Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1649, sondan
4588. ayet;
12. sure ve
Yusuf Suresinin
53. ayetidir.
Yusuf Suresi 53. ayetinin kelime sayisi
15, harf sayısı
54 ve toplam ebced değeri ise
3449 olarak hesaplanmıştır.
Yusuf Suresinin toplam ebced değeri
497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (11)
ل (4)
ر (7) bulunuyor.
وما ابرئ نفسي ان النفس لامارة بالسوء الا ما رحم ربي ان ربي غفور رحيم
وماابرئنفسيانالنفسلامارةبالسوءالامارحمربيانربيغفوررحيم
Vemâ uberri-u nefsî(c) inne-nnefse leemmâratun bi-ssû-i illâ mâ rahime rabbî(c) inne rabbî ġafûrun rahîm(un)
“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
Müfessirlerin çoğunluğu, bu âyetlerde geçen sözlerin Hz. Yûsuf’a ait olduğu görüşündedir (bk. Taberî, XII, 238, XIII, 2; Zemahşerî, II, 328; Begavî, II, 430). Bununla birlikte bu sözlerin Aziz’in karısına ait olduğunu söyleyenler de vardır. Onlara göre bu âyetler, bir önceki âyetin devamıdır. Çünkü bu sözler kralın huzurunda kadınların sorguya çekildiği sırada söylenmiştir. Halbuki o zaman Yûsuf zindanda bulunuyordu. Ayrıca bu âyetleri 51. âyetten ayıran herhangi bir karine de yoktur; dolayısıyla bu sözler kadına ait olmalıdır. O bu sözleriyle Yûsuf’un gıyabında ona hıyanet etmediğini ve kendi nefsini de temize çıkarmak istemediğini ifade etmek istemiştir (İbn Kesîr, IV, 319 vd.; Reşîd Rıza, XII, 323; İbn Âşûr, XII, 292). Kadın suçunu itiraf ettiğine göre, kalkıp bir de “O suçlu ama ben de büs-bütün temiz değilim” anlamında bir söz söylemesi çelişkili olacağından, kanaatimizce o sözleri Hz. Yûsuf söylemiş olmalıdır.
[Nefs]imi temize de çıkarmıyorum. Şüphesiz ki Rabbim merhamet etmemiş olsa, o [nefis] aşırı şekilde kötülüğü emreder. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
Burada sözü edilen [en-nefs] yani “nefis” Aziz’in hanımına Hz. Yusuf’a karşı kötülük girişimini yaptıran nefstir; zira baştaki [eliflâm] takısı bunun delilidir. Yoksa her nefis kötülük emretmez. Çünkü bu kelime bizzat “insan” manasında da başka anlamlarda da kullanılmaktadır.
Kralın hanımı şöyle dedi: “Nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder. Ama Rabbim, affedicidir; merhamet sahibidir.”
Ben¹ kendimi temize çıkarmam. Rabb'imin rahmet ettiği kimse hariç nefis her zaman kötülüğü ister. Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
“(Yoksa) Ben (böbürlenip) nefsimi temize çıkaramam (böyle bir düşünce peşinde değilim) . Çünkü -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- gerçekten (her) nefis var gücüyle kötülüğü emredicidir. Şüphesiz, benim Rabbim, Bağışlayandır, Esirgeyendir.”
Ve ben kendimi, hiç kötülükte bulunmam diye tamamıyla temize çıkaramam, ancak Rabbim acırsa kötülük yapmam. Şüphe yok ki Rabbim, suçları örter, rahimdir.
Bununla beraber yine ben, kendimi bütünüyle temize çıkarmaya çalışmıyorum. Çünkü Rabbimin acıyıp esirgediği kimseler hariç, insanın kendi benliği de onu kötülüğe sürükleyen büyük bir zorbadır. Gerçekten de benim Rabbim çok acıyan gerçek bağışlayandır.”
“Bununla beraber ben nefsimi, kendimi temize çıkaramam. Çünkü nefis ısrarla kötülüğü emreder, kötülükte rehberlik eder. Ancak Rabbimin rahmetiyle muamele ettiği, koruduğu durumlarda, insan nefsin elinden kurtulabilir. Rabbim kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.”
(Bununla birlikte) nefsimi temize çıkarmıyorum. Şüphesiz, Rabbimin esirgediği dışında nefis sürekli kötülüğü emredicidir. Doğrusu Rabbim bağışlayandır, rahmet edendir."
'(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışındavar gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir.'
Ben nefsimi temize de çıkarmıyorum. Çünkü nefis, gerçekten kötülüğü şiddetle emreder. Ancak Rabbimin esirgediği nefis müstesnadır, çünkü Rabbim Gafûr'dur, Rahîm'dir.
