Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1537, sondan
4700. ayet;
11. sure ve
Hûd Suresinin
64. ayetidir.
Hûd Suresi 64. ayetinin kelime sayisi
18, harf sayısı
70 ve toplam ebced değeri ise
6955 olarak hesaplanmıştır.
Hûd Suresinin toplam ebced değeri
537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (10)
ل (7)
ر (3) bulunuyor.
ويا قوم هذه ناقة الله لكم اية فذروها تأكل في ارض الله ولا تمسوها بسوء فيأخذكم عذاب قريب
وياقومهذهناقةاللهلكمايةفذروهاتأكلفيارضاللهولاتمسوهابسوءفيأخذكمعذابقريب
Veyâ kavmi hâżihi nâkatu(A)llâhi lekum âyeten feżerûhâ te/kul fî ardi(A)llâhi velâ temessûhâ bisû-in feye/ḣużekum ‘ażâbun karîb(un)
“Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”
Fakat kavmi gittikçe sertleşerek Sâlih’i yalancılıkla suçlayıp onun büyülendiğini söyledi ve iddiasını kanıtlaması için mûcize göstermesini istedi (bk. A‘râf
7:73-74; eş-Şuarâ
26:155-159). Bunun üzerine Sâlih özel bir deveyi gösterdi. Bu devenin dokunulmaz olduğunu söyleyerek ona kötülük yapmamaları hususunda kavmini uyarmasına rağmen, onlar bu uyarıya aldırış etmeyip 65. âyette ifade buyurulduğu üzere onu kestiler. Artık ceza kaçınılmaz hale gelmişti, peygamber de bunu kendilerine bildirdi.
Ey kavmim! İşte Allah’ın şu devesi sizin için bir delildir. Onu bırakın da Allah’ın (yarattığı bu) toprakta yesin (otlasın). Ona hiçbir kötülük etmeyin! Yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”
Benzer mesaj: A‘râf
7:73.
“Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın devesi. Onu bırakın, Allah'ın mülkünde yesin. Ona kötülük etmeyiniz; sonra sizi yakın bir azap yakalar.”
“Ey halkım! İşte şu Allah'ın dişi devesi¹, sizin için bir ayettir.² Bırakın onu, Allah'ın arzında otlasın. Kötü bir amaçla ona yaklaşmayın. Yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”
1- “Halka ait, toplumun ortak malı olan beş yaşında, yavrulu dişi deve. 2- Gösterge, kanıt.
"Ey kavmim, işte size bir ayet (mucize) olarak Allah'ın (kayadan çıkarıverdiği) devesidir; onu serbest bırakın, (ki) Allah'ın Arz’ında yesin (içsin dolaşsın) . Ona kötülük (vermek niyetiy) le sakın dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azap sarıp kuşatacaktır."
Ey kavmim, işte şu Allah'ın dişi devesi, size bir mucize. Bırakın onu da yeryüzünde yiyip gezsin ve ona kötülükle dokunmayın, sonra pek yakın bir azap gelip çatar size.
“Ey kavmim!” diye devam etti. “Bu Allah'a ait olan olan deve, sizin için bir işaret olacaktır. Bunun için onu bırakın, Allah'ın arzında otlasın, ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”
“Ey kavmim, bu, benim hak peygamber olduğumu gösteren, sizin için bir mûcize olan Allah'ın dişi devesidir. Bırakın onu, Allah'ın arazisinde yesin, içsin. Kötü bir maksatla ona el sürmeyin. Ona zarar verirseniz eğer, ilâhî bir ceza, tez zamanda işinizi bitirir.”
bk. Kur’an-ı Kerim,
7:33.
Ey kavmim! Allah'ın şu dişi devesi sizin için bir mucizedir. Onu bırakın Allah'ın toprağında otlasın. Ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi yakın bir azap yakalar."
'Ey kavmim, size işte bir ayet olarak Allah'ın devesi; onu serbest bırakın, Allah'ın arzında yesin. Ona kötülük (vermek niyeti)yle dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azab sarıverir.'
