Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1439, sondan 4798. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 75. ayetidir. Yunus Suresi 75. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 69 ve toplam ebced değeri ise 4105 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (2) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
ثم بعثنا من بعدهم موسى وهرون الى فرعون وملائه باياتنا فاستكبروا وكانوا قوما مجرمين
Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Mekkeli müşrikler tarafından bilinmekte olan Hz. Mûsâ ile Firavun arasındaki mücadelenin öyküsü Kur’an’ın birçok yerinde değişik yönleriyle ele alınmış, bir yandan bu kıssadan alınacak ibretlere dikkat çekilmiş, diğer yandan da daha çok İsrâiloğulları’nca aktarılagelen yanlış bilgiler düzeltilmiştir.
Burada, Hz. Mûsâ’nın, kardeşi Hz. Hârun’la birlikte Firavun’a ve çevresindeki ileri gelenlere açık kanıtlarla gönderildiği belirtilmekte, halktan söz edilmemektedir. Bunu –tarihî bilgiler ve Kur’an’da yer alan açıklamalar ışığında– o dönemde halkın korkunç bir baskı altında bulunmasıyla izah etmek mümkündür. Firavun’un İsrâiloğulları’nın erkek çocuklarını tek tek katlettirdiği bir dönemde, Hz. Mûsâ’nın bizzat onun sarayında ve himayesinde büyütülmüş olması bile başlı başına bir mûcize ve ilâhî iradenin mutlak gücünün açık bir göstergesi olduğu halde, günaha gömülmüş olmaları bu gerçeği görmelerini önlemiş ve iman çağrısını kabullenmeyi kibirlerine yedirememişlerdi. Hz. Mûsâ’nın getirdiği mûcizeleri “sihir” diye itham etmeleri bile aslında bunlardan büyülenmiş gibi etkilendiklerinin ipuçlarını veriyordu. Fakat asıl engel, ellerinde tuttukları nüfuz ve gücün kendilerinden alınması endişesiydi. Güya atalarından aldıkları emanete sahip çıkarak muhafazakâr bir tavır sergilemeye çalışırken dahi “Bu yerde egemenlik ve nüfuz ikinizin olsun diye mi?” sözleriyle gerçek rahatsızlıklarını açığa vurmuş oluyorlardı. Böyle bir durumda yapılan çağrının gerçekliği üzerinde düşünmek yerine ne kadar ön yargılı olduklarını açıkça muhataba hissettirip mâneviyatını kırmak ve onun bu çabadan vazgeçmesini sağlamak en kestirme yol olabilirdi. Nitekim “Biz ikinize de inanacak değiliz” diyerek bunu denediler. Fakat sihrin çok revaçta olduğu böyle bir ortamda hem Mûsâ’nın getirdiklerini sihir olarak niteleyip hem ondan üstününü ortaya koyamamak Firavun’u kendi kamuoyu önünde küçük düşürecekti. Bu sebeple ülkesindeki en hünerli sihirbazları toplatıp Mûsâ’ya dersini vermelerini istedi. Ne var ki asıl sihir işte o büyücülerin ortaya koyduğuydu ve Allah’ın yardımıyla Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mûcizeler karşısında bunların ipliğinin pazara çıkması kaçınılmazdı. Başka sûrelerde açıklandığı üzere, Mûsâ’nın mûcizeleri karşısında ilk etkilenenler de bizzat o ünlü sihirbazlar oldu (sihir hakkında bk. Bakara 2:102; Hz. Mûsâ’nın mûcizeleri ve Firavun tarafından düzenlenen sihir yarışmasının daha geniş anlatımı için bk. A‘râf 7:106-126).
Mehmet Okuyan
Sonra onların ardından da Musa ile Harun’u delillerimizle Firavun’a ve yöneticilerine göndermiştik; (fakat) onlar kibirlenmiş ve suçlu bir toplum olmuşlardı.
Sonra onların ardından da Mûsâ ile Hârun'u, Firavun ve toplumuna mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkâr bir toplum oldular.[200]
1- Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
Ahmet Akgül
Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen yakın çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar kibirlenip büyüklendiler. (Zaten) Onlar suçlu-günahkâr (facir ve zalim) bir kavimdi.
Onlardan sonra da Musa ve Harun'u, delillerimizle Firavun'a ve ona uyan ileri gelenlere gönderdik, fakat ona uymayı kibirlerine yediremediler ve zaten de mücrim bir topluluktu onlar.
Bu ilk peygamberlerden sonra, Musa ve Harun'u ayetlerimizle, Firavun ve seçkin çevresine gönderdik. Ne var ki onlar, inanmakta büyüklük tasladılar ve günaha gömülüp giden bir topluluk oldular.
Sonra, onların ardından Mûsâ ve Hârûn'u âyetlerimizle, mûcizelerimizle Firavun'a ve ileri gelenlerine, kodamanlarına tebliğ göreviyle tek başlarına özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Gururlarına yediremeyerek zorbalık ve diktatörlükle güç ve iktidarlarını kullandılar, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir kavim oldular.
