Ka'b b. Mâlik

Ebû Abdullah · Sahâbî, Resûlullah'ın üç şairinden

Ka'b b. Mâlik b. Ebû Ka'b (Amr) b. el-Kayn b. Ka'b b. Sevâd b. Ganm b. Ka'b b. Seleme

DoğumMedine
Vefath. 50 · Şam
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Ensârî, es-Sülemî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerMedine, Şam
TabakaSahâbî
Cerh-ta'dîlsahâbî

Hakkında

Ka'b b. Mâlik, Hazrec kabilesinin Selimeoğulları koluna mensup, Ebû Abdullah künyeli bir sahâbîdir. Yaklaşık m. 598'de Yesrib'de doğdu. Hicretten önce Müslüman oldu ve Ensâr'ın Hz. Peygamber'i Medine'ye davet ettiği İkinci Akabe Biatı'nda (m. 622) bulundu; bu biatı Bedir'den daha değerli saydığı nakledilir.

Hassân b. Sâbit ve Abdullah b. Revâha ile birlikte Resûlullah'ın üç şairinden biridir. Şiirlerinde Müslümanların kahramanlığını över, müşrikleri yererdi; Devs kabilesinin onun şiirlerinden etkilenerek Müslüman olduğu rivayet edilir. Tebük dışındaki bütün gazvelere katıldı; Uhud'da on yedi yerinden yaralandı. Hazırlık yapmasına rağmen rahatına düşkünlüğü yüzünden Tebük seferine (h. 9 / m. 630) katılmadı. Dönüşte mazeret uydurmayıp doğruyu söyledi; bunun üzerine Hilâl b. Ümeyye ve Mürâre b. Rebî ile birlikte elli gün boyunca toplumdan tecrit edildi, sonunda tövbelerinin kabul edildiğini bildiren âyetler indi.

Hz. Osman'ı destekledi, şehadetinden sonra onun için mersiyeler yazdı ve Hz. Ali'ye biat etmedi. İleri yaşında gözlerini kaybetti. Seksen kadar hadis rivayet etmiştir. Tercih edilen görüşe göre h. 50 / m. 670'te Medine'de vefat etti; 40, 51 ve 54 tarihleri de zikredilir.

Ailesi

Babası
Malik bin Abi Ka'b b. al-Qayn
Eşi
'Umayra bint Jubayr bin Sakhr, Safiyya from Yemen, Umm 'Abdur Rahman, Umm 'Abdullah bint 'Abdullah, Khayra
Kardeşleri
Sahl bin Malik bin Abi Ka'b, 'Abdullah bin Malik bin Abi Ka'b
Çocukları
'Abdullah bin Ka'b bin Malik b. Abi Ka'b, 'Ubaydullah bin Ka'b bin Malik, Ma'bad bin Ka'b bin Malik, Faddala, Fahd, Su'ad, Khawla, 'Abdur Rahman bin Ka'b bin Malik, Kabsha bint Ka'b bin Malik, Muhammad (older), Muhammad bin Ka'b bin Malik

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Muhammed b. E!-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhâk (yâni Ebû Âsim) rivayet etti. H. Bana Mahmûd b. Gaylân da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. İkisi birden demişler ki: Bize, İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana İbni Şihâb haber verdi. Ona da Abdurrahman b. Abdillâh b. Kâ'bi babasından naklen haber vermiş. Babası da Abdullah b. Kâ'b ile amcası Ubeydullah b. Kâ'b'dan, onlar da Kâ'b b. Mâlik'den naklen rivayet etmişlerki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferden ancak gündüzün kuşluk vakti gelirmiş. Geldiği zaman da (işe) mescidden başlar; orada iki rek'ât namaz kılar; sonra orada otururmuş.
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer haber verdi. (Dediki): Bize Yûnus, Zührî'den, o da Abdullah b. Kâ'b b. Mâlik'den naklen haber verdi. Ona da Kâ'b b. Mâlik haber vermiş ki, Kendisi İbni Ebî Hadred'de olan bir alacağını istemiş... Râvî, İbni Vehb hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Müslim der ki: Leys b. Sa'd da rivayet etti. (Dediki): Bana Ca'fer b. Rabîa, Abdurrahman b. Hürmüz'den, o 4a Abdullah b. Kâ'b b. Mâlik'den, o da Kâ'b b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Kâ'b'ın, Abdullah b. Ebî Hadred-i Eslemî'de alacağı varmış. Bir ara ona tesadüf ederek yakasına yapışmış. Ve konuşmuşlar; hattâ sesleri yükselmiş. Derken yanlarına Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uğramış ve: «Yâ Kâ'b!» demiş; ve eliyle: Yarısını bırak der gibi işaret buyurmuş. O da alacağının yarısını almış; yarısını bırakmış.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr b. Seriy ile Abdurrahman b. Mehdi rivayet ettiler. (Dedilerki); Bize Süfyan, Sa'd b. İbrahim'den, o da Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mü'minin misâli ekinden bir deste gibidir. Rüzgarlar onu eğiltîr. Bazen yere yıkar, bazen de doğrultur. Nihayet eceli gelir. Münafığın misali ise, kendisine hiç bir şey dokunmayan dimdik erze ağacı gibidir. Sonunda bu ağacın sökülmesi bir defada olur.» buyurdular.