Ey kavmim! İşte bu gördüğünüz, Allah'ın dişi devesi, size bir mûcizedir. Onu kendi haline bırakın, Allah'ın arzından yayılsın otlasın. Ona fena bir maksadla el sürmeyin, sonra sizi peşin bir azap yakalar.”
Ey kavmim! Bu, Allah’ın devesidir. Sizin için bir mucizedir. Bırakın, Allah’ın arzında otlansın. Ona kötülükle dokunmayın, yakın bir azap sizi yakalar.”
Ey ulusum! Allahın yarattığı şu dişi deve, size bir belge, onu bırakınız da, yesin Allahın kırında, kötülükle dokunmayın, çok yakın bir azap sizi alır»
“Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın gönderdiği dişi bir deve! Bırakın onu da Allah'ın arzında otlasın. Ona kötü maksatla dokunmayın! Yoksa çok geçmez sizi bir azap yakalayıverir.”
Bkz.
7:73 ve dipnotu,
17:59,
26:155,
54:27-82Hz. Salih’in kavmi kendisinden mucize olarak Allah’ın kendilerine dişi bir deve göndermesini istemişti. Bunun üzerine Allah mucize olarak onlara bir deve göndermişti. Buna rağmen kavminden çoğu yine iman etmemişti. Üstelik Salih Peygamber’in deveyi kesmeme konusundaki uyarılarına rağmen onu keserek isyanlarını ikiye katlamışlardı. Daha sonra da Allah kendilerini çok feci bir şekilde helak etmiştir. Bu konuda daha geniş malumat için A’râf
7:73 dipnotuna da bakabilirsiniz.
"Ey milletim! Bu, size bir ayet olarak, Allah'ın devesidir. Bırakın onu, Allah'ın toprağında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba uğrarsınız"
Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın devesi. Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin (içsin). Ona kötülük dokundurmayın; sonra sizi yakın bir azap yakalar.
Rivayet edildiğine göre, Sâlih (a.s.)’ın kavmi, ondan, mucize olarak, kayadan deve çıkarmasını istemişler. Hz. Sâlih de onlardan iman edeceklerine dair söz aldıktan sonra namaz kılmış, Allah’a dua etmiş ve mucize olarak büyük bir kayadan bir deve çıkmıştır. Sonra bu deve kendisi gibi büyükçe bir yavru doğurmuştur. Fakat kavminin pek azı iman etmiş, diğerleri yine kâfirliklerinde devam etmişlerdir.
"Ey halkım, ALLAH'ın bu devesi sizin için bir ayettir. ALLAH'ın toprağında bırakın otlansın. Ona kötülük dokundurmayın. Yoksa sizi yakın bir azap yakalar."
"Ey kavmim! İşte şu, Allah'ın dişi devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu Allah'ın yer yüzünde (otlaklarında) otlasın. Ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakın bir azap yakalar."
Hem ey kavmim, işte şu: «Allahın nâkasi» size âyet, bırakın onu Allahın Arzında yayılsın, ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakın bir azâb yakalar
«Ey kavmim, işte size bir âyet (bir mu'cize) olmak üzere Allahın şu dişi devesi! Artık onu (serbest) bırakın. Allahın arzında yesin. Ona fenalık edib dokunmayın. Binnetîce sizi yakın bir azâb yakalar».
“Ey kavmim! İşte bu, size bir mu'cize olarak Allah'ın dişi devesidir;(1) artık onu(serbest) bırakın, Allah'ın arzında yesin (içsin)! Ona bir kötülükle dokunmayın! Yoksa sizi yakın bir azab yakalar.”
(1)Sâlih (as)’ın kavminin isteği üzerine Cenâb-ı Hakk, mu‘cize olarak, onlara büyük bir kayanın içinden bir deve çıkarmıştı. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 450)
“Ey kavmim! Şu gördüğünüz Allah’ın devesi sizin için bir ibret. Onu bırakın, Allah’ın arzında yesin içsin, sakın ola ki ona bir zarar vermeyin, yoksa sizi hemen bir azap yakalayacak” dedi.
