

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri «İlim, Hacc, Bed'ül-Halk, Edâhî, Fiten, Tefsîr» ve «Megâzî» bahislerinde; Nesâi «Hacc» ve «İlim»de tahrîc ettikleri gibi, diğer «Sünen» sahipleri de bu mânâda hadîsler rivayet etmişlerdir. Hadîs-i şerif kitabımızın başında «İmân» bahsinde de geçmişti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hutbesini Veda' haccında Kurban Bayramı günü Mina'da okumuştur. Rivayetlerin bazısında devenin yularım tutan zatın Hz. Bilâl olduğu bildirilmiş; bir rivayette bu işi Amr b. Hârice, başka bir rivayette râvi Ebû Bekrâ yapmıştır. Bundan maksat, devenin hareketini önlemek, sahibini rahatsız etmesine mâni' olmaktır. Dönen zamandan murâd senedir. Ulemânın beyanlarına göre câhiliyet devrinde Araplar haram ayların tahrimî hususunda Hz. îbrahîm dînine riâyet ederlermiş. Fakat arka arkaya üç ay harbsiz durmak kendilerine güç gelirmiş. Bu sebeple haram aylardan birinde harbe muhtaç olurlarsa o ayın hürmetini sonraki aya te'hir ederler; meselâ Muharrem ayında harb olursa onun hürmetini Safer'e bırakırlarmış. Gelecek sene bu hürmet başka aya te'hir edilirmiş. Bu iş yıllarca tekerrür etmiş. Nihayet ayları karıştırmışlar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in haccı onların Zi'l-hicce'yi haram kıldıkları seneye tesadüf etmiş. Bu münasebetle izahta bulunarak zamanı döndürmelerinin Allah'ın göklerle yeri yarattığı gün verdiği hükme tesadüf ettiğini haber vermiştir. Ebû Ubeyd şöyle diyor: «Araplar nesi' yâni te'hîr yaparlardı. Allah Teâlâ'nın hakkında : (Nesî' ancak küfürde fazlalıktır.) [Tevbe 37] buyurduğu işte budur. Çok defa Muharrem ayında harbe muhtaç olurlar; onun tahrîmini Safer'e te'hir ederlerdi. Sonra gelecek sene Safer'i te'hir ederlerdi. îşte o sene Muharrem'in yerine dönüşüne rastlamıştır.» Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Receb için «Mudar'ın ayı» demesi meseleyi îzâhda mubâlega göstermek içindir. Filhakika Mudar'la Rabia kabileleri arasında Receb ayı hakkında ihtilâf vardır. Mudar Receb'i bugün mâruf olan yerinde sayar; Rabîa ise onu ramazan kabul ederlerdi. Bundan dolayı Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Receb'i Mudara izafe buyurmuştur. Mâmâfîh Mudar Receb ayını başka kabilelerden daha fazla ta'zîm ettiği için onlara izafe ettiğini söyliyenler de olmuştur. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Bu ay hangi aydır?» diye sorarak sükût etmesi, sonra îzahda bulunması, tefhim, takrir ve bu ayın, bu günün, bu beldenin mertebelerinin büyüklüğüne tenbîh içindir. Ashâb-ı kiramın: «Allah ve Resulü bilir.» şeklindeki cevapları terbiye ve nezâketleri icâbıdır. Zira malûmları olan cevâbın Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gizli kalmadığını bildikleri için maksadının mutlak surette ihbar olmadığını anlamışlardı. Bakla koç» diye terceme ettiğimiz «emlah»ın asıl mânâsı: Beyazla siyah karışık olup beyazı gâlib gelen demektir. «Sonra iki bakla koça yönelerek...» ilâ ahir... cümlesi bâzı muhaddislere göre râvi İbni Avn'ın kendi sözüdür. Buhâri bu cümleyi zikretmemiştir. Bu sebeple mezkûr cümlenin râvi taraıindan bir vehim olduğuna yahut hadîslerin ayrı ayrı hutbelerde îrâd edilmiş iki hadîs olduğuna ihtimâl verenler olmuşsa da Müslim'in «Dahâyâ» bahsindeki rivayetinde bu ziyade mevcuttur. Binâenaleyh cümlenin metn-i hadîsten olduğunda şüphe kalmaz. Fakat hadîsin bir rivayetinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : Ey cemaat! Bugün hangi gündür?» ilâ ahir... diye sorduğu, ashabın şu sorulara: «Haram gündür. Haram beldedir. Haram aydır.» diye cevab verdikleri bildiriliyor. Babımızın hadîsinde ise sahabenin: «Allah ve Resulü bilir.» dedikleri görülüyor, ki bu da hutbenin ayrı ayrı iki defa okunduğu ihtimâlini kuvvetlendirir. Şu halde ikinci hutbede cevab verenler, birinciyi dinleyenlerdir. Birinci hutbede bulunmayanlar susmuşlardır. Ravilerin bazısı cevab verenleri, bazısı da vermeyenleri dinlemiş ve her biri işittiğini rivayet etmişlerdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.