

Ahmed Davudoğlu açıklaması: İdâh: Buyuk ve dikenli ağaç demektir. Müfredi idâhe, ıdah gelir. Le'va': Şiddet ve açlık dsmektir. Celıd: Meşakkattir. Kaadî İyad diyor ki: «Vaktiyle bana bu hadîsin mânâsını sordular ve : Nebi Efendimizin şefaati umûmî iken burada niçin Medîneli'lere tahsis edilmiştir? dediler. Ben bu suâle birkaç kâğıt dolduran kanaatbahş ve kâfî bir cevap verdim. Doğruluğunu her okuyan itraf etti. Burada ondan makama lâyık olan bazı kısımlarını söyliyeceğim. Üstadlarıinızdan biri bu hadîsdeki (ev) kelimesinin şekk mânâsına geldiğini söylemiştir. Bize göre şekk mânâsına olmaması daha zahirdir. Çünkü bu hadîsi Câbir b. Abdillâh, Sa'd b. Ebî Vakkâs, Abdullah b. Ömer, Ebû Saîd-i Hudrî, Ebû Hureyre, Esma binti Umeys ve Safiyye binti Ebî Ubeyde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu lâfızla rivayet etmişlerdir. Bunların yahut onlardan rivayet eden râvîîerirt hepsinin hadîste şekketmesi ve hadîsi aynı sîga ile rivayette ittifak etmeleri ihtimâlden uzaktır. En doğrusu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu böyle söylemiştir demektir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu cümleyi ya böylece bildirmiş yahut cümledeki (ev) kelimesi taksim için kullanılmıştır. Bu takdirde kendisi kıyamet gününde Medîne 'lilerin bâzısına şahit, diğerlerine şefaatçi olacak demektir. Yahut âsîlere şefaatçi, mutîlere şahit veya Resulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında vefat edenlere şahit, ondan sonra ölenlere şefaatçi olacaktır. Bu şefaat, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıyamette bütün âlemlere ve günahkârlara yapacağı şefaat ve şahadetten başka bir hususiyet arzetmektedir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud şehitleri hakkında da; (Ben bunlara şahit olacağtm) buyurmuştur. Binâenaleyh bu gibi tahsisler o zevat için derece ve mertebe ziyâdeliği ifâde eder. Cümledeki (ev) (vav) mânâsına da olabilir. Bu takdirde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medîneliler için hem şefaatçi, hem şahit olacaktır demektir. Bâzı hocalarımızın dediği gibi (ev) kelimesini şekk mânâsına alırsak şehît rivayeti sahîh farzedildiği takdirde itiraz kalmaz. Çünkü şehâdet bütün ümmete saklanan şefâattan fazladır. Şefî' lâfzı sahîh kabul edilirse Medine'lilerin bu şefaatla imtiyazı, ya derecelerini yükseltmek yahut hesaplarını hafifletmek veyahut kıyamet gününde arş-ı âlâsının gölgesinde sığındırmak, minberler üzerinde neşretmek, Cennet'e acele kavuşturmak vesaire gibi çeşitli kerametlerle onlara ikramda bulunmaktır.» Yine Kaadî İyad'ın beyânına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Bir kimse Medine'den yüz çevirerek onu terkederse, Allah onun yerine oraya daha hayırlısını getirir.» sözü üzerinde ihtilâf edilmiştir. Bazıları bunun Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hayâtına mahsûs olduğunu; umûmî ve ebedî olduğunu iddia etmişlerdir. Kaadî İyad bu ikinci mânânın daha sahîh olduğunu söylemiştir. Medîneliler'e bir kötülük yapmak isteyen kimseyi Allah'ın kurşun eritir gibi Cehennem'de eriteceğini beyân eden cümle hakkında Kaadî İyad şunları söylüyor: «(Cehennem'de) kaydı, bu kayıt olmaksızın rivayet edilen hadîslerdeki işkâli kaldırmakta ve hükmün Âhiret'e mahsûs olduğunu beyân etmektedir. Mamafih bu cümleden murâd Medîneliler'e Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hayatında kötülük etmek isteyenlere müslümanların kâfi geleceği ve onları kurşunun ateşte dağıldığı gibi mahvu muzmahil edecekleri mânâsı da kasdedilmiş olabilir. Hattâ cümlede takdim te'hîr yapılmış olmak ihtimâli bile vardır. Bu takdirde: «Allah böylelerini ateşte kurşun eritir gibi eritir» mânâsına gelir. Bu ceza da Dünyâ'da verilir. Nitekim Benî Ümeyye zamanında Medîneliler'le muharebe eden Müslim b. Ukbe gibilerin akıbetleri bu olmuştur. Müslim, Medîne'den dönerken helak olmuş, onun arkasından kendisini gönderen Yezîd b, Muâviye v.s. gitmişlerdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.