“Fakat ben nefsimi paklamıyorum. Çünkü Rabbim olan Allah’ın rahmet ettiği durumlar hariç, nefis daima kötülüğü emreder. Şüphesiz benim Rabbim, çok bağışlayan ve çok acıyandır.”
«Ben nefsimi aklayamam, Allah yarlıgamazsa, nefis insanı kötülüğe götürür, benim Tanrım bağışlar, benim Tanrım yarlıgar»
“(Yine de) ben kendimi bütünüyle temize çıkarmaya çalışmıyorum. Çünkü Rabbimin merhameti olmadıkça, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
“Nefis aşırı derecede kötülüğü emreder”. Yani akıl ve sağduyunun ahlaken iyi ve olumlu bulmadığı yöne doğru insanı sürükler. “Kendinizi (beğenip) temize çıkarmayın!” (Necm
53:32) ayetiyle Allah, nefsi temize çıkarmayı yasaklamıştır. Nefisteki güdüler genelde insana kötüyü iyi, iyiyi kötü; güzeli çirkin, çirkini güzel olarak empoze eder. Faydalı eylemleri zorlaştırarak, zararlı eylemleri ise kolaylaştırarak insanı fıtratıyla çelişen yollara sevk eder. Düşmanlıklar, savaşlar, kavgalar, aşırılıklar, kinler, ihtiraslar hep bu kaynaktan beslenir. Akıl ile vahiy uzlaşıp tek bir güç olmadıkça nefsin tasallutundan kurtulmak ve fıtrat bozulmasını önlemek mümkün olmaz.
"Ben nefsimi temize çıkarmam; çünkü nefs, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir."
(Bununla beraber) nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
"Suçsuz olduğumu ileri sürmüyorum. Kuşkusuz ego, kötülüğü arzular. Ben ancak Rabbimin merhametini umuyorum; Rabbim Bağışlayandır, Rahimdir."
Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlığadığı müstesna. Muhakkak ki, Rabbim bağışlayıcı ve merhametlidir.
Nefsimi tebrie de etmiyorum, çünkü nefis cidden emmaredir fenayı emreder meğer ki rabbım rahmetiyle yarlıgaya çünkü rabbım gafur rahîmdir
«(Bununla beraber) ben nefsimi tebrie etmem. Çünkü nefs, olanca şiddetiyle kötülüğü emredendir muhakkak. Meğer ki Rabbimin esirgemiş bulunduğu (bir nefs) ola. Zîrâ Rabbim çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir».
(Yûsuf dedi ki:) “Hâlbuki (ben) nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefis, dâimâ kötülüğü emredicidir; ancak Rabbimin merhamet ettiği (koruduğu kimse)müstesnâ.(1) Şübhesiz ki Rabbim, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.”
(1)“Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâm demiş: وَمآَ اُبَرِّئُ نَفْس۪ي اِنَّ النَّفْسَ لَأَمَّارَةٌ بِالسُّٓوءِ [(Ben)nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefis, dâimâ kötülüğü emredicidir.] Evet nefsini beğenen ve nefsine i‘timâd eden (güvenen), bedbahttır (talihsizdir). Nefsinin ayıbını gören, bahtiyardır. (...) Fakat bazen olur ki, nefs-i emmâre (kötülüğü emredici nefis), ya levvâmeye (kendini çokça kınayan bir nefis mertebesine) veya mutmainneye (tatmîn olarak nefsinin fenâlıklarından kurtulmuş bir nefis mertebesine) inkılâb eder (döner); fakat silâhlarını ve cihâzâtını a‘sâba (sinirlere) devreder. A‘sâb ve damarlar ise, o vazîfeyi âhir ömre (ömrünün sonuna) kadar görür. Nefs-i emmâre çoktan öldüğü hâlde, onun âsârı (eserleri) yine görünür. Çok büyük asfiyâ ve evliyâ (Allah dostları) var ki, nüfûsları (nefisleri)mutmainne iken, nefs-i emmâreden şekvâ (şikâyet) etmişler. Kalbleri gāyet selîm ve münevver(nûrlanmış) iken, emrâz-ı kalbden (kalbî hastalıklardan) vâveylâ (feryâd) etmişler. İşte bu zâtlardaki, nefs-i emmâre değil, belki a‘sâba devredilen nefs-i emmârenin vazîfesidir. Maraz (hastalık) ise kalbî değil, belki maraz-ı hayâlîdir (hayâlî bir hastalıktır).” (Mektûbât, 26. Mektûb, 127-128)
“Ben kendi nefsimi temize çıkarmıyorum. Rabbimin merhameti olmasaydı, nefis, her zaman kötü olan şeylerin yapılmasını emreder. Şüphesiz ki Rabbim bağışlayan ve acıyandır” dedi.
