Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6149, sondan 88. ayet; 100. sure ve Âdiyât Suresinin 3. ayetidir. Âdiyât Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 2, harf sayısı 13 ve toplam ebced değeri ise 1863 olarak hesaplanmıştır. Âdiyât Suresinin toplam ebced değeri 13371 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
1,2,3,4,5,6. Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
Savaş sırasında düşman üzerine saldıran atlar tasvir edilmekte ve eski savaşların insandan sonra en önemli unsuru olması dolayısıyla atlar üzerine yemin edilmektedir. Yeminin amacı, böylesine yararları bulunan ve insanların en çok sevdiği mallardan olan atları onlara bağışlayanın Allah olduğuna işaret etmek, özellikle sonraki âyetlerdeki mesajın önemine dikkat çekmektir.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.
1 Dabh, atların koşu esnasındaki nefeslerinin sesleridir ki, "sahil" denilen kişnemek değil, hızlı nefes sesi olan bir harıltı ve hohlamadır. "Dabh", bir at bir de köpek koşarken olur. "Kadh", çakmak, yani hızla çarpmak, çakmakla ateş çıkarmaktır. Bu da atların koşarlarken hızlarından tırnaklarıyla çarptıkları taslardan çakmak gibi ateşler çakarak gitmelerinde görülür. Ki bu geceleyin görüleceği ve hız eseri olduğu için onların hem kuvvetlerine, hem de geceleyin koştuklarına işaret eder. 2 Yukarıdaki sıfatlar, savaş atlarına uygun sıfatlar olduğu için parantez içerisine “at” ilavesi yapılmıştır. Bu âyetler günümüz teknolojisine uyarlanarak, “O harıl harıl ses çıkararak, görünmeden akın edip, tozu dumana katarak toplulukların ortasına ateş saçarak dalıp-giden (savaş araç)larına (veya savaşçılara) yemin olsun ki;” şeklinde de anlaşılabilir. Her ne kadar Mevdudi bunu, “müşrik Arapların adetlerinden olan gece baskınlarına işaret” olarak anlamışsa da bunların, Allah yolunda cihad eden Müslümanlar olması daha uygundur. Çünkü bunlara yemin edilmektedir. Kâfirler, üzerlerine yemin edilmeye layık kimseler olmadığı gibi, bu tür yemin Kur’an’ın üslubundan da değildir. Bir kısım çağdaş akılcılar (neo mutezililer) de “kendilerinden menkul gerekçelere” dayanarak, baştaki yemine, “yazıklar olsun” gibi keyfi bir anlam verdikten sonra ilk beş ayet-i kerimeye de tamamen keyfi, metne uymayan birçok yakışıksız anlamlar vererek ayetlerin gerçek anlamlarını oldukça sulandırmışlardır. En doğrusunu Allah bilir.
Mustafa İslamoğlu Âdiyât Suresi 3. Ayet Açıklaması
[5859] Veya, “dibini boyladı, alçaklaştı” anlamındaki ğavr köküne nisbetle: “Sabah(lar)a kadar kin çukurunun dibini bulanlara”. Tercihimiz ğayr köküne nisbetledir. Kıskançlıktan kıvrananların başında Mekke’nin belâgat dâhisi Velid b. Muğire geliyordu. Bu kıskançlığın sebebi, Kur’an hakkında ne düşündüğünü soran Ebu Cehil’e verdiği şu cevapta görülür: “Ne mi düşünüyorum? Vallahi ona hiçbir şey benzemez. O ulaşılamayacak kadar yüksek bir şey!” (Kur’an karşısında onun yaşadığı derin tereddüt ve iç çelişki için bkz: Müddessir 18-25).
Süleymaniye Vakfı Âdiyât Suresi 3. Ayet Açıklaması
[*] أغارَ, peş peşe adım atmak ve hızlı hareket etmektir. (es-Sıhah c.2 s.28) ْمُغِيرَاتِ ism-i faildir. Ona "işe girişenler" anlamı vermemiz bundandır.