

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhârî ile Nesâî «Vasâyâ» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Nezir yâni adak: Bir kimsenin ibâdet veya sadaka gibi bir şeyi teberru' cihetiyle kendisine borç kılmasıdır. Nezir meşru' bir ibâdettir. İbâdet olması namaz, oruç ve sadaka gibi bir şeyle yapıldığı içindir. Meşru' olması da yapılan nezirlerin ödenmesi babında âyet ve hadîsler vârid olduğundandır. ALLAH Teâlâ : Nezirlerini ödesinler!» [Hac 29] buyurmuştur. Bu bâbta birçok hadîsler ve icma-ı ümmet de vardır. O hadîslerden biri de buradaki Sa'd b. Ubâde (Radiyaltahu anh) hadîsidir. Hz. Sa'd'ın annesi Amra binti Mes'ûd'dur. Amra binti Sa'd b. Kays'dır diyenler de olmuştur. Bu kadın müslümanlığı kabul ile Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at etmiş ve hicretin ellinci yılında Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Dûmetü'l-Cendel gazasında iken vefat etmiş; oğlu Sa'd (Radiyallahu anh) yanında imiş. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Etendimiz onun cenaze namazını kabrinin üzerine kılmış. Amra (Radiyallahu anh)'ın ne adadığını bildiren eserler muhteliftir. Bazıları köle âzâdı olduğunu, bir takımları oruç, diğerleri sadaka adadığını göstermektedir. Kaadî iyâd: «İhtimâl ki bu adak, hadîslerde beyan edilen şeylerden hiç biri değildir.» diyor. Bu hadîsin şerhinde Nevevî şunları söylemiştir: «Nezrin sahîh olduğuna ve iltizâm edilen şey taat ise onu ifânın vâcib olduğuna bütün müslümanlar ittifak etmişlerdir. Ma'siyet yahut pazara girmek gibi mubah bir şey ise o kimsenin nezri mün'akid olmaz; bizim mezhebe göre ona keffâret de lâzım gelmez. Cumhûr-u ulemânın kavli de budur. İmam Ahmed'Ie bir takım ulema keffaretin lüzumuna kail olmuşlardır. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Onun namına o nezri öde!» buyurması, Ölen kimsenin borcu olan hakların ödenmesi icâbettiğine delildir. Bu hakların mâlî olanları bilittifak ödenir. Bedenî ibâdetler hakkında hilaf vardır. Biz o hilafı bu kitabın muhtelif yerlerinde arzettik. Sonra îmam Şafiî ile bir taifenin mezheplerine göre ölen kimsenin borcu olan zekât, keffâret ve nezir gibi mâlî haklar vasiyyeti olsun olmasın insan borcu gibi ödenir. îmam Mâlik, Ebû Hanîfe ve bunların arkadaşları: Bunlardan hiç bir şey ödemek îcâb etmez; meğer ki, vasiyyet etmiş ola! demişlerdir. Vasiyyet edilmeyen zekât hakkında Mâlikiyye uleması arasında hilaf vardır.» Cumhura göre ölen kimsenin borcu olan nezir mâlî şeylerden değilse mirasçısına onu ödemek lâzım gelmediği gibi, nezir mâlî olup ölen şahıs geride mal bırakmamişsa yine ödemesi îcâb etmez, fakat müstehab olur. Zahirîler buradaki Sa'd (Radiyallahu anh) hadîsiyle istidlâl ederek ödemesi lâzım geldiğine kail olmuşlardır. Halbuki bu hadîste Hz. Sa'd'a annesinin borcunun ilzam suretiyle ödettirildiğine dair bir sarahat yoktur. İhtimâl annesinin terikesinden ödemiş, yahut kendi malından teberru' etmiştir. Cumhurun delili: Mirasçının ödemeyi iltizâm etmemiş olmasıdır. İltizâm etmedikçe ödemesi lâzım gelmez.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.