Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1517, sondan 4720. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 44. ayetidir. Hûd Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 84 ve toplam ebced değeri ise 7268 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (16) ل (12) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
وقيل يا ارض ابلعي ماءك ويا سماء اقلعي وغيض الماء وقضي الامر واستوت على الجودي وقيل بعدا للقوم الظالمين
“Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.
Hz. Nûh’un gemisi dalgalar arasında ne kadar zaman kaldı? Bu sorunun cevabı da kesin olarak bilinmemektedir. Hz. Nûh zamanından beri semavî dinlerde makbul bir gün olarak değerlendirilen âşûrâ gününün önemine işaret eden Taberî’nin naklettiği bir rivayete göre Hz. Nûh receb ayının ilk gününde gemiye binmiş, altı ay sonra Muharrem ayının 10’unda âşûrâ günü gemi Cûdî denilen dağda karaya oturmuştur (XII, 47; âşûrâ hakkında bilgi için bk. Yusuf Şevki Yavuz, “Aşûra”, DİA, IV, 24). Ancak bu konuda da en güvenilir yol Kur’an’ın verdiği bilgilerle yetinmektir. Nûh’un gemisi Allah’ın dilediği kadar su üzerinde kaldıktan sonra yüce Allah göklere suyunu tutmasını, yerlere de suyu çekmesini emretti. Böylece sular çekildi, hüküm yerini bulmuş oldu, gemi Cûdî dağında karaya oturdu, Hz. Nûh’un duasında istediği gibi yeryüzünde yürüyen bir tek kâfir kalmamak üzere tamamı yok olup gitti. Âyetteki “zalimler” ifadesinden kavmin helâk oluş sebebinin zulüm yani Allah’a ortak koşup putlara tapmak ve peygambere isyan etmek olduğu anlaşılmaktadır.
Üzerinde Nûh’un gemisinin oturduğu bildirilen Cûdî dağı Güneydoğu Anadolu bölgesinde Türkiye-Irak sınırına 15 km. uzaklıkta, Dicle ırmağının kıyısında bulunan Cizre’nin 32 km. kuzeydoğusunda, Şırnak il merkezine 17 km. mesafededir. Gerek Cûdî dağının yapısı gerekse konuyla ilgili tarihî bilgi ve rivayetler, âyette geminin “üzerine oturduğu” bildirilen Cûdî dağının bu dağ olduğu şeklindeki kanaati destekler mahiyettedir (bilgi için bk. Hikmet Tanyu, “Cûdî Dağı”, DİA, VIII, 79). Kitâb-ı Mukaddes’e göre gemi Ararat (Ağrı) dağına oturmuştur (Tekvîn, 8:4).
Mehmet Okuyan
“Ey yer, suyunu yut (çek)! Ey gök, (suyunu) tut (dindir)!” denmiş, su çekilmiş, iş bitirilmişti. (Gemi) Cûdî (dağı)nın üzerine yerleşmişti. O zalimler topluluğuna “(Merhametten) uzak olun!” denmişti.
“Ey yeryüzü! Suyunu içeri çek ve ey gök, sen de suyunu tut” denildi. Su çekildi, iş de böylece bitirildi. Gemi ise Cûdî'ye oturdu. “Haksızlık yapan toplum yok olsun” denildi.
“Ey yer, suyunu çek ve ey gök, suyunu kes.” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi Cudi'ye oturdu. “Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun.” denildi.¹
1- Nuh tufanı, bölgesel bir tufandır. Nuh'un davetine muhatap olanları kapsamaktadır. Bütün bir yeryüzünde olduğu düşüncesi Tevrat'tan kaynaklanmaktadır. Allah davete muhatap olmamış kimseleri cezalandırmaz.
Ahmet Akgül
Ve (ardından) “Ey yer (artık) suyunu yut, ve ey gök sen de (suyunu) tut!” denildi... (Bu İlahi emir üzerine) Su(lar) çekildi, (zalimlerin) iş(leri) bitirildi… Gemi de Cudi (Dağı) üzerine oturup yerleşti… Ve zalimler topluluğu için de: “(Hayırdan ve huzurdan) Uzak kalsınlar, kahrolsunlar!” denildi…
Ve dendi ki: Ey yeryüzü, em suyunu ve ey gök kes yağmurunu ve su emildi ve iş yapıldıbitti ve oturdu Cudi'ye gemi ve uzaklık denildi, zulmeden topluluğa.