«— Ben nefsimi temize çıkarmıyorum; çünkü nefis kötülüğü emreder [¹]. Meğer ki Rabbimin esirgemesi olsun. Çünkü Rabbim gafurdur, rahimdir.»
“Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü Rabbimin rahmet ettiği müstesna, nefis şiddetle kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim bağışlayıcıdır, merhametlidir.”
“Gerçi ben, bu sözlerle kendimi temize çıkarıyor değilim. Eğer günahlardan uzak durabildiysem, bu ancak Rabb’imin lütuf ve inâyeti sayesinde olmuştur.Rabb’imin yardımı olmasaydı, şeytanın ayartmaları karşısında kim günaha düşmekten kurtulabilirdi? Çünkü arzu ve ihtirâslar, insanı dâima kötülüğe çağırır; ancak Rabb’imin rahmet edip esirgemesi hâriç. Bununla beraber, arzu ve heveslerine yenik düşerek günah işleyenler ümitsizliğe kapılmasınlar, tövbe edip Rabb’imin merhametine sığınsınlar. Şüphesiz Rabb’im çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”
-“Kendi nefsimi temize çıkarmıyorum.
Şüphesiz Nefis, elbette Kötülüğü emredicidir; ancak rabbimin merhamet ettiği başka!
Benim rabbim, rahîm gafûrdur”.
“Ben, yine de nefsimi temize çıkarmıyorum,1 çünkü Rabbimin rahmet etmesi dışında nefis, kesinlikle kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim, gerçekten çok bağışlayıp çok esirgeyendir.”2 dedi.
1 Nefsi temize çıkarmak, Allah tarafından yasaklanmıştır. Zîrâ (Necm: 32.) âyette: “kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O (Allah), sakınanı daha iyi bilir...” buyurulmuştur. 2 Bu ifâdelerin vezirin karısına ait olduğunu söyleyen müfessirler varsa da Hz. Yûsuf (a.s.)’a ait olması, daha uygundur. Zîrâ vezirin yokluğunda karısı ona ihânet etmek istemiştir. Hâlbuki Hz. Yûsuf (a.s.) kimseye ihânet etmemiştir. Bk. (Taberî, Kurtubî, Celâleyn) Ayrıca 52 ve 53. Ayetlerdeki ifadeler vezirin karısı gibi Hz. Yusuf (a.s.)’a yaltaklanan birisine hiç de uygun ifadeler değildir.
“yine de ben kendimi bütünüyle temize çıkarmaya çalışmıyorum; çünkü Rabbimin acıyıp esirgediği 53 kimseler hariç, insanın kendi benliği [de onu] kötülüğe sürükle(yebili)r; 54 gerçekten de benim Rabbim çok acıyıp-esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır!”
“Bununla beraber ben kendimi tamamen temize çıkarmıyorum. Çünkü Rabbimin esirgemesi hariç kişinin benliği sürekli kötülüğü/şehevi arzuları emreder. Doğrusu benim Rabbim eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir.” 2/168-169, 50/16
Bununla birlikte, ben kendimin her türlü hatadan beri olduğunu da söylemiyorum; çünkü -Rabbimin merhamet ettiği durumlar dışında- insan benliği daima kötülüğü emreder;[1874] Hele ki Rabbim çok bağışlayandır, pek merhametlidir.”[1875]
[1874] Veya: “Rabbimin rahmetiyle (koruması) dışında, şüphesiz insan benliği kötülüğün daniskasını işletebilir..” Âyetin ilk cümlesindeki nefsî (kendimi) tamlaması bilindiği için, ikincisi aynı formda değil ahd lamı ile (el-nefs) gelmiştir (Krş:
73:15-16). Bunu çeviride “ben kendim” şeklinde karşıladık.
[1875] 52 ve 53. âyetlerin Hz. Yusuf’a ait olduğunu İbn Abbas’tan gelen rivayet de teyit eder. Klasik müfessirlerin bir çoğu da bu görüştedir (Bkz: Mukâtil; Ferrâ; Taberî; Zemahşerî). Buna iki itiraz gelebilir:
1. İtiraz: Kıssanın akışına göre bu sözler söylendiğinde Yusuf hâlâ zindandadır ve 54. âyetin de gösterdiği gibi daha sonra çıkacaktır.