Sonra onların ardından Musa ile Harun'u, ayetlerimizle Firavun ile onun ileri gelenlerine gönderdik. Ancak onlar büyüklendiler ve suçlu bir topluluk oldular.
Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu-günahkar bir kavimdi.
Sonra onların da ardından Musa ve Harun’u ayetlerimizle Firavun ve meclisine gönderdik. Kibirlendiler. (İnanmayı kendilerine yediremediler.) Ve suçlu bir toplum oldular.
Sonra onların ardından Musa ve Harun'u mucizelerimizle Firavuna ve avanesine gönderdik. Fakat (onlar da iman etmek konusunda) büyüklük tasladılar. Zaten (bu insanlar, öteden beri) suç işlemeyi alışkanlık hâline getirmiş kimselerdi.
Sonra bunların arkasından Musa ile Harun'u âyetlerimizle Firavun'a ve cemaatine gönderdik. İman etmeyi kibirlerine yediremediler ve günahkâr bir kavim oldular.
Sonra bunların (o peygamberlerin) ardından da Musâyı ve Hârunu âyetlerimizle Fir'avne ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Fakat (îmanı) kibirlerine yediremediler. Onlar böyle günahkâr bir kavm idiler.
Sonra onların ardından Mûsâ ve Hârûn'u, mu'cizelerimizle Fir'avun'a ve(kavminin) ileri gelenlerine gönderdik; fakat (onlar) büyüklük tasladılar ve bir günahkârlar topluluğu oldular.
Yine onlardan sonra, ayetlerimizle Musa’yı ve Harun’u firavuna ve onun çevresindeki yöneticilerine gönderdik. Onlar büyüklendiler ve suçlu bir topluluk oldular.
Onlardan sonra Firavun/a ve ileri gelenlerine mucizelerimizle Musa ile Harun/u gönderdik. Onlar ise imanı kibirlerine yediremediler de günahkâr bir kavim oldular.
Onların ardından da Musa ve Harun'u ayetlerimizle Firavun'a ve seçkin yakınlarına gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve onlar zaten suçlu bir topluluk idiler.
Derken onların ardından, Mûsâ ile Hârûn’u mûcizelerimizle destekleyip Firavun’a ve onun toplum yönetiminde söz sahibi kurmaylarına gönderdik fakat onlar, hak ve hakîkat karşısında anlamsız bir gurura kapılarak emrimize başkaldırdılar. Zaten bu insanlar, öteden beri suç işlemeyi alışkanlık hâline getirmiş kimselerdi. Bu yüzdendir ki:
Yine onların ardından Firavun’a ve ekibine Musa ve Harun’u âyetlerimizle seçip gönderdik.
Derken, kibirlendiler / büyüklendiler; suç işleyen bir kavim oldular.
Sonra O (Peygamberlerin) ardından Mûsa ve Hârûn’u, Firavun ve onun toplumunun ileri gelenlerine mûcizelerimizle gönderdik. Fakat onlar böbürlendiler ve (Hakk’a inanmayarak) günâhkâr bir toplum oldular.
Bu [ilk peygamberlerden] sonra Musa ve Harun'u ayetlerimizle Firavun ve onun seçkinler çevresine gönderdik: ne var ki onlar, günaha gömülüp gitmiş bir topluluk oldukları için, büyüklük tasladılar,
Sonra onların izinden Musa ve Harun’u apaçık belgelerimizle, Firavun ve onun yönetici seçkinlerine gönderdik. Fakat onlar büyüklük tasladılar. Onlar zaten günaha batmış bir toplum idi. 40/22...46
Sonra onların izinden Musa ve Harun’u, âyetlerimizle Firavun ve onun etrafındaki yönetici seçkinlere gönderdik. Fakat büyüklük tasladılar: Zira onlar, günaha batmış bir topluluktular.
Sonra onların ardından Mûsa'yı ve Harun'u, Fir'avun'a ve onun cemaatine âyetlerimiz ile gönderdik. Fakat böbürlendiler ve günahkârlar olan bir kavim oldular.
Onlardan sonra da, Firavun ile ileri gelen yardımcılarına Mûsâ ile Harun'u delillerimiz, mûcizelerimizle gönderdik. Ama onlar büyüklük taslayıp kabul etmeyi kibirlerine yediremediler ve suçlu bir halk oldular. [7, 60]
Sonra onların ardından da Musa'yı ve Harun'u, âyetlerimizle birlikte Firavun’a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Onlar da büyüklenmişlerdi. Zaten bir suçlular topluluğu idiler.
Onlardan sonra Musa ve Harun'u âyetlerimizle Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine gönderdik. Fakat onlar büyüklük tasladılar ve bir mücrimler güruhu olup çıktılar.