Vefath. 120
Nisbeel-Huzâî, el-Basrî
Yaşadığı yerlerMerv
Tabaka3. tabaka
Cerh-ta'dîlsadûk (doğru sözlü)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubaî ile Şeybân b. Ferrûh rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mehdi b. Meymûn rivayet etti. (Dediki) Bize Ebu Uyeyne'nin azatlısı Vâsıl, Yahya b. Ukayl'den o da Yahya b. Ya'mer'den, o da Ebu'l-Esved Ed-Dili'den, o da Ebu Zerr'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Efendimiz «Ümmetimin bütün âmelleri — iyisi, kötüsü — bana arzolundu. İyi amellerinin içinde yoldan atılan eziyet verici şeyleri gördüm. Kotü amellerinin içinde ise mescidde tükürülüp de gömülmeyen balgamı gördüm.» buyurmuşlar.
Bize Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubai rivayet etti. (Dediki): Bize, Mehdî (yâni İbni Meymûn) rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû Uyeyne'nin âzâdlısı Vâsıl, Yahya b. Ukayl'den, o da Yahya b. Ya'mer'den, o da Ebû'l-Esved-i Düelî'den, o da Ebû Zerr'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki, şöyle buyurmuşlar : «Her birinizin, her bir mafsalına karşı, bir sadaka vardır. Her tesbîh, bir sadakadır. Her tahmid bir sadakadır. Her tahlîl bir sadakadır. Her tekbîr bir sadakadır. İyiliği emretmek, kötülükden nehî'de bulunmak da bir sadakadır. Bütün bunlar nâmına kişinin kılacağı iki rek'ât kuşluk namazı, kâfidir.»
Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Sevrî ile Ma'mer, İsmâil b. Ümeyye'den bu isnâdla İbni Mehdî ve Yahya b. Âdem hadîsi gibi haber verdi. Yalnız o «Hurma» yerine «Yemiş» demiştir.
Bize Abdullah b. Muhammed b. Esma Ed-Dubaî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Uyeyne'nin azatlısı Vâsıl, Yahya b. Ukayl'den, o da Yahya b. Ya'mer'den, o da Ebû'1-Esved-i Dîlî'den, o da Ebû Zerr'den nalken rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bâzı zevat, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, — «Yâ Resûlallah! Servet sahipleri sevapları alıp gittiler. (Zîrâ) bizim kıldığımız gibi namaz kılıyorlar, bizim gibi oruç tutuyorlar. (Fakat) onları mallarının fazlalarını tesadduk ediyorlar.» demişler. Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Size Allah tesadduk edecek bir şey vermemiş mî? Her tesbîh mukabilinde bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, her tahmîd bir sadaka, her tehlil bir sadaka, emr-İ bil ma'rûf sadaka, kötülükten nehiy sadakadır. Birinizin cinsî münâsebetinde bile sadaka vardır.» buyurmuşlar. Ashâb: — «Yâ Resûlallah! Birimiz şehvetini kaza eder de, onda da ecir mi olur?» diye sormuşlar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ne dersiniz, o kimse şehvetini haramla tatmin ederse, ona günâh olur mu? İşte bunun gibi helâlde tatmin ettiği zaman da ona sevap olur.» buyurmuşlar.
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Azra b. Sabit, Yahya b. Ukayl'dan o da Yahya b. Ya'mur'dan, o da Ebu'l-Esved ed-Dieli'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İmran b. Husayn bana şunu söyledi: --Ne dersin, İnsanların bu gün yapmakta olduğu ve hakkında çaba gösterdikleri şey, onlara takdir edilmiş ve geçmişte haklarında kaza buyurulmuş bir kader midir ? Yoksa geleceklerine ait Nebilerinin kendilerine getirdiği ve haklarında huccet sabit olan bir şeymidir ? Ben: -- Belki onlar hakkında kaza buyurulmuş ve geçmiş bir şeydir, dedim. İmran: -- O halde zulüm olmaz mı ? dedi. Ben bundan fena halde korktum ve: -- Her şey Allah'ın mahluku ve mülküdür. O yaptığından sorulmaz ! Ama mahluklar sorulurlar, dedim. İmran bana: -- Allah sana rahmet eylesin ! Ben sana sorduklarımla ancak senin aklını denemek istedim. Müzeyne'den iki adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiler de: -- Ya Resulullah ! Ne buyurursun ? Bu gün insanlar ne amel edecek, neye çaba gösterecekler ? Haklarında hükmolunmuş ve bitmiş, geçmiş bir kader hakkında mı, yoksa istikballerine ait Nebilerinin kendilerine getirdiği ve haklarında huccet sabit olan bir hususta mı ? dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ''Hayır ! bilakis haklarında hüküm verilmiş ve geçmiş bir şey hususunda (amel edecekler) Allah (Azze ve Celle)'nin Kitabında bunun tasdiki: ''Nefs'e ve o nefsi kusursuz yaratıp kendisine sapıklığını, takvasını ilham eden Allah'a yemin olsun! {[Şems 7 ve 8] ayetidir.'' buyurdu, dedi.