

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri «Kitâbü's-Salât» ile «Kitâbü'l-Megâzî»de tahrîc etmiştir. Hadîs-i şerif Benî Kureyza yahudilerine hakemlik yapan Sa'd b. Muâz (Radiyallahu anh)'in evvelce Hendek harbinde yaralandığını, tam iyileşmek üzere iken Benî Kureyza harbi koptuğunun, bu harbte hakemlik ettiğini ve harbte şehid olmak mukadder değilse evvelce aldığı yaradan ölerek şehidlik mertebesine erişmesi için Allah'a duâ ettiğini, nihayet duası kabul olunarak o yaradan vefat ettiğini bildiriyor. Hendek harbinde Hz. Sa'd'ı yaralayan şahıs Hibbân b. Kays yahut Hibbân b. Ebî Kays 'dır. Hadîste annesinin adı ile kendisine Ibnü'I. Arika denilmiştir. Arika'mn ismi Kılâbe binti Sa'd, künyesi de Ümmü Fâtime'dir. Güzel koku saçtığı için kendisine Arika denilmiştir. Müslümanlar Benî Kureyza yahudilerini 3000 piyade ve 36 süvari ile muhasara etmişler; 20-25 gün muhasaradan sonra yahudiler aman dileyerek Hz. Sa'd'in hakemliğine razı olmuşlardı. Görülüyor ki harb emrini Cibril (Aleyhisselâm) getirmiştir. Bu hususta Taberânî ile Beyhakî'nin Hz. Âişe'den rivayet ettikleri bir hadîste Âişe (Rodiyallahu anha) şöyle demektedir: «Evde bulunduğumuz bir sırada bize bir adam selâm verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) endişe ederek hemen ayağa kalktı. Onun arkasından ben de kalktım. Bir de baktım Dihyetü'l-Kelbî!.. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu Cîbrîl'dir; bana Ben-i Kureyza'ya gitmemi emrediyor!) dedi. Bu hâdise Hendek harbinden döndüğü zaman oldu. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Cibrîl (Aleyhisselâm)'ın yüzünden tozu sildiğini hâlâ görür gibiyim!» Bu husustaki muhtelif rivayetlerden anlaşıldığına göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ordunun önünden Hz. Alî'yi göndermiş; kendisine sancağı da vermiş. Fakat o yahudilerin müstahkem yerlerine varınca Benî Kureyza toplanarak Nebiimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkında pek çirkin şeyler söylemişler. Nihayet 25 gün muhasaradan sonra Hz. Sa'd'in hükmü mucebince harbe yarayan erkekleri kılıçtan geçirilerek hazır hendeklere gömülmüş; kadın ve çocukları da müslümanlar arasında taksim edilmiştir. Öldürülen yahudilerin sayısı hakkında rivayetler muhteliftir. Bazı rivayetlere göre 400, bâzılarına göre 600 kişiymişler. Hattâ 700, 900 kişi olduklarını rivayet edenler vardır. Bu rivayetlerin arasını bulanlar: «Dörtyüzü harbe iştirak edenler, geri kalanları onlara tâbi' olanlardır.» demişlerdir. Hz. Sa'd fi'len harbe iştirak edememişse de duası kabul olunarak aldığı yaradan vefat etmiş ve böylelikle şehadet mertebesini kazanmıştır. Rivayete göre yaslanarak istirahat etmekte iken yanından bir keçi geçmiş; ve tırnağı Hz. Sa'd'in yarasına dokunarak patlamasına sebep olmuş; nihayet kan kaybından vefat etmiştir. Siyer kitaplarının beyanına göre vefatında Cibril (Ateyhisselam) cennet ipeklilerinden bir sarık sarınarak gelmiş ve : «Yâ Muhammed! Kendisine gök kapıları açılan ve arş titreyen bu zât kimdir?» demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elbisesini sürüyerek acele kalkıp gitmiş ve onu vefat etmiş bulmuş. Na'şını taşıyanlar bir hafiflik hissetmişler. Resulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendilerine: «Onu sizden başka taşıyanlar var!» buyurmuş. îbni Âiz: «Sa'd'in cenazesine o günden başka yeryüzüne ayak basmamış 70 bin melek iştirak etmiştir.» diyor. Burada şöyle bir suâl hatıra gelebilir: ölümü istemek caiz olmadığı halde Hz. Sa'd gibi bir sahâbî-i celîl onu nasıl isteyebilmiştir? Cevâp: Onun maksadı şehîd olmaktı. Binâenaleyh o ölümü değil, şehîdliği istemiştir. Şâirin şirine gelince: Bu mısralarla o Hz. Sa'd'ı Benî Kureyza'nın yakasını bırakmağa teşvik etmekte ve onlar hakkında verdiği hükümden dolayı kendisine sitemde bulunmaktadır. «Çömleğinizi içi boş olarak bıraktınız!» sözünden muradı Evs kabîlesidir. «Siz Evs kabilesini yardımsız bıraktınız; çünkü onların müttefiki azdır. Bir Kureyza vardı; onlar da öldürüldü. Ama «Bu kavmin çömleği kaynamış taşıyor!» yâni Hazrecliler Benî Kaynüka" kabilesine yardım ettiler! Ebû Hubâb Abdullah b. Übeyy'i hatırlamalısın! Müttefikleri Benî Kaynuka' için nasıl şefaatte bulundu da serbest bırakıldılar! Benî Kureyza yurdlarında mal ve kuvvetçe Meytan dağının kayaları kadar ağır ve köklü idiler... demek istiyor. Hadîs-i şerîf mescidde uyumanın ve yaralı bile olsa hastanın mescidde durmasının caiz olduğuna delildir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.