

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Ebu Hureyre hadisini Buharî ile ibni Mâce «Nikâh» bahsinde; Ebu Dâvud «Et'ime»de; Nesâî de «Velîme»de muhtelif, râvilerden tahric etmişlerdir;. Hadîs-i şerîf imam Müslim hem mevkuf, hem de merfu' oiarak rivayet etmiştir. Yerinde de görüldüğü gibi bu gibi hadîslere merfu' hükmü verilir. Sahih olan mezheb budur. Zira mevsuk râvinin ziyadesi makbuldür. Görülüyor ki, Câbir (Radiyallahu anh) hadisinde, da'vete icabet eden oruçsuz yemek hususunda muhayyer bırakılmakta; Hz, Ebu Hureyre hadîsinde ise yemesi emir buyuruîmaktadır. Bu sebeble ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Câbir (Radiyallahu anh) rivayetine i'timad edenlere göre yemek vâcib değildir. Da'vete iştirak eden kimse yeyip yememekte muhayyerdir. Onlara göre Ebu Hureyre (Radiyallahu anh) hsdîsindeki emir nedr içindir. Hz. Ebu Hureyre rivayetine itimad edenler da'vette bir şey yemenin vâcib olduğuna kaaiîdirîer. Bunlar da Hz. Câbir hadîsini te'vil ederek da'vete iştirak edenin oruçlu olduğu surete hamleylerler : Yemeyi vâcib sayanlara göre en az bir lokma yemek îcâbeder. Zira bir lokmaya yemek denilebilir. Onun içindir ki, yemek yememeye yemin eden bir kimse, bir lokma yemekle yemininden dönmüş olur. Bir de da'vetli hiç bir şey yemezse, da'vet sahibinin hatırına yemekteki bir şüpheden dolayı yemediği şüphesi gelebilir. Bir lokma alınca bu şüphe zail olur. Oruçluya gelince: Orucu bozması bilittifâk lâzım değildir. Niyet edilen oruç farz ise onu bozmak caiz değildir. Nafile ise bozmak caizdir. Maamâfih da'vet sahibi gücenmeyecekse yine de orucu tamamlamak efdaldır. Ebu Hureyre (Radiyallahu anh) rivâyetindeki «Salât'dan rnurâd duadır. Çünkü bu kelimenin lügat mânâsı duadır. Yâni oruçlu bulunan da'vetli yemek yemeyip hâne sahibine bereket ve mağfiret duâsında bulunacaktır. Bâzıları buradaki «Salât»ı namaz mânâsına almışlardır. Onlara göre oruçlu olan da'vetli namaz kılacak; bu suretle hem kendisi, hem de oradakiler fazilet ve berekete nail olacaklardır. «Yemeğin kötüsü» cümlesinden murâd: Da'vet yemeğinin en kötüsü, yalnız zenginler çağırılarak fakirlerin katılmadığı yemektir. Eskiden Arapların âdeti bu idi. Onun için Hz. ibni Mes'ud: «Biz, yalnız zenginleri da'vet ederek fakirleri bırakan kimsenin da'vetine icabetten nehyolunduk.» demiştir. Abdullah b. Öme (Radiyallahu anh) da'vet yaparak bütün zengin ve fakirleri çağırmış: eşraf ile birlikte fakirler de gelince, ibni Ömer onlara: «Siz şuraya oturun da bu zevatın elbiselerini batırmayın; size de onların yediğinden yedireceğiz.» demiş; ve besmele çekerek cemâate: «Buyurun yeyin!» dedikten sonra kendisinin oruçlu olduğunu söylemiştir. Rivayete göre Hz.. Ebu Hureyre da'vet sahiplerine: «Siz da'vet hususunda âsilersiniz; gelmeyeni çağırır; size gelecek olanı bırakırsınız!» Dermiş. Ebu Hureyre (Radiyallahu anh) hadîsinden murâd: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sonra yapılacak da'vetlere zenginlerin çağırılacağını, yalnız onlara rağbet ve i'tibâr gösterileceğini haber vermektir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.