

Tahric: Müslim, 4708; Tuhfetu'l-Eşraf, 11480
NEVEVİ ŞERHİ İÇİN TIKLA DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Hz. Ma'kıl'i ziyarete gelen Ubeydullah b. Ziyad Muaviye (Radiyallahu anh) zamanında Basra valisi idi. Bu vazifeyi Muaviye'nin oğlu Yezid zamanında da yapmıştır. Ma'kıl (Radiyallahu anh)'ın bu hadisi ölüm döşeğine düşmeden söylememesi ya mumaileyh Ubeydullah'ın nasihat kabul etmeyeceğini bildiği içindir; ve ahir ömründe hadisi gizlemiş olmanın vebalinden korkarak onu rivayet etmiştir. Yahud daha önce söylemiş olsa Ubeydullah üzerinde bir te'siri olmaz da onun bu kötü halini halkın kalplerine yerleştirmeye sebep olur endişesiyle o an'a kadar gizlemiştir. Nevevî bu ikinci ihtimali daha kuvvetli bulmaktadır. Birinci ihtimal ona göre zaiftir; çünkü emr-i bil ma'ruf, kabul olunmamak ihtimaliyle sakıt olmaz. Hadisin bazı rivayetlerinde: «Allah bir kulu bir halk kitlesinin başına geçirirse...» denilmiş; bazılarında bunun yerine: «Bir amiri geçirirse...» diğer bazılarında: «Bİr valiyi geçirirse...»ta'birleri kullanılmıştır. Bunlardan maksad; millet idarecileridir. Bu zevat millete dînî ve dünyevî bütün hususatta yardımcı ve Öğretici mevkiindedirler. Milletin hukukunu korumaz; hududu şer'iyyeyi tatbik etmez; yahud adil olmazlarsa vazifelerini sü-i isti'mal etmiş olurlar. İşte hadisdeki «gaşş» tabiîrinden murad bunlardır. İbn-i Battal diyor ki: «Bu hadis zalim hükümdarlar için pek büyük bir tehdiddir. Çünkü kullara yaptıkları zulümlerin hesabı kıyamet gününde kendilerine sorulacaktır. Acaba koskoca bir millete zulmeden bir adam, o millete hakkını nasıl helal ettirir?...» Böylelere cennetin haram olmasından murad — bir çok emsalinde de gördüğümüz vecihle— ya zulmü mubah i'tikad ederek dinden çıktıkları için ebediyyen cennet yüzü görememeleridir; yahud zulüm haram olduğuna i'tikad ettikleri halde onu yine mazlumlara reva gördükleri için cennete doğrudan doğruya giren bahtiyarlarla birlikde girmek kendilerine haramdır. Buradaki tahrim, menetmek ma'nasınadır. Bazı rivayetlerde «Allah ona cenneti haram kılar...»ifadesinin yerine: «Cennetin kokusunu bile alamaz.»buyurulmuştur. Halbuki cennetin nefis kokularının yetmiş yıllık mesafeden duyulacağı sahih hadislerde varid olmuştur. Taberanî 'nin tahriç ettiği Abdullah b. Muğaffel (Radiyallahu anh) hadisinde: «Cennetin nefis kokusu kıyamet gününde yetmiş yıllık mesafeden duyulur.» buyurulmaktadır.
