

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhârî «Kefalet» ve «Nafakaat» bahislerinde; Tirmizî «Cenâiz»de muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Hadîs-i şerifte geçen (daya') ve (day'a) tâbirleri: Yoksulluk mânâsına gelen masdarlardır. Burada ölen kimsenin mirasçıları masdarla sıfatlanmıjlardır. Maksad: Fakru zaruret sahibi, muhtaç ve mahvolmuş çoluk çocuk bırakırsa demektir. İlk zamanlarda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in borçlu kimselerin cenaze namazlarını kılmaması, sağlıklarında borçlarını ödemeye teşvik içindi. Futuhattan sonra böylelerin namazlarını kılmağa başladı. Ulemânın beyanına göre hadîs-i şerifin: «Kim borçlu olarak ölürse, o borcun ödemesi bana aittir...» cümlesi, borçlu ölenlerin namazlarım kılmadığını bildiren hadîsleri neshetmiştir. Bu bâbta îbni Abbâs (Radiyallahu anh) 'dan rivayet olunan bir hadîste şöyle deniliyor: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) borçlu olarak ölen kimsenin namazını kılmıyordu. Derken Ensârdan bir zât vefat etti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunun borcu var mı?» diye sordu. Evet, dediler. «Öyle ise cenazenizin namazını kılın! buyurdu. Bunun üzerine Cebrail (Aleyhisselâm) inerek şunları söyledi: «Allah (Azze ve Cell) buyuruyor ki : Benim indimde zâlim ancak zulüm, israf ve isyan hususunda borçlanandır; çoluk çocuk sahibi namuslu kimseye gelince: Onun namına ben ödeyeceğime kefilim.» Bunu işitince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen o zâtın cenaze namazını kıldı ve bundan sonra : «Her kim yoksulluk veya borç bırakırsa bana yahut benim üzerime kalır; kim mîras bırakırsa ailesi efradına kalır.» buyurdu. Bir daha böylelerinin namazlarım kıldı.» Kurtubî diyorki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ölen bir kimsenin borcunu üzerine alması ihtimâl yüksek ahlâkı iktizası bir teberru' olup vâcib değildi.» Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu borcu nereden ödediği ihtilaflıdır. Kendi malından ödediğini söyleyenler olduğu gibi, müslümanlar yararına gelen mallardan ödediğini ileri sürenler de vardır. Keza bu ödemenin ona vâcib olduğunu söyleyenler bulunduğu gibi teberru' suretiyle verdiğine kail olanlar da vardır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.