

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadisi Buhâri «Fedâilü Ashabi-n-Nebi» ve «Fiten» bahislerinde tahric etmiştir. Hâit: Bahçe demektir. Mal: Esas.itibariyle altın ve gümüş gibi mülk edinilen şeylerdir. Sonra kıymeti olan her maddeye mal denilmiştir. Arablarca mal denilince ekseriyetle deve kasdedilir. Burada maldan murad bahçelerdir. Bi'ri Eriz: Yerinde de görüldüğü vecihle Medine'de Kûba'ya yakın bir su kuyusudur. Hz. Osman'ın parmağından Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yüzüğü bu kuyuya düşmüştü. Kırf: Kuyunun etrafına taştan veya ağaçtan çevrilen çemberdir. Aslında yüksek yer demektir. Hz. Ebû Bekr'le Ömer’in bu kuyuya ayaklarını sarkıtmaları Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e uymak ve onun rahatını bozmamak içindir. Çünkü onun gibi oturmasalar, ihtimal onlardan utanır. Ve ayaklarını kuyudan çıkarırdı. Hz, Said b. Müseyyeb'in: «Ben bunu kabirlerine yordum» sözü doğru bir firasetdir. Yâni üçünün bir arada oturmasını, Öldükten sonra üçünün bir yere defnedileceklerine, Hz, Osman'in karşılarına oturmasının da vefatından sonra onlardan ayrı, fakat karşılarına gelen bir yere defnedileceğine yormuştur ki, bunda tamamıyle haklı olduğunu vukuat göstermiştir. Bugün Hz. Ebû Bekr'le Ömer Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in iki tarafında Mescid-i Nebevi'de Hz. Osman ise onların karşılarına düşen «El-Bâki'» kabristanında medfundurlar.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.