

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri «Kitabü'I-Humüs»de tahrîc etmiştir. imam Müslim bu hadîsin birinci tarîkinde râvileri sıraladıktan sonra: «Ve hadîsi hikâye etmiştir» demiş; ikinci tarîkinde dahî; «Ve hadîsi nakletmiştir.» diyerek bu sözleri ile üçüncü tarîkte rivayet edeceği hadîsi kasdetmiştir. Nevevî diyorki: «Bu, Müslim'in âdetine göre garîb bir şeydir. Senin için yaptığım bu tahkiki belle! Gerçekten bâzı kitab yazanların bu hadîste yanıldığını ve onu ilk iki tarîkten evvelki hadîse bağlı zannettiklerini gördüm. Nitekim ekseriyetle Müslim'in malûm âdeti de budur...» Huneyn: Mekke'ye üç mil mesafede bir vadidir. Burada hicretin sekizinci yılında müşriklerle müslümanlar arasında harb olmuş; müslümanlara çokluklarından dolayı ucub geldiği için harbin başında bozulmuşlar, fakat sonra Allah üzerlerine sekînet ve yardımcı melekler indirerek kâfirlerin cezasını vermişti. işte Hz. Ömer'in: «Bu insanlara ne oldu?» demesi bozulduklarına şaştığı içindir. Bazılarına göre bu sözün mânâsı: «Bu bozgundan sonra acaba halleri ne olacak!» demektir. Buna mukabil Ebû Katâde'nin: «Allah'ın emri» diye cevap vermesi «Allah'ın emri geldi.» Yahut: «Allah'ın emri gâlibtir; akıbet ehl-i takvanındır.» manasınadır. Bu gazada müslümanların bozulması umûmî değildi. Resulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile mü'minlerden bir taife yerlerinden ayrılmamışlardı. Bu hususta meşhur hadîsler vardır ki, yeri geldikçe görülecektir. Nevevî diyor ki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bozguna uğramıştır demenin caiz olmadığına müslümanlar icmâsı nakledilmiştir. Onun hiç bir yerde bizzat münhezim olduğunu hiç bir kimse rivayet etmemiştir. Bilâkis sahîh hadîsler daima ikdam ve sebatını isbât etmektedir.» Lâhallahi izen» ifâdesi bütün rivayetlerde bu şekilde tesbit edilmiştir. Hattâbi ile lisan uleması bunun râviler tarafından yanlışlıkla yapılmış bir değişiklik olduğunu, doğrusunun «lâhallahi zâ» şeklinde kullanılması lâzım geldiğini, bunun «lâ vallahi zâ» mânâsında bir yemîn olduğunu söylemişlerdir. Daha başka söz edenler de olmuştur. «Üdaybi'» sırtlan mânâsına gelen «dab'»ın kıyâsa muhalif ismi tasgiridir. Hz. Ebû Bekir herhalde Ebû Katâde'yi arslan diye tavsif edince Öteki zâtı ona nisbetle küçülterek sırtlana benzetmiştir. Çünkü sırtlanın yırtıcılığı zayıftır. Bu hayvan aciz ve hamakatla vasıflanır. Fakat «Üdaybi'» kelimesi «Üsaybiğ» şeklinde de rivayet olunmuştur. Hattâbî'nin beyânına göre üsaybiğ bir nevi' kuştur. Başkaları onu boya mânâsına gelen sıbğanın tasgiri kabul etmiş ve kimi rengi kara olduğu için, kimi renginin çirkinliğinden dolayı, bazıları da onu zayıflık ve aşağılıkla vasıflandırmak için kendisine böyle hitab ettiğini söylemişlerdir. Hattâ «esbağ» denilen bir nebata benzetmiş olması da caizdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.