Cevap: Bu sözler Hz. Yusuf’a aittir ve bu sözleri zındandayken söylemiştir. Zira ölümden kurtulan zindan arkadaşı, kralın rüyasını yorumlatmak için geldiğinde, Aziz’in karısının itiraf sahnesini (51. âyet) Hz. Yusuf’a aktarmıştır (Mukâtil ve Ferrâ).
2. İtiraz: 51-53. âyetler arasındaki söz akışını kesecek lafzî bir emare yoktur. Kıssanın akışı da, söz akışını desteklemektedir.
Cevap: Bu itiraz tutarlı ve yerindedir. Ne var ki, 52. âyetin içeriği, bu itirazı boşa çıkarmak için bize yeterli gerekçe sunmaktadır. Sözkonusu âyette geçen sözen Hz. Yusuf’a ait olduğu, âyetin içinde yer alan iki ibareden ayan açık anlaşılmaktadır (52. âyetin 55. notuna bkz). Zira Aziz’in karısı hem suçunu itiraf etmiş, hem de Yusuf’un ifadesinin doğruluğunu kabul etmiştir.
Râzî iki yorumu da tartışır ve 53. âyetin kadına isnadını da Hz. Yusuf’a isnadını da sorunlu olarak görür ve her iki ihtimali de dışlamaz. İbn Kesir, Reşid Rıza ve Elmalılı, 52 ve 53. âyetlerde konuşanın yöneticinin karısı olduğu görüşünü tercih ederler.
«Ve nefsimi tebrie etmem. Şüphe yok ki nefis fenalıkla pek ziyâde emredicidir. Rabbimin esirgemiş olduğu müstesna. Muhakkak ki Rabbim çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.»
52, 53. Ve devamla şöyle dedi: Bunu böylece söylüyorum ki eşim vezir de (Yusuf'a sahib olmaya yeltenmemle beraber) kendisinden gizli olarak ona (fiilen) hiyanet etmediğimi ve Allah'ın hainlerin hilesini iflah etmeyeceğini bilsin. Doğrusu, ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü Rabbimin merhamet edip korudukları hariç, nefis daima fenalığı ister, kötülüğe sevk eder. Doğrusu Rabbim gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur). ”
Bu âyetler için şu tefsir daha yaygındır: “(Yusuf dedi ki:) Maksadım, vezire hainlik etmediğimi, hainlerin hilelerini Allah’ın iflah etmeyeceğini onun da bilmesini sağlamaktı. Ben nefsimi temize çıkarmam (…)”. Fakat ilk tefsir, Hz. Yusuf (a.s.)’ın makamına ve Kur’ân’ın siyakına daha uygundur (İbn Kesir). Zira kail, yani sözü söyleyen açıkça bildirilmiyor. Bu da vezirin eşinin sözünün devam ettiğini gösterir.
Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, daima kötülüğü emredicidir. Meğer Rabbimin esirgediği bir nefis ola. Rabbim bağışlayandır, esirgeyendir.
Ben nefsimi aklamam. Çünkü nefis insana kötülüğü emreder durur; Rabbimin ikram ettiği biri ise başka. Rabbimin bağışlaması çok, ikramı boldur.”
-Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü nefis, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim, bağışlayandır, merhamet edendir.
“Yine de ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder—Rabbimin merhamet ettikleri müstesna. Rabbim ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”
"Nefsimi ak-pak gösteremem. Çünkü nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder. Ama Rabbim çok affedici, çok esirgeyicidir.
“daħı berį eylemezin nefsümi bayıķ nefs buyurıcıdur yavuzlıġı illā ol kim raḥmet ķıla çalabum bayıķ çalabum yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.”
Daḫı nefsümi baġışlamaz‐men. Ādem nefsi yamanlıġa buyurıcıdur illāTañrı raḥmet eyledügi kimesneyi. Çalabum günāhlar baġışlayıcıdur, raḥmet idicidür.
Mən özümü təmizə çıxartmıram. Rəbbimin rəhm etdiyi kimsə istisna olmaqla, nəfs (insana) pis işlər görməyi (şəhvətə uymağı) əmr edər. Həqiqətən, Rəbbim bağışlayandır, rəhm edəndir!”
I do not exculpate myself. Lo! the (human) soul enjoineth unto evil, save that whereon my Lord hath mercy. my Lord is Forgiving, Merciful.
"Nor do I absolve my own self (of blame): the (human) soul is certainly prone to evil,(1712-A) unless my Lord do bestow His Mercy: but surely my Lord is Oft- forgiving, Most Merciful."(1713)*
1712-A Ammarah: prone, impelling, headstrong, passionate. See n. 5810 to
75:2. 1713 See n. 1712.1 construe this verse to be a continuation of the speech of the wife of the 'Aziz. It is more appropriate to her than to Joseph. (R).