Ve derken “Ey yeryüzü suyunu yut” denildi. “Ey gök yağmurunu durdur.” Ve böylece sular çekildi, Allah'ın hükmü yerine geldi, gemi Cûdî dağına oturdu. Ve yaratılış gayesi dışına çıkan bu toplum için, “Rahmetten uzak olsun” denildi.
Nihayet:
“Ey yer, suyunu yut. Ey gök, suyunu tut.” denildi. Sular çekildi. Plan icra edildi. Gemiler Cûdî (münbit hilal) böldesindeki tepelerde karaya oturdu. Tufanda boğulanlar için:
“İnkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm, işkence ile, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, suikastler tertip eden zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canı Cehennem'e” denildi.
"Ey yer, suyunu çek ve ey gök sen de tut!" denildi. Böylece su çekildi, iş bitirildi, (gemi) Cudi'nin üzerine oturdu ve: "Zalimler topluluğu yok olsun" denildi.
Denildi ki: 'Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.' Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi (dağı)üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: 'Uzak olsunlar' denildi.
Allah'ın emri olarak: “Ey arz, suyunu yut ve ey gök! Yağmuru tut.” denildi. Su çekildi ve iş bitirildi. Gemide CÛDİ dağı üzerinde kararlaştı ve : “-Zâlimler helâk olsun.” denildi.
Denildi ki: «Ey yeryüzü! Sen suyunu yutasın, ey gökyüzü ! Sen de yağmurunu tutasın!»; sular durdu, iş de bitti; gemi Cudi üzerine oturdu, zulüm eyliyen ulus için denildi ki: «Yok olun !»
Bir süre sonra yere: “Ey yer, suyunu yut” ve göğe: “Ey gök, yağmurunu tut” denildi. Bunun üzerine sular çekildi, Allah'ın emri gerçekleşti ve gemi Cudi'ye oturdu. Bu sırada: “Kahrolsun zalimler topluluğu!” diye bir ses duyuldu.
Nuh tufanı, öyle söylendiği gibi bütün bir yeryüzünü ihtiva eden bir tufan değil, Hz. Nuh'un davetine muhatap olanları kapsayan bölgesel bir tufandır. Suriye ve Irak'ın birleştiği yerde yani Mezopotamya'da yaşayan bir peygambere halkı iman etmedi diye dünyanın diğer yerlerinde yaşayan insanlara Allah’ın tufanı yaşatması düşünülemez. Zira Allah elçi göndermediği toplumlara asla azap etmez.“Biz bir peygamber göndermedikçe, hiçbir topluluğa azap etmeyiz.” (İsra 17:15)Ayette geçen “Cûdi” sözcüğü “engince bir dağ” demektir. “Cûdi” ile ilgili çok farklı rivayetler vardır. Bazıları “Ağrı Dağı”, bazıları Musul civarında bir dağ olarak yorum yapsa da bu dağın nerede olduğu bizim için çok önemli değil. Esas olan Nuh Tufan’ının verdiği mesajdır ve bu mesajdan alınan derstir.
Diyanet İşleri (Eski)
Yere, "Suyunu çek!", göğe, "Ey gök sen de tut!" denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan millet Allah'ın rahmetinden uzak olsun" denildi.
(Nihayet) «Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut!» denildi. Su çekildi; iş bitirildi; (gemi de) Cûdî (dağının) üzerine yerleşti. Ve: «O zalimler topluluğunun canı cehenneme!» denildi.
Ve denildi ki: "Ey toprak suyunu yut, ey gök sen de tut." Su yatıştı, karar yerine getirildi, Cudi (Judea) üzerine oturdu ve "Zalimler uzak olsunlar!," dendi.
Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi.
(Taraf-ı ilâhîden) denildi ki: «Ey arz suyunu yut, ey gök sen de tut». Su kesildi, iş olub bitirildi, (gemi de) Cûdî (dağının) üzerinde durdu. O zaalimler güruhuna «Uzak olsunlar» denildi.
