

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhârî «İstizan» bahsinde tahrîc etmiştir. Tirmizî onu: «Atlı giden yayaya, yaya giden oturana, az olan çok olana selâm verir...» şeklinde rivayet etmiş ve: «Bu hadîs sahihtir.» demiştir. Hadis-i şerîf selâmın adabını beyan etmektedir. Selâm vermek sünnet, alması ise farzdır. Selâm verenler kalabalık ise bunlar hakkında selâm sünnet-i kifayecür. Yâni içlerinden bazısının selâm vermesiyle bu vazife hepsinden sakıt olur. Selâm verilen kimse bir kişi ise, selâmı alması farz-ı ayn bir cemâat iseler selâmı almak farz-ı kifâye olur. Efdal olan iki cemâat karşılaştığı zaman bütün cemâatin selâm vermesi ve bütün cemâatin selâm almasıdır. İmam-ı Ebû Yûsuf 'dan bir rivayete göre bütün cemâatin selâm alması farzdır. Nevevî diyor ki: «İbni Abdilberr ve başkaları selâm vermenin sünnet, almamnsa farz olduğuna müslümanların icmaını nakletmişlerdir.» Selâmın en azı «Esselâmu aleyküm» demektir. Selâm verilen kimse bir kişi ise ona en azından «Esselâmü aleyke» denilir. Fakat efdal olan yanındaki meleklere de şamil olması çin «Esselâmu aleyküm» demektir. Bundan daha mükemmeli: «Esselâmu aleyküm ve rahmetullah daha mükemmeli : «Esselâmuaieyküm ve rahmetullahi ve berakâtuhu» dur. Maamafih «Selâmünaleyküm» demek de kâfidir. Selâm veren kimsenin «Aleykümselam» demesi mekruhtur. Maamafih sahîh ve meşhur olan kavle göre bununla yine de selâm almayı haketmiş olur. Bâzılarına göre selâm almayı hak eimez. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin: «Aleykesselâm deme, çünkü aleykesselâm ölülerin selâmıdır.» buyurduğu sahih rivayetle sabit olmuştur. Efdal olan selâm alma şekli : «Ve aleykümüsselâmü ve rahmetullahi ve berakâtuhu» diyerek (vav) ile başlamaktır. (Vav)'ın hazfı da caiz ise de efdal terkedilmiş olur. Selâmı alan kimse sadece «Ve aleykümüsselâm» yahut «Aleykümüsselâm» dese kâfidir. Fakat sadece «Aleyküm» demesi bilittifak caiz değildir. Selâmın verirken olsun, alırken olsun en aşağı derecesi onu karşısındakine işittirmektir. Bundan aşağısı kâfi değildir. Verilen selâmı hemen almak şarttır. Uzaktan biri vasıtayla yahut mektupla gönderilen selâmı dahî derhal kabul gerekir. Hadîs-i şerifte buyurulan; binek gidenin yürüyene, ayakta olanın oturana ve azın çoğa selâm vermesi müstehab manasınadır. Binâenaleyh aksine hareket edilse caiz, fakat efdalin hilâfına olur. Mânâsına gelince ulenadan bâzılarına göre selâm Allah'ın ismidir. Esselâmu aleyküm demek Allah'ın ismi sizin üzerinize olsun manasınadır. Bundan da: «Allah'ın muhafazası altında olasınız» mânâsı kasdedilir. Nitekim yine bu mânâda Arablar «Allahumeak» ve «Allahuyeshabük» derler. Diğer bazı ulemaya göre selâm selâmet manasınadır ve cümle, selâmet sizin üzerinize olsun, sizden ayrılmasın manasınadır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.