«— Ey kavmim! İşte Allah/ın yarattığı dişi deve! O, sizin için bir mucizedir. Artık onu bırakıverin de Allah/ın yerinde otlasın dursun, ona kötü maksat ile dokunmayın, yoksa siz, yakında bir azaba giriftar olursunuz».
“Ey kavmim! İşte şu sizin için bir mucize olmak üzere Allah'ın bir dişi devesidir. Bırakın onu da Allah'ın toprağında otlasın. Ona kötülük etmeyin, yoksa sizi yakın bir azap tutuverir.”
“Ey halkım! İşte Allah’ın sizi imtihân etmek üzere gönderdiği şu deve, sizin için gerçek Peygamberi tanımanızı sağlayacak apaçık bir mûcizedir! Bu deveye karşı tavrınız, sizin Allah’a itaatinizi ortaya koyan bir ölçü olacaktır. Böylece Allah’ın rab ve ilah olarak üzerinizdeki hakimiyetini kabul edin. Bütün toplumu sütüyle besleyen bu devede olduğu gibi baştan sona hayrınıza olan şeylere isyan etmeyin. Allah’ın nimetlerinin paylaşımında dengeli ve adil olun, zayıf ve çaresiz insanları ezmeyin. O hâlde bırakın onu, Allah’ın arzında serbestçe otlasın ve sakın ona kötü bir maksatla el sürmeyin, aksi hâlde, sizipek yakında korkunç bir azap yakalayacaktır!”
-“Ey kavmim! Bu sizin için bir âyet olan, Allah’ın devesidir.
Onu salıverin; Allah’ın arz’ında / arazisinde yesin!
Ona kötülük etmeyin; yoksa sizi yakın bir azap yakalar”.
“…Ey kavmim! İşte Allah’ın (yarattığı) şu deve, size bir mûcizedir. Onu Allah’ın arzında (dilediği gibi) yemesi için serbest bırakın ve (sakın) ona kötülük (vermek niyetiy)le dokunmayın. (Eğer onu öldürürseniz) derhal sizi bir azap, helâk ediverir.”1 dedi.
1 Bk. (A’raf: 73, Şuara: 155, Şems: 13)
Ve “Ey kavmim!” diye, devam etti, “Bu, Allah'a ait olan dişi deve sizin için bir işaret olacaktır; bunun için, onu bırakın Allah'ın arzında otlasın; ona bir kötülük yapmayın, yoksa beklenmedik bir azaba dûçâr olursunuz!” 95
– Ey halkım, İşte bu Allah’ın devesi size açık bir delildir. Onu bırakın, Allah’ın arzında otlasın. Sakın ona bir kötülük yapmayın, sonra sizi ani bir azap yakalar. 91/11...15
“İmdi ey kavmim! Allah’a ait olan bu dişi deve[1760] sizin için bir delil kılınmıştır. O hâlde bırakın da Allah’ın arzında otlasın! Sakın ona kötülük yapayım demeyin! Sonra ânî bir azaba çarptırılırsınız.”
[1760] Lafzen: “Allah’ın devesi”. Bu ifade tıpkı beytullah (Allah’ın evi) ve bu âyette geçen ‘ardullah (Allah’ın arzı) gibi anlaşılmalıdır. Bu son ikisi nasıl kamu malını ifade ediyorsa, hakkında bir yığın mesnetsiz yorum yapılan bu deve de kamu malını ifade eder. Etiyle canıyla bilinen bir devenin “bilinmeyen mucizevî bir belge” (âyeten) olması, o deve üzerinden yapılan sınavın azametine ve asla tahmin edilemeyecek olan sonucuna işaret etse gerektir. Muhtemelen bu deveyi ayrıcalıklı kılan, onların varlıktaki ilâhî hiyerarşiye müdâhale anlamına gelen sahte kutsallık icadı sayılabilecek uygulamalarıydı. Allah için hayvan kurban etmenin hikmeti de, ilâhî hiyerarşiye (merâtibü’l-vücûd) saygı taliminden başkası değildi (Krş:
22:36-37, notlar). Bu, Mâide 103’ten öğrendiğimiz Mekke ve çevresinde yaygın olan bir geleneği andırır. Bu geleneğe göre, özellik sahibi hayvanları önce adayarak sahte bir kutsallık kılıfı geçiriyorlar, bu süreç o hayvanlara eza-cefaya dönüşerek ölüme kadar varabiliyordu. Bu geleneğin köklerinin Semud’a kadar uzandığını düşünebiliriz.
