

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu'l-İlim» ile «Kitâbu's-Salât'da; Tirmizî «İstizan» bahsinde; Nesâî «Kitâbu'l-İlim»'de muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Hadîste hazf vardır. Takdiri şöyledir: Ashâb-ı kiram: Bu üç kişinin kimler olduğunu haber ver yâ Resûlallah! demişler, o da: «Onlardan biri Allah'a sığındı. Allah da onu sığındırdı. Diğeri utandı, Allah da ondan istihya etti. Sonuncuya gelince; o yüz çevirdi. Allah da ondan yüz çevirdi.» diye cevap vermiştir. Görülüyor ki, bu cevaplarda edebiyatçıların mügâkele dedikleri sanat vardır. Verilen cevaplar şekil itibariyle suâle uygun düşüyorsa da mânâ başkadır. Çünkü eva sığındırmak yâni evine kabul etmektir. Bu Allah Teâlâ hakkında mütesavver değildir. Ve kelimenin lâzimî mânâsı kastedilmiştir ki, o da hayra ulaştırmak istemektir. Yâni melzum zikredilmiş, lâzım kasdedilmiştir. Bâzıları bunun mânâsı Allah'ın o kimseyi cennetine sığındırmasıdır, demişlerdir. Allah'ın istihyası da böyledir. Çünkü utanmak mânâsına gelen haya insana ayıplanacağından korktuğu bir şeyden dolayı âriz olan değişme ve kırgınlıktır. Allah Teâlâ hakkında bu imkânsızdır. Binâenaleyh bununla lâzimî mânâsı olan azabı terk etmek kasdedilmiştir. Allah'ın yüz çevirmesi dahî aynı şekilde olup bununla Allah'ın gazabı kasdedilmiştir. Böyle zahirî mânâsına hamli mümkün olmayan yerlerde kaide bu gibi lâfızların lâzimî mânâları murad olunmaktır. Hakikî mânâ ile mecazi mânâ arasındaki alâka lüzumdur. Hakikî mânâyı kasdetmekten men eden karine ise akıldır. Çünkü akıl bu gibi şeylerin Allah'dan sâdır olabileceğini tasavvur edemez. Kirmânî buradaki mecazların teşbih olması ihtimâlinden de bahsetmiştir. O halde mânâ şöyle olur : Evine sığındıran, utanan ve yüz çeviren ne yaparsa Allah da onun gibi yapar, demek olur. Yâni fiil fiile benzetilmiş olur. Buradaki yüz çevirmeden murad hiç bir özrü yokken dönüp gitmeye hamledilmiştir. Kaadî İyad şöyle diyor: «Bir kimse Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den yüz çevirir de uzaklaşırsa mü'min değildir. Eğer bu zât mü'min olup dünyevî bir hacetini veya zaruri bir işini görmek için gitti ise Allah'ın onu îrazı af ve rahmetini terk etmesiyle olur. Onun bir hasenesini kabul etmez, kötülüğünü affetmez.» Bu Hadisten Çıkarılan Hükümler: 1- İlim halkasına oturan kimse Allah'ın himayesindedir. Onun üzerine melekler kanatlarını yayarlar. İbni Battal: «Âliminde talebeyi böylece sığındırması icab eder.» demiştir. 2- Bir kimse âlim bir zat'ın meclisinde bulunmayı arzu etse de utandığı için gidemese, Allah da ona istîhya muamelesi yapar. Yani onu azab etmez. 3- İlim meclislerinden yüz çeviren kimse Allah'ın gazabına maruz kalır. 4- İlim ve zikir için mescidde halka olup oturmak müstehabdır. 5- İyi bir iş yapan kimseyi senada bulunmak müstehabdır. 6- Cami, mescid gibi yerlerde nerede yer bulunursa oturmak, kimseyi yerinden kaldırmamak islami edeb ve terbiye iktizasıdır. Bu hususta hadîs dahî vardır. 7- Mescidde bir yere önce gelip oturan, o yere başkalarından daha ziyade hak sahibidir. 8- Saf ve meclis halkalarında aralık yer bırakmamak gerektir. 9- Kimseye eziyet vermemek şartıyla saflardaki boş yerlere yürümek caizdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.