Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1487, sondan 4750. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 14. ayetidir. Hûd Suresi 14. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 65 ve toplam ebced değeri ise 2348 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (14) ل (12) ر (0) bulunuyor.
Arapça Metin
فالم يستجيبوا لكم فاعلموا انـما انزل بعلم الله وان لا اله الا هو فهل انتم مسلمون
Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse, bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz?
İnkârcılar Hz. Muhammed’in peygamber olduğuna inanmıyor, Kur’an’ın bir vahiy ürünü değil, kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu, ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah’tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı. 13. âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve bir insanın böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirmesinin mümkün olduğuna inanıyorlarsa, Allah’tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip, şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur’an’ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır. Bu miktar Yûnus sûresinin (10) 38. âyeti ile Bakara sûresinin 23. âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça’yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır. 14. Âyette ise Hz. Peygamber’in, inkârcılara hitaben, “Eğer size cevap veremezlerse, biliniz ki Kur’an ancak Allah’ın ilminin eseri olarak indirilmiştir ve O’ndan başka tanrı yoktur” demesi emredilerek, Allah’tan başka hiçbir kimsenin böyle bir kitabı ortaya koyamayacağına işaret edilmekte ve Kur’an’ın Allah’ın ilmiyle indirildiği, ondan başka tanrı olmayıp böyle bir kitabın indirilmesinde hiçbir kimsenin katkısı bulunmadığı vurgulanmaktadır. Âyetin sonundaki “Artık teslimiyet gösterecek misiniz?” cümlesi de bütün bu olup bitenlerden sonra inkârcıların Kur’an’ın Allah kelâmı olduğuna inanmaları ve müslüman olmalarının gerektiğine dikkat çekmekte ve onları gerçeği kabule teşvik etmektedir. İnkârcılarsa Kur’an’ın bu meydan okumasına ilim ve fikirleriyle cevap vermekten âciz kaldıklarını görünce kılıçlarıyla karşılık vermeye kalkışmışlar, bu sebeple müslümanlarla aralarında birçok savaş meydana gelmiştir (Kur’an’ın meydan okuması konusunda bilgi için bk. Bakara 2:23). Bazı müfessirler 14. âyetin müslümanlara hitap ettiğini belirterek âyeti şöyle yorumlamışlardır: Eğer inkârcılar Kur’an sûrelerinin benzeri on sûreyi getiremezlerse, biliniz ki Kur’an Allah’ın ilminin eseri olarak indirilmiştir, beşer gücü böyle bir kitabı getirmekten âcizdir ve Allah’tan başka tanrı yoktur. Bu sebeple siz teslimiyet gösterip müslümanlığınızda sebat etmelisiniz. Çünkü siz her ne kadar inkârcıların aczi ortaya çıkmadan önce de müslüman idiyseniz de onların Kur’an’ın on sûresinin benzerini getirmekten âciz kalmaları sizin basiretinizi ve imanda sebatınızı daha da kuvvetlendirmiş olmalıdır (bk. Şevkânî, II, 552-553).
Mehmet Okuyan
Size cevap veremezseler, bilin ki (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka ilah yoktur. Artık siz müslüman oluyor musunuz?
Eğer buna rağmen size cevap veremezlerse, artık biliniz ki O (Kur’an), gerçekten Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse (bu açık bilgi ve belgeler karşısında) artık, siz Müslüman mısınız (değil misiniz, karar sizindir) ?
Fakat davetinize icabet etmezlerse artık iyice bilin ki o, ancak Allah'ın bilgisiyle indirilmiştir ve ondan başka hiçbir tapacak yoktur. Hala mı Müslüman olmuyorsunuz?
Ve eğer bu yardıma çağırdıklarınız size yardım edemiyorlarsa, o zaman bilin ki, bu Kur'ân ancak ve ancak Allah'ın ilminden indirilmiştir ve yine bilin ki, O'ndan başka gerçek ilah yoktur. O halde şimdi O'na teslim olacak mısınız?
Eğer onlar sizin talebinizi yerine getiremiyorlarsa, bilin ki, Kur'ân ancak, Allah'ın ilmi, iradesi dahilinde, izniyle indirilmiştir. Hak ilâh yalnızca O'dur. Artık Allah'ın vahyile bildirdiklerini kabullenip, mü'min ve muvahhid olarak selâmet yolunu benimsiyor, İslâm'da karar kılıyor musunuz?
