Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1443, sondan 4794. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 79. ayetidir. Yunus Suresi 79. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 26 ve toplam ebced değeri ise 1491 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (3) ل (3) ر (2) bulunuyor.
Mekkeli müşrikler tarafından bilinmekte olan Hz. Mûsâ ile Firavun arasındaki mücadelenin öyküsü Kur’an’ın birçok yerinde değişik yönleriyle ele alınmış, bir yandan bu kıssadan alınacak ibretlere dikkat çekilmiş, diğer yandan da daha çok İsrâiloğulları’nca aktarılagelen yanlış bilgiler düzeltilmiştir. Burada, Hz. Mûsâ’nın, kardeşi Hz. Hârun’la birlikte Firavun’a ve çevresindeki ileri gelenlere açık kanıtlarla gönderildiği belirtilmekte, halktan söz edilmemektedir. Bunu –tarihî bilgiler ve Kur’an’da yer alan açıklamalar ışığında– o dönemde halkın korkunç bir baskı altında bulunmasıyla izah etmek mümkündür. Firavun’un İsrâiloğulları’nın erkek çocuklarını tek tek katlettirdiği bir dönemde, Hz. Mûsâ’nın bizzat onun sarayında ve himayesinde büyütülmüş olması bile başlı başına bir mûcize ve ilâhî iradenin mutlak gücünün açık bir göstergesi olduğu halde, günaha gömülmüş olmaları bu gerçeği görmelerini önlemiş ve iman çağrısını kabullenmeyi kibirlerine yedirememişlerdi. Hz. Mûsâ’nın getirdiği mûcizeleri “sihir” diye itham etmeleri bile aslında bunlardan büyülenmiş gibi etkilendiklerinin ipuçlarını veriyordu. Fakat asıl engel, ellerinde tuttukları nüfuz ve gücün kendilerinden alınması endişesiydi. Güya atalarından aldıkları emanete sahip çıkarak muhafazakâr bir tavır sergilemeye çalışırken dahi “Bu yerde egemenlik ve nüfuz ikinizin olsun diye mi?” sözleriyle gerçek rahatsızlıklarını açığa vurmuş oluyorlardı.Böyle bir durumda yapılan çağrının gerçekliği üzerinde düşünmek yerine ne kadar ön yargılı olduklarını açıkça muhataba hissettirip mâneviyatını kırmak ve onun bu çabadan vazgeçmesini sağlamak en kestirme yol olabilirdi. Nitekim “Biz ikinize de inanacak değiliz” diyerek bunu denediler. Fakat sihrin çok revaçta olduğu böyle bir ortamda hem Mûsâ’nın getirdiklerini sihir olarak niteleyip hem ondan üstününü ortaya koyamamak Firavun’u kendi kamuoyu önünde küçük düşürecekti. Bu sebeple ülkesindeki en hünerli sihirbazları toplatıp Mûsâ’ya dersini vermelerini istedi. Ne var ki asıl sihir işte o büyücülerin ortaya koyduğuydu ve Allah’ın yardımıyla Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mûcizeler karşısında bunların ipliğinin pazara çıkması kaçınılmazdı. Başka sûrelerde açıklandığı üzere, Mûsâ’nın mûcizeleri karşısında ilk etkilenenler de bizzat o ünlü sihirbazlar oldu (sihir hakkında bk. Bakara 2:102; Hz. Mûsâ’nın mûcizeleri ve Firavun tarafından düzenlenen sihir yarışmasının daha geniş anlatımı için bk. A‘râf 7:106-126).
Mehmet Okuyan
Firavun şöyle demişti: “Bilgili bütün büyücüleri bana getirin!”
Firavunun hazırladığı plandaki amacı; sadece sihirbazlarına Hz. Musa’yı mağlup ettirmek değil, aynı zamanda toplumun önünde sihirbazlarla Hz. Musa’yı yarıştırarak onun da diğerleri gibi bir sihirbaz olduğunu ispatlamaktı.
Diyanet İşleri (Eski)
Firavun: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin" dedi.
Firavun, Mûsâ’yı halkın huzurunda sihirbazlarla yarıştırmak ve onun da diğerleri gibi bir sihirbaz olduğu yolundaki iddiasına malzeme bulabilmek amacıyla, bir plân hazırladı ve adamlarına emretti: “Bu civarda ne kadar usta ve becerikli sihirbaz varsa, hepsini bulup huzuruma getirin!”
1 Bütün Firavunlar, Peygamberlere verilen mûcizelerin etkisini kırmak, ona büyü diyerek inandırıcılığını ve ağırlığını büyü dercesine düşürmek ve mûcizeyi bu şekilde gizlemek isterler. Ve ona büyü ile karşı koyacaklarını zannederler. Bugünkü kâfirler ise yarışmaya bile cesaret edecek kadar fikirlerine güvenmeyip, zorbalık yaparlar veya dinin kavramlarını kendi düşünceleri doğrultusunda tanımlayarak yeni bir batıl din icat ederler. Bazı ahmak Müslümanlar da mucizeleri normal olaylarmış gibi göstermeye veya akıllarıyla izah etmeye çalışarak onların ekmeklerine yağ sürerler.
Muhammed Esed
Ve Firavun “En usta sihirbazları bana getirin!” diye emretti.