Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6153, sondan 84. ayet; 100. sure ve Âdiyât Suresinin 7. ayetidir. Âdiyât Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 1271 olarak hesaplanmıştır. Âdiyât Suresinin toplam ebced değeri 13371 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Burada “insan” kavramıyla genel olarak insan türünün kastedildiği, çünkü bütün insanlarda bu tür olumsuz özelliklerin az çok bulunduğu belirtildiği gibi (bk. İbn Âşûr, XXX, 502-503), özellikle hidayetten nasibini alamamış insanların söz konusu olduğu da söylenmiştir. Râzî, bu ikinci yorumun çoğunluğun görüşü olduğunu belirtir (XXXII, 67). Bu âyetler, söz konusu insanların tabiatlarına yerleşmiş bulunan Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük, kadir bilmezlik, mal biriktirmeye düşkünlük ve nimetin şükrünü yerine getirme vecîbesini umursamama gibi olumsuz özellikleri ortaya koymaktadır. 6. âyetteki kenûd kelimesinin bir hadiste şöyle açıklandığı rivayet edilir: “Öyle bir nankördür ki yalnız başına yer, kölesini döver, malî görevlerini yerine getirmez” (Taberî, XXX, 180). 7. âyet insanın kendisinin de bu nankörlüğünün farkında olduğunu, buna bizzat kendi vicdanının da tanıklık ettiğini belirtmektedir. Âyete “Şüphesiz buna Allah şahittir” mânası da verilmiştir (Taberî, XXX, 180). Bu takdirde âyet Allah’ın verdiği nimete karşı nankörlük edenler için bir uyarı anlamı taşır. Fakat birinci mâna bağlama daha uygundur. Âyete ayrıca “Nankör kişi âhirette kendi aleyhine şahitlik edecektir” şeklinde de mâna verilebilir (Elmalılı, IX, 6021). “Mal” diye tercüme ettiğimiz 8. âyetteki hayır kelimesini Râgıb el-İsfahânî, “akıl, adalet, fazilet, faydalı nesne vb. genellikle insanların rağbet ettiği şey” şeklinde tarif etmiştir (Müfredâtü’l-Kur’an, “hyr” md.). Eski Araplar’da kelime sıklıkla “mal” ve özellikle “at” anlamında kullanılmaktaydı. Burada da “çok mal, servet” mânasında kullanılmıştır.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.
Ve bizzat kendisi de buna şâhittir. Rabb’inin yol göstericiliğinden uzaklaşarak yoldan çıkan insan ruhu, tıpkı binek atları temsilinde işâret edildiği gibi sonu gelmeyen ihtirâslar peşinde koşup duracak, vahyin kontrolünden çıkarak bencil arzuların ve çılgınca ihtirâsların kölesi olacak, böylece, şaşkın toz bulutlarının ve sapık iştahların körleştirdiği zindanlarda bocalayacak ve hiçbir zaman gerçek huzuru, esenliği bulamayacaktır.
Mustafa İslamoğlu Âdiyât Suresi 7. Ayet Açıklaması
[5861] İnnehudaki zamir insanı da Rabbi de görüyor. Çoğunluk birincisini, İbn Abbas, Hasan Basrî ve Süfyan ikincisini tercih etmiş. Mücahid ve Katâde her ikisini de tercih etmişler. Kur’an’da birden fazla yeri gören zamirler vardır (Bkz: 2:177; 9:99; 11:28; 10:83). Fakat bizce bu onlardan değildir. Zira bir sonraki âyette gelen innehu zamiri, bir öncekinin merciini de sabitlemektedir. Tercihimizin gerekçesi budur. Şehid, “ikrar eden” veya “bilen” mânasınadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve şüphe yok ki o (insan) bunun üzerine (bu nankörlüğüne) elbette bir şahittir.