Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6170, sondan 67. ayet; 102. sure ve Tekâsür Suresinin 2. ayetidir. Tekâsür Suresi 2. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 1439 olarak hesaplanmıştır. Tekâsür Suresinin toplam ebced değeri 10385 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Çoğaltma yarışı” diye çevirdiğimiz 1. âyetteki tekâsür kelimesi, bu sûre bağlamında özellikle “yüksek bir amaç gütmeden, neden niçin demeden mal, evlât, yardımcı ve hizmetçi gibi her devrin telakkisine göre çokluğuyla övünülen şeyleri büyük bir tutkuyla durmadan çoğaltma yarışına girişmek, mânevî ve ahlâkî sorumluluğunu düşünmeden alabildiğine kazanma hırsına kendini kaptırmak” anlamına gelmektedir. Bu tutku bireysel olabileceği gibi toplumsal da olabilir. Âyette tekâsür kavramı Câhiliye toplumunun zihniyet yapısını tanıtmakla birlikte evrensel bir mesaj da içermekte, genel bir tesbit ve dolayısıyla uyarı anlamı da taşımaktadır. Nitekim birkaç asırdır özellikle “gelişmiş” denilen ülke ve toplumlarda hâkim zihniyet olan kapitalizmin esası da durmadan üretmek, tüketip tekrar üretmek, kârı ve serveti sınırsızca çoğaltmaktır. İşte bu dünya görüşü ve onun doğurduğu uygulamalar da bu “çoğaltma yarışı”nın çağdaş örneğidir. Ancak insanlığın mânevî ve ahlâkî değerlerini, birikimlerini sistem dışı bırakan, hatta tahrip eden bu yarış, sonuçta ekonomik ve siyasî gücü, iletişim imkânlarını da kullanarak bireysel ilişkilerden uluslar arası ilişkilere kadar uzanan bir haksızlık ve adaletsizlik düzeni doğurmakta ve nihayet dünyayı “global” bir mutsuzluk alanı haline getirmektedir. 2. âyetteki mekåbir kelimesi kabir anlamındaki makberenin çoğuludur. “Sonunda kabirleri ziyaret ettiniz” meâlindeki cümleye müfessirler üç türlü mâna vermişlerdir: a) Mecazi anlamda, “Sonunda ölüp kabirlere girdiniz; bu tutku ve yarış ölünceye kadar sürüp gitti”; b) Yine mecazi anlamda, “Kabirlerdeki ölülerle övündünüz”; c) Lafzî anlamda, “Bizzat kabirlere gidip ölülerle övündünüz.” Tefsirlerde anlatıldığına göre Câhiliye Arapları mal, evlât, akraba ve hizmetçilerinin çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta övünürken yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de ispat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının kabirlerini göstererek onların dahi çokluğuyla övünürlerdi. Sûrenin iniş sebebi olarak bu tür rivayetler bulunmakla birlikte genel anlamda insan fıtratındaki mal, evlât ve taraftarların çokluğu ile övünme vb. davranışlar eleştirilmekte, gerçek üstünlüğün âhirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir. 3-5. âyetlerin başındaki “hayır” anlamına gelen kellâ edatı, ebedî olan âhiret hayatını, orada verilecek hesabı ve bu hesap için hazırlık yapmayı unutup da fani olan ve ancak daha yüksek amaçlar için kullanıldığında bir değer ifade eden mal mülk vb. imkânları bilinçsizce çoğaltma yarışına girişip bunlarla övünmenin korkunç bir gaflet ve yanılgı olduğu gerçeğini vurgulamak maksadıyla üç defa tekrar edilmiştir. 5. âyette “kesin bir bilgi” diye çevirdiğimiz ilme’l-yak^n tamlaması sözlükte “bir şeyi gerçek haliyle idrak etmek” anlamına gelen “ilim” ile “gerçeğe uygun kesin bilgi” anlamındaki yak^n kelimelerinden oluşan bir terim olup “kesin olan aklî ve naklî delillerin ifade ettiği bilgi” diye tarif edilmiştir (bu terim hakkında bilgi için bk. Yusuf Şevki Yavuz, “İlme’lyak^n”, DİA, XXII, 137).
