

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Babımızın Hz. Âişe rivayetini Buhari «Vudu» bahsinde Ebû Dâvud,'Tirmizî, Nesâî ve İbn-i Mâcc «Kitâbu'l-Eşribe»'de; Ebû Musa hadîsini Buhârî «Kitâbu'l-Meğazî»'de; Abdullah b. Ömer hadîsini Buhârî ile Nesâî «Kitâbu'l-Eşribe»'de muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Nevevî şöyle diyor: «Bu hadîsler açık açık gösteriyor ki, her sarhoşluk veren içki haramdır. Ve şarabdır. Ulemâmız bütün bu şıralardan yapılan içkilere şarab ismi verileceğine ittifak etmişlerdir. Lâkin ekserisi bunun yalnız üzüm suyu hakkında hakikat, diğerlerinde mecaz olduğunu söylemiş. Bir cemâat da hadîslerin zahirine bakarak hakikat olduğunu bildirmişlerdir.» Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Sarhoşluk veren her içki haramdır.» hadîsi hakkında Hattâbî şöyle bir mütalâa dermeyan etmiştir; «Bu hadîste sarhoşluk veren şeyin azı da, çoğu da haram olduğuna delil vardır. Hangi neviden olursa olsun! Çünkü umum sîgasryle. sarhoşluğu doğuran içkinin cinsine işaret edilmiştir. Bu söz «karın doyuran her yemek helâldir.» demeye benzer. Çünkü mânâsı fiilen doyurmasa bile doyurmak şanından olan her yemek helâldır, demektir.» Hattâbî'nin bu mütalâasına karşı allâme Aynî şunları söylüyor : «Hangi nev'iden olursa olsun sarhoşluk veren içkinin azı da, çoğu da haramdır. Sözü her içki hakkında geçerli değildir. Bu söz yalnız şaraba mahsustur. Çünkü İbn-î Abbâs (Radiyallahu anh)'dan mevkuf ve merfû' olarak rivayet edilen bir hadîste: «Muayyen olarak haram kılınan şarabdır. Her içkinin sarhoş edeni de haram kılınmıştır.» denilmektedir ki, bu hadis şarabın sarhoş etsin, etmesin; azı da, çoğu da haram olduğunu, başka içkilerin ise ancak sarhoş ettiği zaman haram kılındığını gösterir. Bu meydandadır. Ama Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in «Her sarhoşluk veren içki şarabtır. Ve her sarhoş eden içki haramdır...» buyurduğu rivayet edilmiştir dersen, ben de derim ki : Bu hadîse Yahya b. Maîn tan etmiştir. Sahîh olduğunu teslim etsek bile esah kavle göre İbn-i Ömer'e mevkuftur. Bundan dolayıdır ki, Müslim onu zanla rivayet etmiş : (Ben onu ancak merfû' olarak biliyorum) demiştir. Merfû' olduğunu da teslim etsek hadîsin mânâsı şudur: Çok içildiği zaman sarhoş eden içkinin hükmü, şarabın hükmü gibidir. Bit': Bal şerbetinden yapılan içkidir. Cevheri bu kelimenin bet' şeklinde de okunduğunu söylemiştir. Yemenliler bunu içerlermiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bal şarabının hükmü sorulduğu zaman : «Sarhoşluk veren her içki haramdır.» diye cevap vermesi; O'nun cevâmi-ul-kelîm (yâni, sözü az, Özü çok) sözlerinden sayılır. Babımız rivayetlerinden birinde : «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e cevami-ul-kelîm mühürleriyîe verilmişti» deniliyor. Bundan murad bu az sözlere ifade ettirdiği çok mânâların üzerine sanki mühür vuruyordu da bu mânâlar soranların gözünden kaçmıyordu, demektir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Ben namazdan sarhoş eden her müskiri yasak ediyorum.» sözünden murad : Sarhoş ettiği için namazdan alıkoyan her içkiyi haram ediyorum, demektir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Musa ile Muaz'a: «Tebşir edin ve kolaylaştırın; öğretin, nefret ettirmeyin.» buyurmuştur. Buradaki tebşirden murad hayırlı haber vermektir. Tebşirin zıddı inzardır. Ki, o da kötü haber vermek mânâsına gelir. Hadîsten murad: «Halka Allah Teâlâ'nın sevâbını rahmet ve ihsanının genişliğini müjdeleyin. Tehdit ve azab nevilerini sayıp dökerek onları korkutmayın ki, yeni müslüman olanlarla bulûğ çağına yaklaşan çocuklar İslama yatışsınlar,» demektir. Gerçi bir şeyi emir, zıddının nehyini icabeder. O halde «Kolaylaştırın» emrinden sonra «Güçleştirmeyin» diye nehiyde bulunmanın ne faydası vardır? gibi bir sual hatıra gelebilrise de. bunun cevâbı şudur: Evvelâ biz bu kaideyi teslim etmiyoruz. Etsek bile burada maksat zımnen anlaşılan bir şeyi te'kid için sarahaten beyândır. Şayet «Kolaylaştırın» diyerek bununla iktifa etseydi; kelime nekre olduğu için bir defa kolaylaştırıp bir daha güçlük çıkaran kimseye uyardı. Fakat «Güçleştirmeyin» deyince bütün hallerde güçlük çıkarmak nefyedilmiş olur. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Bir kimse şarabı dünyada içer de ona devam ederek tevbe etmeden ölürse; âhirette onu içmez.» hadîs-i şerifi o kimsenin Cennete giremiyece-ğinden kinayedir. Çünkü cennete giren, cennet şarabından içecektir. Şu halde hadîs-i şerîf müstehil ile tevil edilir. Yâni ömrü sarhoşlukla geçip de tevbe etmeden ölen kimsenin cennete girmesi imkânsızdır. Yahut günahları affedilip cennete girse bile, cennetin şarabını canı çekmez mânâsına gelir. «El-Mebârik» nâm eserde : «Denildi ki : Böylesi cennet şarabını arzu etmeyi unutmak; yahut unutmasa bile arzu etmemek suretiyle hakikatte mahrum bırakılacaktır. Bu ise cennet nimetlerinin en şereflisinden mahrum kalmak demek olacağından büyük bir eksikliktir.» deniliyor.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.