2.Burada "siz" hitabı konusunda iki farklı açıklama bulunmaktadır. Birinci açıklamaya göre burada Resulullah (s.a.s.)`a ve beraberindeki Müslümanlara hitap edilmektedir. Buna göre ifade: "Eğer müşrikler sizin bu çağrınıza cevap veremezlerse" anlamına gelir. İkinci açıklamaya göre ise bu ifadeyle müşriklere hitap edilmekte ve: "Eğer yardıma çağırdıklarınız size cevap veremezlerse" anlamı taşımaktadır. İfadenin bir önceki ayeti kerime ile bağlantısı dolayısıyla her iki anlam da ihtimal dahilindedir.
Ali Bulaç
Eğer buna rağmen size cevab vermezlerse, artık biliniz ki, o, gerçekten Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse artık, siz müslüman mısınız?
Yok, eğer yardıma çağırdınız kimseler size (ey müşrikler) cevap veremedilerse, artık bilin ki, Kur'ân ancak Allah'ın ilmi ile indirilmiştir ve ondan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz?”
Eğer size cevap vermezlerse, bu Kur’anın yalnızca Allah’ın ilmiyle indiğini, Allah’tan başka hiçbir mabut ve yetki sahibi olmadığını bilin ve (onlara) “artık teslim olacak mısınız?” diye sorun.
[Fakat onların Kur’ana inanmayışları, Kur’an güzelliklerini bilmedikleri için değildir. Onlar yalnızca dünya hayatına müptela olduklarından, dolayısıyla ahirete inanmak istemediklerinden bu Kur’ana karşı geliyorlar.]
Besim Atalay
Eğer onlar, size cevap vermezlerse, bilesiniz o ancak Allah bilgisiyle indirilmiştir; O'ndan özge Tanrı yok, artık siz, İslâm olmaz mısınız?
Eğer size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o (Kur'an) ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde, “şimdi artık O'na teslim olacak mısınız?”
Eğer (onlar) size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka tanrı yoktur. Artık siz müslüman oluyor musunuz?
Yok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyorsunuz, değil mi?
Yok eğer bunun üzerine size cevab veremedilerse artık bilin ki o ancak Allahın ılmiyle indirilmiştir ve ondan başka ilâh yoktur, nasıl artık teslim ediyor müsliman oluyorsunuz değil mi?
Eğer bunun üzerine (ey müşrikler) onlar da (o yardıma çağırdıklarınız da ızhaar-ı acz edib) size cevab veremediler, (bu işi beceremediler) se bilin ki, demek, o (Kur'an) ancak Allahın ilmiyle indirilmişdir. (O Allah ki) hakîkaten kendinden başka hiç bir Tanrı yokdur. Artık siz müslüman oluyor musunuz?!
(Ve, de ki:) “Buna rağmen (o yardıma çağırdıklarınız da) size cevab vermedilerse(ki veremeyecekler), o hâlde bilin ki, (o Kur'ân) ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilâh yoktur. Artık siz Müslüman kimseler (oluyor) musunuz?”
Eğer sizin bu çağrınıza cevap veremiyorlarsa! (Veremediler ve veremeyecekler) Şunu iyi bilin ki bu kitap, kendisinden başka hiçbir ilahın olmadığı Allah’ın ilmi ile indirilmiştir. Artık siz bu gerçeğe teslim oluyor musunuz?
Şayet o çağrılanlar size cevap vermezlerse biliniz ki o, ancak Allah/ın ilmiyle inzal olunmuştur. O/ndan başka tapacak yoktur. Bu kadar delilden sonra daha İslâmı kabul etmez misiniz?
Eğer size cevap vermezlerse artık biliniz ki o, gerçekten Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl, (bütün bu delillerden sonra) artık Müslüman oldunuz mu?
Eğer kâfirler, bu meydan okuma karşısında size cevap veremezlerse, —ki hiçbir zaman veremeyecekler— o zaman kesin olarak bilin ki, Kur’an Muhammed tarafından uydurulmuş bir söz değil, ancak Allah’ın ilmiyle gönderilmiş bir mûcizedir ve yine bilin ki, Allah’tan başka hükmüne boyun eğilecek, emrine kayıtsız şartsız itaat edilecek bir otorite, bir ilâh yoktur! Şimdi bu meydan okuma karşısında düştüğünüz âcizliğe rağmen, hakîkate karşı inatla direnecek, Rabb’inizin buyruklarına boyun eğmeyecek misiniz?
