde gölgelenildiği İçindir. Bu kelime Urûş Şeklinde de rivayet edilmiştir. Mânâ itibariyle ikisi de bir olmakla beraber «Uruş»un müfredi «Arış»; «Urûş»un müfredi ise «Arş» gelir. Hz. Sa'd'in «Bu, o gün kâfirdi.» diye işaret ettiği zât: Muâviyetü'bnu Ebî Süfyan (Radiyallahu anh)'dır. Ulemâ buradaki küfürü iki vecihle îzâh etmişlerdir. Mâzirî ile diğer bâzılarına göre küfürden murâd: Sakin olmaktır. Sa'leb, bunun köyde yaşamak, mânâsına geldiğini söylemiştir. Bu taktirde cümlenin mânâsı: Hz. Muâviye o zaman Mekke'de yaşardı.» demek olur. İkinci veçhe göre: Küfürden murâd : Kelimenin zahirî mânâsı yâni Allah'a inanmamaktır. Hz. Sa'd, bu cümle ile: «Biz, Hacc-ı müt'a yaptık, hâlbuki Muâviye henüz müslüman olmamış Mekke'de yaşayan bir kâfirdi.» demek istemiştir. Kaadı İyâd ile diğer hadîs ulemâsının ihtiyar ettikleri vecih budur. Nevevî : «Sahîh ve muhtar olan da budur.» diyor. Buradaki müt'a'dan murâd: Hicretin 7. senesinde îfâ edilen Umre-i kazadır. Filhakika Hz. Muâviye o zaman henüz müslüman olmamıştı. Onun aynı sene Umreden sonra müslümanlığı kabul ettiği söylenirse de sahîh olan kavle göre bir sene sonra yâni hicretin 8. yılında müslüman olmuştur. Muâviye (Radiyallahu anh) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in îfâ buyurduğu diğer Umrelerin hiç birinde kâfir olarak bulunmadığı gibi Mekke'de değil, dâima Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunmuştur. Kaadı İyâd'in beyânına göre ulemâdan bâzıları bu hadisdeki «Kâfir» sözünü «Allah'ın arş-ı âlâsına inanmazdı.» mânâsına almışlarsa da bu söz, bir hatâ ve tashîften ibarettir. Hadîs-i Şerif, haccda müt'anın caiz olduğuna delildir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.