

Ahmed Davudoğlu açıklaması: İbni Abbâs (Radiyallahu anh) hadîsini Buhari «Buyü» ve «Benî İsrail» bahislerinde; Nesaî «Zebâyıh» ve «Tefsîr»de; İbni Mâce «Eşribe»de muhtelif râvilerden tahrîc ettikleri gibi, Ebû Hureyre hadîsini de Buhâri «Kitabü'I-Buyû»da aynı isnadla tahrîc etmiştir. İbni Abbâs (Radiyallahu anh) hadîsinde bahsi geçen Semûra , ashâb-ı kiramdan Semûra b. Cündüb 'tür. Şarabın haram kılındığı her tarafta şuyû' bulduğu halde Hz. Semûra gibi bir sahâbî-i celîlin onu nasıl satabildiği meselesi üzerinde durulmuş; neticede şaraptan sirke yapmak suretiyle onun ismini değiştirdiği kanaatine varılmıştır; nitekim ölü hayvanın iç yağı haram kılınınca yahudîler bu yağı eriterek satmışlar; ve bir nevi' te'vîlde bulunmuşlardı. Kurtubî ve diğer bazı ulemâ Hz. Semûra'nın şarap satmasının üç vecihle îzâh ve tefsir edildiğini söylerler, 1- Bir kavle göre Semûra (Radiyallahu anh) bu şarabı ehl-i kitaptan cizye denilen vergi bedeli olarak almış; bunu caiz zannederek yine ehl-i kitaba satmıştır. 2- İkinci kavle göre üzüm şırasını, şarap yapacakları belli kimselere satmıştır. Netice itibariyle şarap olacağı için şıraya şarap denilmiştir. Nitekim bu itibarla üzüme de şarap denilebilir Hattâbî: «Şarabın haram kılındığı şüyu' bulduktan sonra Semûra'nın aynen şarap sattığı zannedilemez; o ancak şırayı satmıştır.» diyor. 3- Şaraptan sirke yaparak sirkeyi satmıştır. İsmâîli: «El-Medhal» namındaki kitabında bu hususta şu mütâleayı yürütmektedir : Caiz ki, Semûra (Radiyallahu anh) şarabın haram kılındığını biliyor, fakat onun satışının da haram olduğunu bilmiyordu. Eğer hal böyle olmasa idi Hz. Ömer onun bu yaptığını ikrar ve kabul etmez; bilâkis bilerek yaptığı için onu valilikten azlederdi ölü hayvanın iç yağının haram kılınmasından murâd yenmesidir. Yenmesi haram kılınınca yahudiler ondan eritip satmak suretiyle istifadeye başlamışlar. «Ecmele» ve keza «cemele» fiilleri eritti mânâsına kullanılırlar. Hüküm itibariyle bu rivayetler de yukarıki Câbir (Radiyallahu anh) rivayeti gibidirler. Hz. Ömer (Radiyallahu anh) rivayeti muayyen bir âsîye lanet edilebileceğine delâlet ediyor. Mâmâfîh Ömer (Radiyallahu anh)'ın bu sözü şiddet ve tağlîz için söylemiş olması da bir ihtimaldir. Çünkü Araplar lanet sözünü hakikî mânâda değil, mecazen bir şeyden menetmek mânâsında kullanırlar. Harama vesile olan hileyi iptal etmek, birbirine benzeyen şeylerde kıyasa müracaatta bulunmak dahî babımız hadîslerinden çıkarılan hükümlerdendir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.