(Ey inananlar) eğer (onlar) size cevap veremezlerse, o (Kur’an’ın) Allah’ın ilmiyle indirildiğini ve tek ilâhın, O (Allah) olduğunu (iyice) bilin. (Nasıl şimdi) siz tam olarak inandınız mı?1
1 Ey îman edenler; Kur’an’ın, insan aklının ve anlayışının üzerinde, Allah’ın ilmiyle indirilmiş bir mûcize ve ilâhi bir kitap olduğuna îmanınız, kuvvetlendi değil mi?
Muhammed Esed
Ve eğer [bu yardıma çağırdıklarınız] size yardım edemiyorlarsa 25 o zaman bilin ki, [bu Kur’an] ancak ve ancak Allah'ın ilminden 26 indirilmiştir, (ve yine bilin ki) O'ndan başka ilah yoktur. O halde, şimdi artık O'na teslim olacak mısınız?”
Eğer sizin bu meydan okumanıza cevap veremezlerse, iyi bilin ki bu Kuran Allah’ın sonsuz bilgisi ile indirilmiştir ve şunu da iyi bilsinler ki O’ndan başka ilah yoktur, sadece O vardır. Artık Müslüman oldunuz değil mi? 4/82, 5/92, 21/108
Fakat, eğer onlar sizin çağrınıza cevap veremezlerse; o zaman bilin ki (Kur’an vahyi) yalnızca Allah’ın ilmiyle indirilmiştir; yine (bilin ki) O’ndan başka ilâh yoktur: Değil mi ki, artık sizin O’na kayıtsız şartsız teslim olmanız gerekir?
İmdi size cevap vermezlerse artık biliniz ki, şüphesiz Allah Teâlâ'nın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka bir mâbûd yoktur. Binaenaleyh siz müslümanlar mısınız?
Eğer bu dâvetinizi kabul etmezlerse, bilin ki o ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl, artık hakka teslim olup Müslüman oluyorsunuz değil mi?
Çağırdığınız kimseler size cevap vermezlerse bilin ki o (Kur’an) Allah’ın ilmiyle indirilmiştir. O’ndan başka ilah yoktur. Artık O’na teslim olursunuz değil mi?
Eğer size karşılık vermezlerse, onun ancak Allah'ın bilgisi ile indirilmiş olduğunu ve O'ndan başka ilah olmadığını bilin! Artık siz gerçeği kabul ettiniz mi?
(4) Kur’ân’ın indiği ortam, yüzyıllardır edebiyatla yoğurulmuş bir haldeydi; bu bakımdan, insanlar sözün değerini çok iyi anlayabiliyorlardı. Kur’ân indiğinde, inanmayanlar bile onun karşısındaki hayranlıklarını gizleyemediler. İnsanların ona yönelmesini önlemek için ise “Bu bir büyüdür, kâhin sözüdür, şair sözüdür” gibi yakıştırmalar ortaya attılar. Kur’ân ise onlara karşı açık bir şekilde meydan okuyordu: “Sözünüzde doğru iseniz, hepiniz toplanın da Kur’ân’ın benzerini getirin.” Bu çağrıya muhatap olanlar sıradan insanlar değil, sözün ustalarıydı. Cevap vermemekle ve “Ebu Talib’in yetimi” diye küçümsedikleri Peygamberimizin elinde ortaya çıkan kitabın bir benzerini getirememekle küçük duruma düşmüşlerdi. Kur’ân, onların âcizliklerine karşılık, her seferinde çıtayı biraz daha düşürerek onlara tekrar tekrar çağrılarda bulundu: “Hepsini değilse, on sûresinin benzerini getirin. Bu on sûre, Kur’ân’ın içerdiği hakikatlere benzer şeylerden söz etmesin de tümüyle uydurmalardan ibaret olsun, yeter ki siz getirin. On sûre getiremiyorsanız, bari bir sûrenin benzerini getirin...” Kur’ân, inişinden asırlar sonra, onu inkâr edenlere hâlâ bu çağrısıyla meydan okumaya devam ediyor. 2:23-24 ve 10:38’e de bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer size cevap veremedilerse artık bilin ki o, ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. Ve O'ndan başka da ilah yoktur. Artık müslüman oluyor/Allah'a teslim oluyor musunuz?
Pes eger icābet eylemeseler size bilüñüz ki Ḳur’ān inmedi illā TañrıTa‘ālānuñ ‘ilmi bile. Daḫı ol Allāh birdür, andan özge tañrı yoḳdur. Pes niçünsiz Müselmān olmazsız?