Nihâyet (vakti geldiğinde): “Ey yer! Suyunu yut! Ve ey gök! (Sen de yağmurunu) tut!” denildi. Su çekildi, iş bitirildi, (gemi) Cûdî (dağının) üzerine oturdu(2) ve: “(Allah'ın rahmetinden uzak olan) zâlimler topluluğu helâk olsun!” denildi.
(2)“Nasıl, bir harb-i umûmîde bir kumandan zaferden sonra, ateş eden bir ordusuna: ‘Ateş kes!’ ve hücûm eden diğer bir ordusuna: ‘Dur!’ der, emreder. O anda ateş kesilir, hücum durur. (...) Aynen öyle de, Pâdişâh-ı bî-misâl (o eşsiz Sultan), kavm-i Nûh’un mahvı için semâvât ve arza emir vermiş. Vazîfelerini yaptıktan sonra fermân ediyor: ‘Ey Arz! Suyunu yut! Ey semâ! Dur, işin bitti! Su çekildi. Dağın başında me’mûr-ı İlâhînin çadır vazîfesini gören gemisi kuruldu. Zâlimler cezâlarını buldular.’ İşte şu üslûbun ulviyetine (yüksekliğine) bak! ‘Zemin ve gök iki mutî‘ (itâatkâr) asker gibi emir dinler, itâat ederler’ diyor. İşte şu üslûb işâret eder ki, insanın isyânından kâinât kızıyor. Semâvât ve arz hiddete geliyorlar ve şu işâretle der ki: ‘Yer ve gök iki mutî‘ asker gibi emirlerine bakan bir Zât’a isyân edilmez, edilmemeli!’ Dehşetli bir zecri (zorla mâni‘ olmayı) ifâde eder.” (Zülfikār, 25. Söz, 11)
İlyas Yorulmaz
Sonra “Ey arz suyunu em (yut), Ey gök suyunu tut (yağma)” denildi. Sular kesildi ve böylece Allah’ın hükmü yerine geldi, gemi Cudi (dağı seviyesine çıktı) üzerine oturdu. Böylece, “Haksızlık yapan toplum (inananlardan) uzak olsun” denildi.
Yer! Suyunu yut, gök! Sen de tut [⁶]. Denildi, su kesildi. İş [⁷] bitti. Gemi de Cudi dağı üzerinde durdu. «Zalim olan kâfirler rahmetten uzak olsun» denildi.
İsmail Hakkı İzmirli Hûd Suresi 44. Ayet Açıklaması
[6] Kemali, kudreti temsildir.[7] Boğulmak işi.
Kadri Çelik
Denildi ki: “Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.” Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cûdi (dağı) üstünde durdu ve “Zalimler (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun” denildi.
Bütün kâfirler helâk edildikten sonra, yere ve göğe, “Ey yer, sularını geri yut veey gök, yağmurlarını artık durdur!” diye emredildi. Böylece sular çekildi, iş bitirildi. Nûh’un gemisi, Cizre yakınlarındaki Cûdîdağının üzerinde karaya oturdu. Ve ilâhî fermânı ilân etmek üzere denildi ki: “Helâki hak eden bu zâlim topluluk İlahi rahmetten uzak olsun!”
(Allah tarafından): “Ey yer! Suyunu yut ve ey gök! Sen de yağmuru kes.” denildi. Su çekildi (böylece Nûh toplumunun) helâk işi tamamlandı. (Gemi de) Cûdi1 üstünde durdu ve: “O zâlimler topluluğu (böylece) defolup gitti!” denildi.
1 Cûdî: Engince bir dağ veya cins isim olarak, normal “dağ” demektir. Cudi’nin yeri hakkında o kadar çok rivayetler vardır ki, bunları bir araya getirmek mümkün değildir. Kimisi, Musul civarında bir dağ, kimisi “ağrı dağı” demişlerse de bu rivayetler güven vermemektedir. Hz. Nuh’un gemisinin üzerinde durduğu bu dağ (yani Cudi) en doğrusunu Allah’ın bilip, bizim bilmemizi istemediği bir dağ olsa gerektir. Konuyu tartışarak kıssada verilmek istenen mesajı hafifletmeye de gerek yoktur.
