Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1459, sondan 4778. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 95. ayetidir. Yunus Suresi 95. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 4251 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (5) ر (1) bulunuyor.
Arapça Metin
ولا تكونن من الذين كذبوا بايات الله فتكون من الخاسرين
Burada kime hitap edildiği hususunda birçok yorum yapılmıştır (Râzî, XVII, 160-162). Hz. Peygamber’e hitap edildiğini kabul edenler, âyetin devamındaki ifadelerden onun Allah’ın âyetlerini yalan sayanlardan olabileceği ve bu hususta uyarıldığı gibi sakıncalı bir sonucun çıkacağını dikkate alarak, bunu Türkçe’deki “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” şeklinde ifade edilen ve Arapça’da “ta‘rîz” adıyla bilinen üslûp çerçevesinde düşünmek gerektiği veya Resûlullah’ın çevresindeki inkârcılara böyle söylemesinin istendiği gibi izahlar yapmışlardır. Ancak Resûlullah’ın beşer olarak şüphelenmesinin mümkün olduğu, fiilen böyle bir durumun olmamasının da Allah’ın takdir ve inâyetinin sonucu olduğu düşünülebilir. Öte yandan, burada “ey insanoğlu!” gibi bir hitabın bulunduğunun ve ilâhî vahye muhatap olan insana seslenilmiş olduğunun kabulü ise, önceki âyetlerde hatırlatılan peygamber kıssalarının hemen ardından yer verilen bu ikazı daha anlamlı kılmakta ve bu kıssadan çıkarılacak derslerin evrenselliğini daha belirgin biçimde ortaya koymaktadır. 94. âyetteki “kitâp”tan maksadın Hz. Muhammed’den önceki peygamberlerin getirdikleri vahiyler ve “daha önce kitabı okuyanlar”dan maksadın da bu peygamberlere mensup kişiler olduğu müfessirler tarafından genellikle kabul edilir. Öte yandan birçok müfessir yahudilerden belirli kişilerin isimlerini zikrederek buradaki buyruğu somut bir anlatıma kavuşturmak istemişler, hatta bazıları –Mekke döneminde bu yahudilerle temasın bulunmadığını göz önüne alarak– bu iki âyetle müteakip âyetin Medine’de indiğini ileri sürmüşlerdir. Fakat burada bir varsayımdan hareketle, bütün zamanları ve şahısları kapsayan genel ve soyut bir buyruğun söz konusu olduğunu kabul etmek sözün önüne ve sonuna daha uygun düşmektedir (Reşîd Rızâ, XI, 480).
Mehmet Okuyan
Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma; sonra kaybedenlerden olursun.
Bu uyarılar Hz. Muhammed’in şahsında ümmete yönelik olarak anlaşılmalıdır; çünkü Hz. Muhammed’in kendisine vahyedilenlerle ilgili herhangi bir şüphesi olamazdı. Zaten Yûnus 10:104’te verilen bilgi de bunun delilidir.
Bayraktar Bayraklı
Asla, Allah'ın âyetlerini de yalanlayanlardan olma, yoksa kaybedenlerden olursun.
Hz. Peygambere hitap eden diğer âyetlerde olduğu gibi, burada da muhatap Peygamberin şahsında bütün insanlardır.Ayette geçen “kezzebû” fiilini “yalanlayanlardan” değil de “ciddiye almayanlardan” şeklinde anlamak daha doğru olur. Çünkü her ne kadar hitap Peygamberin şahsında bütün insanlara olsa da ilk muhatap Hz. Muhammed’dir. Hz. Peygamberin kendisine vahyolunan ayetleri yalanlaması düşünülemez ama Hz. Âdem ve Yunus örneğinde olduğu gibi ihmal etmesi ya da olması gerektiği kadar ciddiye almaması bir zafiyet olarak düşünülebilir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma, yoksa kaybedenlerden olursun.
94, 95. Eğer, faraza, sana indirdiğimiz hususlardan herhangi birinde şüphe edersen, senden önce kitap okuyanlara sor. Celalim hakkı için, sana Rabbin tarafından gerçek gelmiştir, bunda en ufak bir tereddüdün olmasın! Sakın Allah'ın âyetlerini yalan sayanlardan olma, yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun. [7, 157]
Kur’ân, Resulullah’ın Tevrat ve İncîl’de müjdelendiğini bildirir. Ehl-i kitabın, kendi çocuklarını tanıdıkları gibi onu tanıdıklarını söyler. Bu âyetten maksat, Kur’ân’ın ve Hz. Peygamberin nübüvvetinin doğruluğuna dair bilgiyi te’kit etmektir. Yani: “Olmaz ya, faraza onlarda bu bilginin olduğuna dair içine bir şüphe gelecek olursa şüpheye düşenin yapacağı iş, hemen deliller aramak ve ilim adamlarıyla görüşmektir. Sen de öyle yap, Ehl-i kitap bilginlerine sor, zira onlar bu konuda yeterli bilgi sahibidirler.” Şu halde bu âyetten maksat: “Yahudi bilginlerinin Resulullah’ın nübüvvetini ne derece kuvvetle bildiklerini anlatmaktır, yoksa Hz. Peygamberin şüpheye düştüğünü bildirmek değildir.”
Süleyman Ateş
Ve sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan olma, yoksa ziyana uğrayanlardan olursun.