«Ve ey kavmim! İşte şu sizin için bir mucize olmak üzere Allah'ın bir dişi devesidir. Artık onu bırakınız, Allah'ın arzında otlasın ve ona bir kötülükle dokunmayınız, sonra sizi pek yakın bir azap yakalar.»
63, 64. Salih: “Ey benim halkım! ” dedi, “Şimdi söyleyin bakayım: Şayet ben Rabbimden gelen kesin delile dayanıyorsam ve O bana tarafından bir nübüvvet lütfetmişse? Peki bu durumda ben kalkıp Allah'a isyan edersem, O'nun cezasından kim beni kurtarabilir? Sizin bana hiçbir faydanız olamaz, olsa olsa ziyanımı artırırsınız. Hem Ey halkım! İşte size mûcize olarak Allah'ın devesi! Bırakın onu Allah'ın mülkünde yayılsın, yesin içsin. Sakın kötü bir maksatla ona el sürmeyin, yoksa çok geçmez sizi bir azap kıstırıverir. ” [7, 33]
Ey kavmim, işte şu, Allah'ın devesi, size bir mu'cizedir. Bırakın onu, Allah'ın arzında yesin, ona bir kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azab yakalar!
Ey halkım! Bu, Allah’ın dişi devesidir; sizin için bir belge… Bırakın Allah’ın toprağında otlasın. Ona kötü niyetle dokunmayın yoksa fazla sürmez, azaba çarpılırsınız.”
-Ey halkım, Bu, size açık bir belge olarak Allah'ın devesidir. Onu bırakın, Allah'ın arzında yayılsın. Ona kötülük etmeyin; yoksa sizi çok yakında bir azap çarpar.
“Ey kavmim, işte şu Allah'ın devesi size bir âyettir. Onu bırakın, Allah'ın arzında otlasın. Sakın ona kötü bir niyetle el sürmeyin; yoksa yakın bir azap sizi çarpar.”
"Ey toplumum! İşte şu size, Allah'ın bir mucize olan devesi. Rahat bırakın onu. Allah'ın toprağında karnını doyursun. Bir kötülük dokundurmayın ona. Yoksa sizi çok yakın bir azap yakalayıverir."
daħı iy ķavmum! uşbu Tañrı’nuñ arvaña devesidür size nişān iken. pes ķoñ anı yisüñ Tañrı yirinde daħı yoķanmañ aña yavuzlıġ-ıla. duta sizi 'aźāb yaķın.”
İy ḳavmüm, didi. Bu Tañrı Ta‘ālānuñ devesidür. Size mu‘cize indürdi,ḳoyuñuz anı yisün otlarından Tañrı Ta‘ālā yirinüñ. Daḫı aña ziyān yitişdür‐meñüz. Pes alur sizi muḥkem ‘aẕāb yaḳın zamānda.
Ey camaatım! Allahın bu dişi (maya) dəvəsi sizin üçün bir mö’cüzədir. Qoyun Allahın torpağında otlasın, ona bir pislik etməyin, yoxsa şiddətli bir əzaba düçar olarsınız!”
O my people! This is the camel of Allah, a token unto you, so suffer her to feed in Allah's earth, and touch her not with harm lest a near torment seize you.
"And O my people! This she-camel of Allah is a symbol to you:(1560) leave her to feed on Allah's (free) earth, and inflict no harm on her, or a swift penalty will seize you!"*
1560 Salih does not merely take up a negative attitude, he puts forward the shecamel as a Symbol: see n. 1044 to
8:73. "Give up your selfish monopoly. Make Allah's gifts on this free earth available to all. Give the poor their rights, including grazing rights on common lands. Show your penitence and your new attitude by leaving this she-camel to graze freely. She is a Symbol, and therefore sacred to you." But their only reply was to defy the appeal and hamstring the camel. And so they went the way of all sinners—to total perdition.