

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri «Kitâbü'l-Mezâlim», «Kitabü'I-Megâzî» ve <Kitâbü't-Tefsîr»de; Tirmizî ile Nesâî dahî «Kitâbü't-Tefsîr» de muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. ibni Ebî Ömer 'in kaydından da anlaşıldığı vecihle bu hâdise Mekke'nin fethinde olmuştur. Mekke-i Mükerreme hicretin sekizinci yılı ramazanında fethedilmişti. Nusub kelimesi bazılarına göre müfred olup cemi: Ensâb gelir. Bazıları cem'i olduğunu, müfredi nisâb geldiğini söylemişlerdir. Bundan murâd: ibâdet için dikilen taşlardır. Araplar bu taşları put ittihâz eder; onlara ibadette bulunur; üzerinde kurban keserlermiş. Hattâ kurban kesile kesile taşların rengi kıpkırmızı olurmuş. Hadîsin bir rivayetinde «Nusûb» yerine «Sanem» denilmiştir. Sanem put demektir. Beyhakî'nin Hz. Abdullah b. Ömer'den rivayet ettiği bir hadîste: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'ye girince orada 360 put buldu. Ve her puta sopa ile işaret ederek: Hak geldi; bâtıl muzmahil oldu. Bâtıl zâten muzmahil olagelmiştir! Buyurdu. işaret eder etmez her put sopası ile dokunmadan düşüyordu.» denilmektedir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'in putlara dokunması, kendilerini müdâfaadan âciz olduklarını göstermek, âciz olan bir şeyden ise asla ilâh olamayacağını anlatmak içindir. imam Ahmed'in rivayet ettiği Hz. Câbir hadîsinde de şöyle denilmiştir: «Kâ'be'de suretler vardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} Ömer b. Hattâb'a bunları temizlemeyi emretti. Ömer de bir bez ıslatarak onunla bu suretleri yok etti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} girdiğinde Kâ'be'nin içinde bir şey yoktu.» Taberî: «îbni Mes'ûd hadîsinde bâtıl âletlerini ve yalnız ma'sıyete yarayan şeyleri kırmanın caiz olduğuna delâlet vardır. Bunların şekilleri değişti mi parçalarından istifade edilebilir.» diyor. îbni Battal de bu mânâda sözler söylemiştir. Ulemâ, oyundan ve zikrullaha mâni' olmaktan başka bir işe yaramayan eşyanın o çirkin şekilden eser kalmayacak surette değiştirilmesi îcâbettiğini söylemişlerdir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} putları kırmıştır. Fakat kırılarak çirkin şekli giderildikten sonra kalan parçaların işe yarayacağında ve bunlardan istifade edilebileceğinde şüphe yoktur.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.