Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Halid'den o da Ebu Kılâbe'den naklen haber verdiki: Ebu Kilabe Mâlik b. el-Huveyris'i namaz kılacağı zaman tekbir aldığını, sonra ellerini kaldırdığını, rüku'a gitmek istediği zaman da ellerini kaldırdığını, rüku'dan başını kaldırdığı zaman dahi ellerini kaldırdığını görmüş. Mâlik, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in böyle yapardığını rivayet etmiş.
Bize Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd Eyyub'dan, o da Ebû Kılâbe'den naklen rivayette bulundu. Şöyle demiş: Şam'da Müslim b. Yesâr'ın bulunduğu bir halkada oturuyordum. Derken Ebu'l-Eş'as geldi. Cemaat: Ebu'l-Eş'as (geliyor) Ebu'l-Eş'as dediler... Ebui-Eş'as oturdu. Ben kendisine: Ey kardeşimiz (bize) Ubâde b. Sâmit'in hadîsini naklet, dedim. Hay hay dedi (ve şunları söyledi:) Bir gazaya çıktık; ordunun başında Muâviye vardı. Birçok ganimetler aldık. Aldığımız ganimetler arasında bir gümüş kap da vardı. Muâviye bu kabı halkın bağışları arasında satmasını bir adama emretti. Halk bu alışverişe koşuştular. Derken Ubâde b. Sâmit bunu duyarak ayağa kalktı ve şunları söyledi: «Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i altına mukabil altın, gümüşe mukabil gümüş, buğdaya mukabil buğday, arpaya mukabil arpa, hurmaya mukabil hurma, tuza mukabil tuz satmayı yasak ederken işittim; ancak misli misline peşin olarak satılırsa o başka... Her kim ziyade verir veya alırsa muhakkak ribâ yapmıştır... Bunun üzerine halk aldıklarını geri verdiler. Bu iş Muâviye'nin kulağına vardı. Hemen hitabede bulunmak üzere ayağa kalkarak şunları söyledi: Dikkat... Bazı kimselere ne oluyor ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bir takım hadisler rivayet ediyorlar!.. Biz de onu görüyor, sohbetinde bulunuyorduk, ama bunları ondan işitmedik. Derken Ubâde kalktı ve kıssayı tekrarladı. Sonra : Muâviye hoşlanmasa da (yahut Muâviye çatlasa da) biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiklerimizi mutlaka söyleyeceğiz. Ordusunun içinde onunla bir karanlık gece (bile) beraber bulunmamak umurumda değil!.. Hammâd: Bunu yahut benzerini söyledi, demiştir.
Bana Ebu'r-Rabî' El-Attekî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni İlmi Zeyd, Eyyûb'dan, o da Efoû Kılabe ile Kaasim b. Âsım'dan, onlar da Zehdem El-Cermî'den naklen rivayet etti. Eyyûb: Ben Kaasim'in hadîsini Ebû Kılâbe'nin hadîsinden daha iyi bellemişimdir, demiş ve şunları söylemiş: Ebû Musa'nın yanında idik. Sofrasını getirtti. Üzerinde tavuk eti vardı. Derken Benî Teymillâh (kabilesin) den kırmızı renkli âzadlılara benzeyen bir adam girdi. Ebû Mûsâ ona buyur etti. Adam durakladı. Ebû Mûsâ yine buyur etti. Ve: Ben Resûlullah (Saliallahu Aleyhi ve Seilem)'i bundan yerken gördüm, dedi. Adam: — Ben bu hayvanın bir şey yediğini gördüm de iğrendim; bir daha ondan yememeye yemîn ettim, dedi. Bunun üzerine Ebû Mûsâ şunları söyledi: — Gel sana bundan bahsedeyim! Ben Eş'arîlerden bir cemaat içinde yük devesi istemek üzere Resûlullah (Saliallahu Aleyhi ve Seilem)'e gittim: «Vallahi size yük devesi veremem; zâten bende size verecek binek hayvanı yok!» buyurdu. Biz de Allah'ın dilediği kadar durduk. Nihayet Resûlullah (Saliallahu Aleyhi ve Seilem)'e ganimet develeri getirdiler. Müteakiben bizi çağırdı ve bize beş tane beyaz hörgüçlü deve verilmesini emir buyurdu. Yola revân olduğumuz vakit birbirimize: Resûlullah (Saliallahu Aleyhi ve Seilem)'i yemininde gaflete düşürdük. Başımıza iyi hayır gelmez! dedik; ve hemen kendisine dönerek: — Yâ Resûlâllah! Biz yük devesi istemek üzere sana geldik. Sen bize yük devesi veremeyeceğine yemîn ettin; sonra da verdin! Unuttun mu yâ Resûlâllah? dedik: «Vallahi ben, Allah diler de bir şeye yemîn eder ve başkasını o yeminden daha hayırlı görürsem o hayırlı işi yapar; yeminimi de (keffâretle) heiâl kılarım. Çekilin gidin! Size Ancak Allah (Azze ve Celle) binek devesi verdi.» buyurdular.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Muâz rivayet etti. H. Bize Ahmed b. Osman En-Nevfelî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ezher Es-Semmân rivayet, etti. Her iki râvi demişlerki: Bize İbni Avn rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Kılâbe'nin âzâdlısı Ebû Recâ', Ebû Kılâbe'den rivayet etti. (Demişki): Ömer b. Abdilâzîz'in arkasında oturuyordum. Cemâate: «Kasâme hakkında ne diyorsunuz?» diye sordu. Bunun üzerine Anbese: «Enes b. Mâlik bize şöyle şöyle rivayette bulundu...» dedi. Ben de: — Enes bana rivayet etti, dedim. Bir kavim Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş...» Râvi hadîsi, Eyyûb ile Haccâc hadisi gibi nakletmiştir. Ebû Kılâbe şöyle demiş: «Ben (rivayetimi) bitirince Anbese: Sübhânallah! dedi. Ben de: Beni itham mı ediyorsun yâ Anbese? dedim. — Hayır! Enes b. Mâlik bize böylece rivayet etti. Bu yahut bunun misli aranızda bulundukça siz hayırlı olmakta devam edersiniz ey Şamlılar! dedi.
Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Demişki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Demişki): Bize Ali (yâni İbni Mübarek) rivayet etti, H. Bize Ahmed b. Münzir de rivayet etti. (Demişki): Bize Abdü's-Samed rivayet etti. (Demişki): Bize Harb (yâni İbni Şeddat) rivayet etti. Her iki râvi Yahya b. Ebî Kesîr'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.