361 – 364 NOLU HADİSLER İÇİN Bu babta (361) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Allah bir kimsenin yönetimine bazı kimseleri vermiş olduğu her bir kul ... Mutlaka cenneti ona haram eder" buyurmaktadır. Diğer rivayette ise (364) "Müslümanların işlerini yöneten bir emir ... Onlarla birlikte cennete girmez" buyurulmaktadır. Babtaki Hadislerin Hükümleri 1- Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Allah ona cenneti haram kılar" buyruğu ile ilgili daha önce benzerleri hakkında kaydedilen iki tevil sözkonusudur. Birinci tevile göre bu böyle bir işi helal kabul eden kişi hakkında yorumlanır, ikincisi ise Allah ona umduklarını elde eden ve ilk olarak cennete girenlerle birlikte oraya girmeyi ona haram kılar. Burada haram kılmaktan kasıt, engellemektir. 2- Kadı İyaz (rahimehullah) dedi ki: Yüce Allah'ın Müslümanların herhangi bir işinin başına getirdiği, onlara yönetici yaptığı, din ya da dünyalarında onların maslahatına olanı yapmak üzere iş başına getirdiği kimselerin Müslümanları aldatmaktan sakındırmakta açık bir anlam taşımaktadır. Böyle birisi kendisine emanet edilen hususta eğer hainlik ederse, Allah'ın kendisine nasip ettiği yönetimde nasihate uygun hareket etmemiş olur. Bu da ya onun dinleri ile ilgili olarak onlar için gerekli olanları tanıtıp, öğretmemesi ve ona uygun bir şekilde onları yönetmemesi ile olur. Yahut muayyen olarak yerine getirmekle yükümlü olduğu şer'i hükümlerini korumak, ona ondan olmayan herhangi bir şeyi sokuşturmaya ya da manalarını tahrif etmeye kalkışmak isteyen herkese karşı şeriatı korumayı ihmal etmesi, yahut onların (suçluIara uygulanması gereken) hadlerini uygulamayı ihmal etmesi, haklarını kaybetmesi, onların yurtlarını korumayı, düşmanlarına karşı cihad etmeyi terk etmesi ya da onlara adaletli uygulama yapmaması suretiyle olur. Bu şekilde hareket eden kişi onları aldatmış demektir. 3- Kadı İyaz dedi ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunun cennetten uzaklaştıncı, helake götüren büyük günahlardan olduğuna dikkat çekmiş bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir. Ma'kil (r.a.)'ın (362) Ubeydullah b. Ziyad'a: "Yaşayacağımı bilseydim sana bu hadisi nakletmezdim." Diğer rivayette (364): "Şayet ben ölüm halinde olmasaydım sana bu hadisi nakletmeyecektim" demesi ile ilgili olarak (2/166) Kadı İyaz (rahimehullah) şöyle diyor: Onun bu şekilde davranmasının sebebi, bundan önce ona öğüdü n fayda vermeyeceğini bilmesidir. Nitekim onun başkalarına karşı takındığı tutumdan bu hali açıkça görülmüştü. Diğer taraftan Ma'kil hadisi gizlemekten korkmuş, hadisi tebliğ etmeyi ya da gereğini yerine getirmeyi uygun görmüştü. Çünkü hayatta iken hadisi zikretmiş olsaydı, bu hadis sebebiyle aleyhine körüklenebilecek kötülükten ve onun kötü halinin insanların kalplerinde yer etmesinden korkmuştu. Kadı İyaz'ın sözleri bunlardır ama güçlü görünen ikinci ihtimaldir. Birincisi zayıftır. Çünkü iyiliği emredip, kötülükten alıkoymak yükümlülüğü, kabul edilmemesi ihtimali sebebiyle ortadan kalkmaz. Allah en iyi bilendir. Babtaki lafızlara gelince, bunda (361) Şeyban, Ebu'l-Eşheb'den, o elHasan'dan, o Ma'kil b. Yesar (r.a.)'dan isnadı vardır. Bu isnadın bütün ravileri Basralıdıİ'. (Şeyban'ın babası) Ferruh Arapça olmayan bir isim olduğu için munsarıf değildir. Daha önce birkaç defa da geçmişti. Ebu'l-Eşheb'in adı Cafer b. Hayyan el-Utaridi es-Sa' dı el-Basri'dir. Senette Ubeydullah b. Ziyad da vardır. O da Ziyad b. Ebu Süfyan denilen Ziyad b. Ebuh'dir. Yine senette (364) Ebu Gassan el-Mismai vardır. Mukaddime'de buna dair açıklama geçmişti. Aynı zamanda Gassan'ın hem munsarıf, hem gayr-ı munsarıf olduğu da belirtilmişti. "el-Mismai" Misma' b. Rabia'ya nispettir. Ebu Gassan'ın adı ise Malik b. Abdulvahid'dir. Yine b .... , hadiste Ebu'l-Melih vardır ki adı Amir'dir. Zeyd b. Usame elHuzli el-Basri olduğu da söylenir. Allah en iyi bilendir .

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.