Muhammed Esed
Ve derken, “Ey yer, suyunu yut!” denildi; “Ey gök, [yağmurunu] durdur!” Ve böylece sular çekildi, [Allah'ın] hükmü yerine geldi, gemi Cûdî Dağı'na oturdu. 66 Ve böylece, zulmeden bu halk için “uzak olsunlar!” sözü söylenmiş oldu.
Bir süre sonra “Ey gökyüzü yağmuru tut, ey yeryüzü suyunu çek!” diye emredildi. Sular çekildi ve hüküm gerçekleşti ve gemi Cudi’de karaya oturdu ve şöyle denildi: – Kahrolsun zalimler topluluğu! 63/4
Nihayet denildi ki: “Ey yer, suyunu yut! Ve ey gök, suyunu tut!” Ve sular çekildi ve hüküm infaz edildi, sonunda gemi Cûdî[1737] üzerine oturdu. Ve kendilerine kıyan toplum için; “Olmaz olsunlar!”[1738] denildi.
[1737] Zeyd b. Amr’ın şiirinde “dağ, tepe” anlamına cins isim olarak andığı cûdî “yüksek tepe” anlamına gelir. Bir yorumda, bunun her dağa verilebilen bir cins isim olduğu ifade edilir (Bkz: Elmalılı). Bugün aynı adla şöhret bulan Cûdî Dağı olduğu söylenmiştir. Eski Ahid’de Ararat (Ağrı/Urartu) dağı olarak geçer.
[1738] Lafzen: “uzak olsunlar”. Zemahşerî, mef’ul olarak gelen bu‘den için şu yorumu getirir: “Eğer uzaklaştırmaktan amaçlanan onun helâk ve ölümü ise, bu şekilde gelir. İşte bu sebeple bu ifade yalnızca beddua için kullanılmıştır. Bunun mef’ul olarak gelmesi, kahredici güce ve ezici büyüklüğe delâlet eder. Çünkü bütün bunlar, ancak sınırsız gücü ve kahredici bir öznenin fiilî müdâhalesi sonucunda gerçekleşir. Böyle bir mef‘ulün fiilinin öznesi de, eylemine kimsenin ortak olamadığı biricik fail olan Allah’tır” (Keşşaf II, 218).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve denildi ki: «Ey yer! Suyunu yut ve ey gök açıl.» Ve su kesildi ve iş icra edilmiş oldu. Gemi de Cûdi dağının üzerine yerleşti. Ve, «Zalimler olan kavim için uzaklık olsun!» denildi.
Kâfirler boğulduktan sonra yerle göğe: “Ey yer suyunu yut ve sen ey gök suyunu tut! ” diye emir buyuruldu. Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cudi üzerinde yerleşti ve “Kahrolsun o zalimler! ” denildi. {KM, Tekvin 8, 4}
Cudi, Türkiye’nin güneydoğusunda Şırnak civarında 2000 m. yüksekliğinde bir dağdır. Tevrat, Ararat dağına yerleştiğini bildirir (Tekvin, 8,4). Hz. Nuh’un Irak tarafında irşadda bulunduğunu düşünmek daha mâkuldür. Cudi ismiyle Musul, Cizre ve Şam’da birer dağ bulunduğu rivayet edilmektedir.
Süleyman Ateş
Ey yer, suyunu yut ve ey gök tut! denildi. Su azaldı, iş bitirildi. (Gemi) Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan kavim yok olsun!" denildi.
“Ey yer! Suyunu yut! Ey gök sen de açıl!” dendi. Sular çekildi, iş tamamlandı, gemi Cudi’nin üstüne oturdu ve şöyle dendi: “Yanlışlar içindeki o topluluk olmaz olsun.”
Ve denildi: "Ey yer! Suyunu yut ve ey gök, sen de tut." Ve su çekildi. İş bitirilmişti. Gemi, Cûdi üzerine oturdu ve haykırıldı: "O zalimler topluluğu geri gelmez olsun!"