Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1541, sondan 4696. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 68. ayetidir. Hûd Suresi 68. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 3181 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (4) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
كان لم يغنوا فيها الا ان ثمودا كفروا ربهم الا بعدا لثمود
Semûd kavmine verilen üç günlük süre içerisinde muhtemelen Hz. Sâlih kendine inananlarla birlikte yurdu terkedip kurtuluşa erdi; dördüncü günde Allah’ın azabı geldi ve Semûd kavmi şiddetli bir gürültüyle yok olup gitti. Burada “korkunç ses” diye çevirilen sayha kelimesi yerine A‘râf sûresinde (7:78) “deprem” anlamına gelen recfe kelimesinin kullanılmış olmasından, yok eden felâketin deprem olduğu anlaşılmaktadır.
Mehmet Okuyan
67,68. Haksızlık edenleri de o korkunç ses yakalamış ve sanki orada hiç oturmamışlar gibi yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı. Dikkat edin! Şüphesiz ki Semûd (kavmi) Rablerini inkâr etmişlerdi. Dikkat edin! Semûd kavmi (Allah’ın merhametinden) uzak kılınmıştı.
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi (helak olmuşlardı) . Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkâr etmişler (ve azıtmışlardı) . Şunu bilin ki; Semud (halkına Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verilmiş ve Onun kahrına uğramışlardı).
Sanki daha önce orada hiç yaşamamışlar gibi. Dikkat edin! Rablerini tanımayıp gerçekleri örtbas ettiler de, bakın Semûdlular işte böyle yok olup gittiler.
Sanki, orada hiç yaşamamış, güzel gün görmemiş gibiydiler. Bakınız, Semûd kavmi Rablerini inkârda ısrar ettiler, ihsan ettiği nimetlere nankörlük ettiler. Semûd'un, Allah'ın rahmetinden, korumasından uzak kılınarak yok olup gitmesinden ibret alın.
Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkâr etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi.)
Sanki orada bir şenlik kurmamışlardı. Haberiniz olsun ki, Semûd kavmi, doğrusu Rablerine küfrettiler. Biliniz ki, Semûd kavmi Allah'ın rahmetinden uzak düşmüş, helâk olmuştur.
Sanki daha önce orada hiç oturmamış (yuva kurup yaşamamış) gibi oldular. Haberiniz olsun ki, Semud (kavmi) gerçekten Rablerini inkâr etmişlerdi. Bak işte nasıl yok olup gittiler.
Sanki orada hiç oturmamışlardı. Biliniz ki, Semûd kavmi gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilesiniz ki, Semûd kavmi (Allah'ın rahmetinden) uzak kılındı.
Sanki orada (zâten) oturmamışlardı. Haberiniz olsun ki Semud (kavmi) hakıykaten Rablerine küfretdiler, gözünüzü açın ki Semuda (rahmet-i ilâhiyyeden) uzaklık (verilmişdir).
Sanki orada hiç oturmamışlardı! Dikkat edin! Şübhesiz Semûd (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Ve yine) dikkat edin! (Peygamberlerine isyanları yüzünden Allah'ın rahmetinden uzaklaşan) Semûd (kavmi) helâk olsun!(2)
(2)“Sırât-ı müstakīm ehli (dosdoğru bir yolda giden kimseler) olan peygamberlere binler vâkıâtta(hâdiselerde) istimdadlarına (yardım istemelerine) hârika bir tarzda gaybî imdad (görünmez yerden yardım)gelmesi ve o peygamberlerin istedikleri aynen verilmesi ve düşmanları olan münkirlere (inkarcılara)yüzer hâdisâtta aynı zamanda gazab gelmesi ve semâvî musîbet başlarına inmesi kat‘î ve şeksiz(şübhesiz) gösterir ki, bu kâinâtın ve içindeki nev‘-i beşerin (insanlığın) Hakîm (hikmet sâhibi) ve Âdil(adâletli) ve Muhsin (ihsân edici) ve Kerîm (ikrâm edici) ve Azîz (izzetli) ve Kahhâr (kahredici olan) bir Mutasarrıfı (idârecisi), bir Rabbi var ki; Nûh (as) ve İbrâhîm (as), Mûsâ (as) ve Hûd (as) ve Sâlih (as)gibi çok nebîlere (peygamberlere) pek hârika bir sûrette târihî ve geniş hâdiselerle muzafferiyet ve necatları (kurtuluşları) vermiş ve Semûd ve Âd ve Fir‘avun kavimleri gibi çok zâlimlere ve münkirlere dahi peygamberlerine isyânlarına mukābil (karşılık), dünyada dahi bir cezâ olarak, başlarına dehşetli semâvî musîbetler indirmiş.” (Şuâ‘lar, 15. Şuâ‘, 579)
İlyas Yorulmaz
Sanki daha önce orada hiç yaşamamışlardı. Çünkü Semud, Rablerini inkâr etmiş ve bu cezada, Semud’un (yeryüzünden) uzaklaştırılışı olmuştur.
Onlar değildi sanki, daha düne kadar yurtlarında şen, şakrak dolaşanlar! Dikkat edin;işte Rab’lerini böyle inkâr etmişti Semudlular! Dikkat edin;işte böyle helâk olup gitti, azgın Semud kavmi! Ve aradan yıllar geçti; zamanla inkârcılık, yeniden ortaya çıktı. İşte, insanlık tarihinin bir başka ibret verici sayfası:
Sanki onlar orada, hiç yaşamamış gibi oldular.1 Şunu iyi bilin ki; Semûd (kavmi) Rablerini inkâr etmişlerdi. İşte Semûd kavmi (de böylece) defolup gitti.
1 Semud Kavminin yurdu halen mevcuttur ve Tebük yakınlarındaki Hicr (veya Medain-i Salih) bölgesindedir. O bölgede şu anda bile kimse yaşamamaktadır ama evleri yıkılmamış ve ibret-i âlem olarak durmaktadır.
Muhammed Esed
sanki (daha önce) orada hiç yaşamamışlar gibi. Bakın, işte Rablerini böyle yok saydı Semûdlular! Bakın, işte böyle yok olup gitti Semûd!
sanki orada hiç yaşamamıştılar:[1762] unutmayın ki, Rablerini ısrarla inkâr edenler işte bu Semud idi; unutmayın, Semud tarih sahnesinden böyle silindi.[1763]
67, 68. Zulmedenleri ise o korkunç ses tutuverdi de diyarlarında çökekaldılar. Sanki hiç orada yaşamamış gibi oldular, ortadan silindiler. Evet. . . inkâr etti Rabbini Semûd milleti. Evet, işte onun için defolup gitti Semûd milleti!
Ṣanasın ki evlerinde hīç diri olmamışlar‐ıdı. Bilmiş oluñuz ki Semūd ḳavmikāfirler‐idi özlerini yaradan Tañrıya. Bilmiş oluñuz ki Semūd ḳavmiraḥmetden ıraḳ oldılar.