Bu ayetlerin iniş sebebi olarak şöyle rivayetler nakledilmektedir: Bu ayetlerde kastedilen örnekler Sehm ve Abd-i Menâf oğullarıdır. Onlar birbirlerine nüfus açısından kalabalık olma konusunda övünürlermiş. Abd-i Menâf oğulları diğerlerine göre daha kalabalıkmış. Sehm oğulları ise onlara şöyle dermiş: “Bütün dirilerinizi, ölülerinizi bizimkilerle karşılaştırarak sayalım” Sayım işlemi yapılınca, Sehm oğulları daha kalabalık çıkmış, ayetler de işte bu olay üzerine inmiştir (Râzî, [Mefâtîhu’l-Ğayb], XXXII, 76).
Bayraktar Bayraklı
1,2. Ta ki ölüp kabre gelinceye kadar, çoklukla övünmek sizi oyaladı. [801][802]
[801] Tekâsür sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 321.[802] Gereksiz yere övünmenin sonuçları hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 323-328.
1,2. Sizi tekâsür'le (o çoklukla, mal ve evlâd çokluğuyla) övünmek (o kadar) oyaladı ki, nihâyet kabirleri ziyâret ettiniz (ve artık ölmüş olanlarınızı dahi sayarak gururlandınız)!
1 Tekâsür: Çokluk gururu, iddiâsı, yarışı, gösterişi, çokluk sevdası veya çoklukla övünmek demektir.2 (التَّكَاثُرُ) kelimesi ma’rife (belirli) olduğu için, bilinen bir övünmeye de işaret olabilir ki; o da sebeb-i nüzuldeki olaylardır. Abd-i Menaf oğulları ile Sehm oğulları: “hangimiz daha çoğuz?” diye birbirlerine karşı övünmüşlerdi. Abd-i Menaf oğulları sayı olarak daha çok geldi. Bunun üzerine Sehm oğulları: “bizi, cahiliye devrindeki zulümler yok etti. Haydin hem sağ olanlarımızı, hem ölmüş bulunanlarımızı sayışalım!” dediler. Bunda da Sehm oğulları çok geldi. Bazı rivayette de kabirlere kadar gittiler. Bu sûre bunun üzerine indi. İbnü Ebî Hâtim’in Ebu Büreyde’den bir nakline göre de: Ensar kabilelerinden Hâris oğulları ve Hars oğulları karşılıklı övünmüşler ve çokluklarıyla böbürlenmişler. Bir taraf: “Bizde filan ve filan gibiler var” demiş. Diğerleri de buna benzer şeyler söylemiş. Böyle dirileriyle övünüştükten sonra, “haydin kabirlere gidelim” demişler. Varmışlar, bir taraf kabirlere işaret ederek: “sizde filan filan gibiler var mı?” demiş. Diğerleri de o şekilde karşılık vermişlerdi. Bu sûre bunun üzerine nazil oldu. Bu iki rivayete göre bu surenin nüzul sebebi, “ölülerle bile övünecek derecede adet ile çokluk gururudur.” (Elmalılı)3 Bu âyet, “aranızdaki çokluk yarışı, sizlere kabre gireceğinizi bile unutturdu” veya “aranızdaki çokluk yarışı, sizi (öyle) oyaladı ki, kabirlerdeki (ölülerinizle) bile övünmeye başladınız” şeklinde de tercüme edilebilir.
Mustafa İslamoğlu Tekâsür Suresi 2. Ayet Açıklaması
[5871] Mekâbir, makberanın çoğulu olduğu için böyle çevrilmelidir.
[5872] İki mânaya birden gelebilir: İlki “ölüp kabirlerinize girinceye dek”, ikincisi “mezarlarınızı saymaya varıncaya dek”. Metnin iç bağlamı birincisini, nüzul sebebi rivayetleri ikincisini destekler.
Kur’ân’ın kötülediği, mutlak çoklukla gururlanma değildir. Belki ilimde, taatte, güzel ahlâkta çokla gururlanma mümkündür ve hayırların aslı odur. Onun için et-Tekâsür’deki eliflam istiğrak değil, ahd-i sabık içindir ki o da geçici dünya zevkleriyle çok öğünmedir.
Süleyman Ateş
Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz (kabre girinceye kadar mal artırmağa çalıştınız).