Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1466, sondan 4771. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 102. ayetidir. Yunus Suresi 102. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 7850 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (8) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
فهل ينتظرون الا مثل ايام الذين خلوا من قبلهم قل فانتظروا اني معكم من المنتظرين
Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
Önceki âyetlerde (95-98) belirtilen hususları teyit eden bu âyetlerde, evrendeki düzenin ve en üstün kudretin yüce Allah’a ait olduğu hakikatinin daima göz önünde tutulması gerektiği vurgulanmakta, Hz. Peygamber’den, inkârcılıkta direnenler karşısında mâneviyatını bozmaması istenmektedir. Ayrıca bu âyetler, başkalarını zorla imana getirme çabası içine girenlerin kendi iradelerini Allah Teâlâ’nın iradesi üstüne çıkarmaya çalışmak gibi bir yanlışlığa düşmüş olacakları uyarısında bulunmaktadır. Allah’ın izni olmadan hiç kimsenin iman etmeyeceği hususunun hemen ardından Allah’ın, akıllarını kullanmayanları iğrenç bir duruma sokacağının, yani kirli halleriyle baş başa bırakacağının bildirilmesi; yaratanın Allah Teâlâ, seçme kararını verecek olanın ise insan olduğunu, bir başka anlatımla, insanın imanla ilgili sorumluluğunun akıl nimetini yerli yerince kullanıp kullanmamasından kaynaklandığını açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim 101. âyette hem yer ve göklerdekilere ibret gözüyle bakılması istenmekte hem de bu tür kanıtların ve peygamberler tarafından yapılan uyarıların, aklını doğru istikamette işletmediği için iman yeteneğini yitirenlere fayda etmeyeceği belirtilmekte, böylece inanmayanı buna zorlamanın faydasız olduğuna dair bir psikolojik tahlil yapılmış olmaktadır.
Mehmet Okuyan
Onlar, kendilerinden önce geçmiş toplumların (felaket) günlerinin benzerlerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: “Bekleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
“Onlar, sadece kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen günler gibisini bekliyorlar, öyle mi?” De ki: “O halde bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”
(Onlar) Kendilerinden önce gelip geçmişlerin (başlarına çöküveren azap) günlerinin bir benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: “(Akıbetinizi ve felaketinizi) Bekleyedurun. Şüphesiz ben de sizlerle beraber bekleyenlerdenim.”
Onlar, kendilerinden önce gelip geçenlerin uğradıkları felaket günlerine benzer günlerden başka bir şey mi bekliyorlar? De ki: Bekleyin bakalım, şüphe yok ki ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
O halde, kendilerinden önce gelip geçen inkârcıların yaşadığı felaket günlerinden başka günler mi bekliyorlar? De ki: Öyleyse olacak olanı bekleyin bakalım; doğrusu ben de sizinle beraber bekleyeceğim.
Onlar kendilerinden önce geçip giden milletlerin uğradıkları felâket günlerinin benzerlerinin dışında güzel günler mi bekliyorlar?
“Siz Rabbinizin tehdidini bekleyin, ben de sizinle birlikte ilâhî va'din tecellisini bekleyenlerdenim” de.
Onlar kendilerinden önce geçmiş olanların başlarına gelen günlerin benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: "Bekleyin bakalım! Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."
Kendilerinden önce gelip geçmişlerin (başlarından geçen) günlerin bir benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: 'Bekleyedurun. Şüphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim.'
Müşrikler, ancak kendilerinden önce gelip geçmiş olanların günleri gibi, (acıklı) bir gün bekliyorlar. De ki: “- Bekleyin, ben de sizinle beraber bekliyenlerdenim.”
Onlar, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen musibet günlerinden başka bir şey beklemiyorlar. De ki: “Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”
Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber bekleyeceğim.”
Onlar, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumların (acıklı) günlerinin benzerlerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: Haydi bekleyin! Şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
Onlar, kendilerinden önce gelmiş geçmiş olanların uğradıkları felaket günleri gibisinden başkasını mı bekliyorlar? De ki, "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerden olacağım."
Onlar, kendilerinden evvel (gelib) geçmiş (kavm) lerin (o acıklı) günleri gibi (bir gün) den başkasını mı bekliyorlar?. De ki: «Haydi (o günü) bekleyin. Şübhesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.»
Yoksa (onlar) ille de kendilerinden önce gelip geçen (ümmet)lerin (başlarına gelen) günlerinin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Öyleyse (azâbı) bekleyin, doğrusu ben de sizinle berâber (azâbınızın nasıl olacağını) bekleyenlerdenim.”
Onlar ancak kendilerinden evvel gelip geçenlerin musibetleri gibisini bekliyorlar. Onlara de ki: Haydi azabı bekleyin. Ben de sizinle beraber helâkinizi bekleyenlerdenim.
Onlar, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumların (acıklı) günlerinin benzerlerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki: “O halde bekleyedurun; şüphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim.”
Yoksa onlar, kendilerinden önceki zâlimlerin yaşadığı azap günleri gibi bir günün gelmesinimi bekliyorlar? Bu gâfillere de ki: “Bekleyin öyleyse, işte ben de sizinle beraber bekliyorum!”
Galiba onlar, kendilerinden öncekilerin (başlarına belâlar getiren) günlerinin benzeri dışında, başka bir şey bekliyorlar. Sen de (onlara); “bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber (başınıza gelecekleri) bekleyenlerdenim.” de.
O halde, kendilerinden önce gelip geçen [inkarcıların yaşadığı felaket] günlerinden başka günler mi bekliyorlar? De ki: “Öyleyse, [olacak olanı] bekleyin bakalım; doğrusu ben de sizinle beraber bekleyeceğim!”
Şimdi onlar kendilerinden öncekilerin başlarına gelen felaketlerden başka bir şey mi bekliyorlar? – De ki: - Bekleyin bakalım ben de sizinle beraber beklemekteyim! 18/55
Şu durumda, kendilerinden önce gelip geçmiş kimselerin yaşadığı (felaket) günlerinin benzerini mi gözlüyorlar? De ki: “O hâlde gözleyin; şunu iyi bilin ki ben de sizinle birlikte gözleyenlerdenim!”
Artık onlar beklemezler, ancak kendilerinden evvel geçmiş olanların günlerin mislini beklerler. De ki: «Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.»
Onlar, sadece kendilerinden önce gelip geçmiş milletlerin başlarına gelen felaketli günler gibi bir gün gözlüyorlar değil mi? De ki: “Gözleyin, ben de sizinle beraber bekliyorum. ”
Onlar sadece kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen günler gibisini bekliyorlar öyle mi? De ki: "O halde bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"
Kendilerinden önce gelip geçenlerin gördükleri günlerin benzerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki “Bekleyin bakalım, bende sizinle birlikte bekliyorum.”
Onlar ancak kendilerinden öncekilerin başlarına gelen azap günlerinin benzerini bekliyorlar. De ki: Siz bekleyedurun; ben de sizinle beraber bekliyorum.
Anlar ṣaḳlaşmazlar illā geçen ümmetlerüñ ‘aẕābı günler gibi güne ki geç‐mişlerdür özlerinden burun. Eyit: Siz ṣaḳlaşuñuz, ben daḫı sizüñle ṣaḳla‐şanlardan‐men, di yā Muḥammed.