

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîs için Dâre-Kutnî «El-lstidrâk» nâm eserinde de şunu söylemiştir: «Bu hadîsi Derâ verdi ve başkaları mürsel olarak rivayet etmişlerdir», «Kitâbu'l İ'lel» inde ise onun muttasıl olduğunu söylemiş, muttasıl olarak rivâyet eden İsmail b. Cafer'in hafız ve mutemed bir zât olduğunu, binaenaleyh yaptığı ziyâdenin kabul edileceğini» bildirmiştir. Doğrusu «Kitabu'l-i'lel» deki sözüdür. Çünkü hadîsi Buhârî ile Müslim de rivayet etmişlerdir. Sahîh olduğunda şüphe yoktur. Mevsuk olan bir râvînin rivayet ettiği ziyâde ise makbuldür. Gerçi bu hadîsde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ezanın başındaki tekbîri iki defa, şahadetleri ve Hay'aleleri birer defa zikretmişse de, hadîs ezanın lâfızları ta'lim için sevk edildiğinden adet hakkında nass değildir. Bu bâbda nass olan hadislerde ezanın başındaki tekbirlerin dört, diğer elfazının ikişer olduğunu önce görmüştük. Hay'ale: Hayya ale's-Salâh ile Hayye ale'l-Felâh'ın kısaltılmış ifadesidir. Hayye ale'l-Felâh: Kurtuluşa cennette ebedi kalmaya sebep olan şey'e gelin; demektir. Arap lisânında hayrın bütün mânâlarına şâmil olan en cemiyyetli kelime Felah kelimesidir. Nasihat kelimesi de buna yakındır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.