Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6147, sondan 90. ayet; 100. sure ve Âdiyât Suresinin 1. ayetidir. Âdiyât Suresi 1. ayetinin kelime sayisi 2, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 1334 olarak hesaplanmıştır. Âdiyât Suresinin toplam ebced değeri 13371 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
1,2,3,4,5,6. Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Savaş sırasında düşman üzerine saldıran atlar tasvir edilmekte ve eski savaşların insandan sonra en önemli unsuru olması dolayısıyla atlar üzerine yemin edilmektedir. Yeminin amacı, böylesine yararları bulunan ve insanların en çok sevdiği mallardan olan atları onlara bağışlayanın Allah olduğuna işaret etmek, o günün insanının gözünde çok değerli olan bu varlıklar üzerine yemin ederek müteakip âyetlerdeki mesajın gerçekliğine ve önemine dikkat çekmektir.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.
1-5 Geçmiş kuşaklar, bu ayetlerden atları anlamışlar. Oysa, ayetteki ifadeler havadaki oksijeni yutarak ve arkasından ateş fışkırtarak giden jet uçaklarının tarifi olarak da anlaşılabilir. Bu ayetleri yüzlerce yıl önce yaşamış insanlar gibi anlamak zorunda değiliz kuşkusuz. Yeminlerin amacı için bak 89:5.
(Adiyat, koşan atlar demektir. Medine’de nazil olmuştur ve 11 ayettir. Bu surede insanoğlunun nankörlüğünden, kıyamet günü ortaya çıkacak acıklı durumdan söz edilir.)
Mahmut Kısa
Andolsun, insanın doyumsuz arzu ve ihtirâslarını anlatan o nefes nefese koşan, binek atlarına
Mekke döneminin başlarında, Asr sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen “el Âdiyât: Hızla koşan binek atları” kelimesinden almıştır. 11 ayettir.
1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.
Mustafa İslamoğlu Âdiyât Suresi 1. Ayet Açıklaması
[5857] Yemin vav’ının cevabı sadedinde gelen 6-11. âyetler, bu bağlamda vavın “tazim” değil, “tehdit, tekdir ve kınama” vurgusu taşıdığının delilidir. Seleflerimiz vava azamet vurgusu verdikleri için, devamını da zorunlu olarak “Bedir’deki mü’min savaşçıların savaş atı” (veya “hacıların develeri”) olarak yorumlamışlardır. İbn Abbas’ın bu görüşü Hz. Ali’ye nakledildiğinde; “Bilgi sahibi olmadığın bir konuda insanlara görüş açıklıyorsun. Vallahi İslâm’da ilk savaş Bedir idi, bizim tarafta Zübeyr ve Mikdad’ın atından başka at yoktu” der (Taberî). Kaldı ki bu âyetler, savaş veya İslâmî mânada hac bir yana, henüz sözlü mücadelenin bile başlamadığı Mekke’nin ilk yıllarına aittir. Hepsinden öte, ‘âdiyât kelimesi her halükârda “düşman” ile ilgili bir mâna barındırır. el-‘Adv, ‘aduv, ‘adavet, ‘udvan ile aynı köktendir. Kelimenin sülâsî mücerredinin ‘a-d-y olma ihtimali bu sonucu değiştirmez. İştikâk açısından hepsi de aynı mânada buluşur.
Baştaki yemin ile sûre baştan sona meşhed (sahne) kılınmıştır. Bu meşhedin iki yüzü sûrenin iki bölümünde görünür. İlk sekiz âyet dünyada görünen yüzü, son üç âyet âhirette görünen yüzüdür. İlk yüzdeki üslubun şiddet, hareket ve dehşeti, ikinci yüzdeki ğaybî hakikatlere muhatabın görür gibi inanmasını sağlamak amacına matuftur. Allah’ın insana imanı emretmesi, şefkatinin eseridir.
[5858] ‘Adiyât ism-i failinin türetildiği el-‘adv, “hızlı gitmek, saldırmak, akın düzenlemek” anlamına gelir. ed-Dabh, “nefesi çıkaramadığı için göğüsten gelen hırıltılı ses”. Bizce bu sıfatlar, benzer durumdaki Murselât, Nâzi’ât, Sâffât ve Zâriyât sûrelerinin girişi gibi doğrudan veya dolaylı olarak vahiyle ilgilidir. Genellikle mukatta’â harfleriyle başlayan sûreler nasıl vahye atıfla başlıyorsa (Bkz: 68:1, not 1), mevsufsuz sıfatla başlayan sûreler de vahye işaret ederler. Bu işaretin “vahyin âyetleri”, “onu getiren melekler”, onun geldiği “peygamberler” veya gelen vahyin ona inanan veya onu inkâr eden muhatapları olması işin özünü değiştirmez.
Süleymaniye Vakfı Âdiyât Suresi 1. Ayet Açıklaması
[*] İlk beş âyette, نفوس kelimesi fail sayılmıştır. العَدْو :Bir şeyi aşma ve durması beklenen yerde ilerleme (Mekâyîs s.746) anlamına gelir. Böyle biri için "sınırları aşan" anlamı uygun düşer. ضَبْحً ise odunların ucunu yakmakatır. (Mekâyîs s.608) Böylece onlar birer meş'ale olurlar..