Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6186, sondan 51. ayet; 104. sure ve Hümeze Suresinin 7. ayetidir. Hümeze Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 18 ve toplam ebced değeri ise 1181 olarak hesaplanmıştır. Hümeze Suresinin toplam ebced değeri 5957 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Hutame, “kıran, parçalayan” anlamında bir sıfat olup içine atılan her şeyi yakarak kırıp geçiren cehennemi veya onun özel bir bölümünü ifade eder. “Hayır” anlamına gelen 4. âyetin başındaki kellâ kelimesi, asıl gerçeğin yukarıda nitelikleri anlatılan o bedbaht inkârcının düşündüğü gibi olmadığını gösteren bir uyarı amacı taşır. Nitekim devamında onun mutlaka cehenneme atılacağı bildirilmektedir. 5. âyetteki soruyla cehennemin son derece korkunç bir yer olduğuna vurgu yapılmıştır. Burada dünyadayken gönül incitip yürek yakan suçluların, günahkârların –zindandaki mahpuslar, esirler gibi– uzun direklere, sütunlara bağlandıkları, ateşten kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı bir cehennem tasviri yapılmaktadır. Öyle ki, her şeyi yakıp kavuran ateş, ta yüreklere kadar bütün vücudu sarıp kuşatıyor! Çünkü o günahkâr da dünyada zayıf, çaresiz mâsumların yüreklerini yakmıştı. Her kötülük önce kalptedir, oradan başlar ve inkâr, hakaret, küfür, alay, aşağılama, çekiştirme, saldırı vb. eylemler olarak dışa taşar. Onun için âyette azabın da kalpleri saracağı belirtilmiştir.
Bu cümle “([Hutame]h), Allah’ın, (yandıkça) tırmanıp yürekleri çökerten tutuşturulmuş ateşidir” şeklinde de yorumlanabilir. Dünyada insanlarla alay edip gönül kıranların ahirette Hutame cehenneminde gönlü kırılacaktır.
Bayraktar Bayraklı
4,5,6,7,8,9. Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır. Hutame'nin ne olduğunu bilir misin? Allah'ın, tutuşturulmuş, kalplerin cıdarına işleyen ateşidir. Onlar, bu ateşin içinde uzatılmış sütunlara bağlanmış haldeyken o ateş, üzerlerine kapatılmıştır.
Mustafa İslamoğlu Hümeze Suresi 7. Ayet Açıklaması
[5889] Duygunun kalpteki en yoğun halini ifade eden fuâdın çoğulu olan ef’ideh, duyma ve düşünme, bilme ve inanma gibi insanî yeteneklerin tümüne birden delâlet eder. Kalp hem maddî/fizikî hem mânevî mânada kullanılırsa da, ef’ideh yalnızca mânevî duyular için kullanılır. Çoğul geldiğinde “insanın bütün bir iç dünyasını”, yani “gönlü” ifade eder (11:120, not 138).
[5890] Tettali‘u fiili bu ateşin dışarıdan değil içeriden dışarıya yükseleceğini, içinden yanıp dışını yakacağını ifade eder. Adeta emanet edilen fıtratın, bastırılan vicdanın, saptırılan bilincin, güdülerin emrine verilen bilinçaltının ve duyguların, kendilerini Allah’tan mahrum eden sahiplerinden intikam almak için yaktığı bir ateştir.
Kalb diye çevirdiğimiz kelime âyette fuâd olup, maddî bedene kan ve hayat gönderen maddî kalb için değil de inanç, fikir, düşünce, hissiyat gibi düşüncelerin merkezi olan manevî latife hakkında kullanılır. Herhangi bir şeyin bütün kalbi kaplaması azabın şiddetini gösterir.