| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 58. Ayet (2:58:20) | الْمُحْسِن۪ينَ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | güzel davrananlara | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, “Şu memlekete[18] girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. | |||||
| 2 | Bakara 83. Ayet (2:83:11) | اِحْسَانًا | احسانا | ihsânen | iyilik edeceksiniz | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 3 | Bakara 83. Ayet (2:83:18) | حُسْنًا | حسنا | husnen | güzel söz | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 4 | Bakara 112. Ayet (2:112:7) | مُحْسِنٌ | محسن | muhsinun | işini güzel yaparak | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”[30] derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. | |||||
| 5 | Bakara 138. Ayet (2:138:4) | اَحْسَنُ | احسن | ahsenu | daha güzeli | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).[35] | |||||
| 6 | Bakara 178. Ayet (2:178:26) | بِاِحْسَانٍۜ | باحسان | bi-ihsân(in) | güzelce | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.[48] | |||||
| 7 | Bakara 195. Ayet (2:195:10) | وَاَحْسِنُواۚۛ | واحسنوا | ve ahsinû | ve iyilik edin | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. | |||||
| 8 | Bakara 195. Ayet (2:195:14) | الْمُحْسِن۪ينَ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | iyilik edenleri | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. | |||||
| 9 | Bakara 201. Ayet (2:201:8) | حَسَنَةً | حسنة | haseneten | güzellik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. | |||||
| 10 | Bakara 201. Ayet (2:201:11) | حَسَنَةً | حسنة | haseneten | güzellik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. | |||||
| 11 | Bakara 229. Ayet (2:229:7) | بِاِحْسَانٍۜ | باحسان | bi-ihsân(in) | güzelce | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 12 | Bakara 236. Ayet (2:236:25) | الْمُحْسِن۪ينَ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | iyilik edenlerin | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere- onlara, aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a[66] verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. | |||||
| 13 | Bakara 245. Ayet (2:245:7) | حَسَنًا | حسنا | hasenen | güzel | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 14 | Âl-i İmran 14. Ayet (3:14:23) | حُسْنُ | حسن | husnu | güzel | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 37. Ayet (3:37:4) | حَسَنٍ | حسن | hasenin | güzel bir | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı[88] da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. | |||||
| 16 | Âl-i İmran 37. Ayet (3:37:7) | حَسَنًاۙ | حسنا | hasenen | güzel | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı[88] da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:3) | حَسَنَةٌ | حسنة | hasenetun | bir iyilik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 134. Ayet (3:134:13) | الْمُحْسِن۪ينَۚ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | güzel davrananları | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 148. Ayet (3:148:5) | وَحُسْنَ | وحسن | ve husne | ve en güzelini | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 148. Ayet (3:148:10) | الْمُحْسِن۪ينَ۟ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | güzel davrananları | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 172. Ayet (3:172:11) | اَحْسَنُوا | احسنوا | ahsenû | güzel davrananlar | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 22 | Âl-i İmran 195. Ayet (3:195:42) | حُسْنُ | حسن | husnu | en güzeli | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” | |||||
| 23 | Nisâ 36. Ayet (4:36:8) | اِحْسَانًا | احسانا | ihsânen | iyilik edin | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. | |||||
| 24 | Nisâ 40. Ayet (4:40:9) | حَسَنَةً | حسنة | haseneten | (zerre miktarı) bir iyilik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. | |||||
| 25 | Nisâ 59. Ayet (4:59:28) | وَاَحْسَنُ | واحسن | ve ahsenu | ve daha güzeldir | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. | |||||
| 26 | Nisâ 62. Ayet (4:62:15) | اِحْسَانًا | احسانا | ihsânen | iyilik etmek | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur? | |||||
| 27 | Nisâ 69. Ayet (4:69:16) | وَحَسُنَ | وحسن | ve hasune | ve ne güzel | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır. | |||||
| 28 | Nisâ 78. Ayet (4:78:13) | حَسَنَةٌ | حسنة | hasenetun | bir iyilik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! | |||||
| 29 | Nisâ 79. Ayet (4:79:4) | حَسَنَةٍ | حسنة | hasenetin | iyilik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 30 | Nisâ 85. Ayet (4:85:4) | حَسَنَةً | حسنة | haseneten | güzel | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter. | |||||
| 31 | Nisâ 86. Ayet (4:86:5) | بِاَحْسَنَ | باحسن | bi-ahsene | daha güzeliyle | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. | |||||
| 32 | Nisâ 95. Ayet (4:95:26) | الْحُسْنٰىۜ | الحسنى | l-husnâ | güzellik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 95,96. Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 33 | Nisâ 125. Ayet (4:125:2) | اَحْسَنُ | احسن | ahsenu | daha güzeldir? | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi. | |||||
| 34 | Nisâ 125. Ayet (4:125:9) | مُحْسِنٌ | محسن | muhsinun | iyilik edici olarak | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi. | |||||
| 35 | Nisâ 128. Ayet (4:128:22) | تُحْسِنُوا | تحسنوا | tuhsinû | güzel geçinir | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. | |||||
| 36 | Mâide 12. Ayet (5:12:27) | حَسَنًا | حسنا | hasenen | güzel | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.” | |||||
| 37 | Mâide 13. Ayet (5:13:32) | الْمُحْسِن۪ينَ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | güzel davrananları | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. | |||||
| 38 | Mâide 50. Ayet (5:50:5) | اَحْسَنُ | احسن | ahsenu | daha güzel | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? | |||||
| 39 | Mâide 85. Ayet (5:85:14) | الْمُحْسِن۪ينَ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | güzel davrananların | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır. | |||||
| 40 | Mâide 93. Ayet (5:93:21) | وَاَحْسَنُواۜ | واحسنوا | ve ahsenû | ve iyilik ettikleri | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever. | |||||
| 41 | Mâide 93. Ayet (5:93:24) | الْمُحْسِن۪ينَ۟ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | güzel davrananları | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih ameller işleyenlere; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever. | |||||
| 42 | En'am 84. Ayet (6:84:21) | الْمُحْسِن۪ينَۙ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | güzel davrananları | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. | |||||
| 43 | En'am 151. Ayet (6:151:13) | اِحْسَانًاۚ | احسانا | ihsânâ(en) | iyilik edin | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.[203] Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.[204] İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” | |||||
| 44 | En'am 152. Ayet (6:152:8) | اَحْسَنُ | احسن | ahsenu | en güzel biçimde | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.[205] Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.[206] (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. | |||||
| 45 | En'am 154. Ayet (6:154:8) | اَحْسَنَ | احسن | ahsene | iyilik eden(lere) | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. | |||||
| 46 | En'am 160. Ayet (6:160:3) | بِالْحَسَنَةِ | بالحسنة | bil-haseneti | bir iyilikle | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez. | |||||
| 47 | A'raf 56. Ayet (7:56:15) | الْمُحْسِن۪ينَ | المحسنين | l-muhsinîn(e) | iyilik edenlere | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. | |||||
| 48 | A'raf 95. Ayet (7:95:5) | الْحَسَنَةَ | الحسنة | l-hasenete | iyilik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık. | |||||
| 49 | A'raf 131. Ayet (7:131:3) | الْحَسَنَةُ | الحسنة | l-hasenetu | bir iyilik | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler. | |||||
| 50 | A'raf 137. Ayet (7:137:15) | الْحُسْنٰى | الحسنى | l-husnâ | güzel | ح س ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti.[226] Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. | |||||